ZOKA / ABDULLAH KÜÇÜK


Yazar Adı: ABDULLAH KÜÇÜK 

Kitap Adı: ZOKA 

Yayın evi: AHBAP KİTAP 

Basım Yılı: TEMMUZ 2020 (1. BASIM) 

Türü: ROMAN 

Sayfa Sayısı: 394 


📚 Önce Kıskaç romanıyla Abdullah Küçük ile tanıştık, şimdi de Zoka ile dostluğumuz devam ediyor. Birkaç sene önce Kıskaç’ı okumuş biri olarak Zoka’yı okumamak olmazdı, ben de okudum. 


📚 Abdullah Küçük, 1959’da Malatya’da doğdu. Kimya Mühendisi olup Ankara’da bir bakanlıkta teknik personel olarak çalışmaktadır. 1998 yılından itibaren öyküler yazmaya başladı. 2014 yılında polisiye türünde ilk romanı Tetikçinin Kadını, 2015 yılında aşk, hayat ve ülke meseleleri konulu, dönem romanı da sayılacak Ve… Aşk Devrildi adlı ikinci romanı yayımlandı. 2017 yılında hem polisiye hem –okuyucu yorumlarıyla- içinde hayatın sunduğu her şeyi barındıran, 1962 yılında başlayıp 2004 yılında noktalanan taşradaki bir konağın anlatıldığı “Kıskaç” adlı romanı yayımlandı.  


📚 Kurguyla gerçeğin örtüştüğü anlar vardır. Gün gelir, kurgusal karakterlerden birileri gerçek hayatta karşınıza çıkabilir... Sencer, apartmanın girişindeki kendi dairesine ait posta kutusunda tehdit notları bulur. Böyle bir şeye kim / kimler teşebbüs edebilir ki? Geçmişi yeniden kurcalar. O ara iki kişi, iki ay arayla hunharca öldürülür. Akla gelen şüphelilerin bu derece zalim olmaları korkutucudur.  Katil, Sencer’den akla hayale gelmedik bir istekte bulunur. Sencer, kırk sekiz saat dolmadan şifreyi çözüp katile ulaşmak zorundadır. Tek bir çıkışım vardı: Operasyonu kendi başıma yapmak. Eğer bir kahramansan kahramanlığın gereğini yapmalısın. Değilsen de önemli değil, en pasif bir insanın içerisinde dahi uyuyan bir cengaver vardır, yeter ki derin uykusundan onu uyandıracak büyüklükte bir tepki oluşsun. Değil midir, aşk düşünce yüreğe, kılıcını kuşanır... (Arka Kapaktan) 


📚 Ahhh… Sencer ve bitmeyen geçmişi araştırma merakı, cevapsız soruları cevaplama uğraşı. Bitmeyen iç hesaplaşmaları, kendi ile konuşmaları, üstelik kendisini hep küçümseyerek, aşağılayarak.  


📚 Ailesi ve çevresi Sencer’e neden bu kadar kızıyor? Gerçekten geçmişte olanlar geçmişte mi kalmalı? Yoksa geçmişte yaşananlarda, halının altına süpürülüp üzeri kapatılan, küllenmiş olaylarda herkesin katkısı, suçu mu var? Onlara göre; olan olmuş biten bitmiş, yeni düzen kurulmuş, geçmişin külleriyle bugünü kirletmeye ne gerek var? Neden tekere çomak sokar bu Sencer? Rahat mı battı? *Düzenin bozulmasında gerçekten sadece Sencer mi suçlu? Aradan bunca zaman geçmişken, ortalık durulmuşken Sencer’in posta kutusuna not bırakıp, tehdit edenin suçu yok mu? Ya cinayetleri işleyen katillerin, olayı örtbas edenlerin hiç mi suçu yok? 


📚 Ne olacak bu gariban Sencer’in hali? Olaylar karşısındaki tutumunu, kendisiyle konuşmalarını okudukça güleyim mi, ağlayayım mı kızayım mı? Bilemedim… Ama şöyle bir silkelemek mi, dürtmek mi, tartaklamak mı? Desem bir şeyler yapmak istedim. Hani bayramlarda sevmediğimiz birinin elini öpmemek için oyalanırız da annemiz arkadan çaktırmadan, dürtme, çimdikleme, tartaklama gibi bir müdahalede bulunur ve sizi harekete geçirir. İşte bende Sencer’e öyle bir müdahalede bulunmak, onu kendine getirmek, harekete geçirmek istedim.  


📚 Bence Sencer’in Nalan’ı sevme sebebi; kendi eksikliklerini onda bulması. Nalan’ın hayatla dalga geçmesi, çevreyi takmaması, olaylar karşısında duruşu, yerine göre argo konuşması, kimseden korkmadan karşısındakine kafa tutması yani kısaca Sencer’de olmayan özelliklerin onda olması Nalan’ı cazip yaptı. Aslında bir elmanın iki yarısı gibi birbirlerini tamamlıyorlardı.  


📚 Bir konuşmada savcı Sencer için: ”Sencer’e dikkat et, sakin bir duruşu var ama arı kovanına parmağını sokmayı seviyor, sevmem öyle tipleri, gereksiz girişimlerde bulunabilir.” Diyor. Aslında savcı kibarlık etmiş pısırık yerine ‘sakin duruş’ demiş. Sencer’de denilen gibi olmadık zamanlarda beklenmeyen hareketler yapıyor. Acaba Sencer’de kişilik bozukluğu yani çift kişilik hastalığı mı var?   


📚 Birçok eski sır açığa çıkarken yeni sırlar olduğu da öğrenildi. Sencer yeni öğrendiği sırların peşine düşecek mi? Bu yaşananları da kitap olarak yazacak mı? Huyu Sencer’e benzeyen yeğeni ( yeğeni mi oluyordu?) Çağlar bayrağı devir alacak mı? Yaşamın devamı olduğu gibi Sencer ve ailesinin hikayesi de devam edecek mi? diyorsanız önce kitabı alın okuyun, sonra yorumlarda buluşalım. Size kitaptan birkaç ipucu: 


📌 Uzun süre bir yerde yaşayıp kendisini oranın yerlisi görenler dışarıdan gelenleri işgalci konumunda değerlendirirler. 

📌 Ben İstanbul’u adımladım. Adımlarımın kıymetini bildiğim tek şehirdir İstanbul. 

📌 Öldürüleceğini biliyorsa, katilini de biliyor olmalıydı Recep… Hesabı görülecek diğer iki kişi kimlerdi? 

📌 Hiç olacak şey mi bir kovboy filmi meraklısının Clint Eastwood veya Sergio Leone’den bihaber olması? Godfather’ı bilmemek mafya üyesine yakışır mı, her konuda cahilleştiğimiz bir dönemi yaşadığımız aşikardı. 

📌 İçindeki öfkeyi atamayan insanlar tehlikelidir. Bir süre sonra o öfke zihnini sarar. Savuşturamazsın.  


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube