YUVARLANIP GİDİYORUZ




Naim. Can dostum benim... Karşılıklı olarak, en iyi veya en kötü zamanlarda bile karşılıksız bir dostluğun, arkadaşlığın iki ucundan biri. Cüssesi gibi kalbi de büyük insan. Sabah sekizde mesaim olsa bile, gece sabaha dek sıkıntısını dinleyip uykusuz işe gidebilmeyi göze alacağım kadim dost. Tıpkısını o da yapmıştır çokça.


Biraz eskilere gidelim mi? Cep telefonlarının yeni icat olunduğu ama rahatımızın bozulduğu yıllara… Bizim yöremizin insanı hep en zor koşullarda kazanmıştır ekmeğini. Gurbetçisi çoktur bu toprakların. Yolda, izde geçer ömürler.


Naim de yollarda işte o zamanlar. Sen Naim’sin; bir yandan yola git, bir yandan da cep telefonuyla haber anlat dur insanlara… Çünkü sözümüz çok bizim. Anlatılacak anı, sohbet edilip gülünecek öyküler destan gibi.


İşte bu durumun içinde ve dahi bir aracın içinde Naim direksiyon sallamaktadır. Bulunduğu mevki Samsun / Çakallı yöresi... Olağan koşullarda bölgenin adına hürmeten yola "çakal" fırlaması gerekirken, çıkar mı bunun önüne koskocaman bir köpek ve tam da gelir mi o an olmaz olası cep telefonuna da bir çağrı? Köpek mi, direksiyon mu, fren mi, telefon mu derken, bizim Naim son anda telefonu açacak tuşa basmayı becerir ve sorar karşıdaki ses,


“Ne var ne yok Naim, yolculuk nasıl gidiyor?”


Ama araç yol kenarındaki tarlada tam üçüncü taklayı tamamlayıp, bir sonraki tura geçmek üzereyken Naim yanıtlar soruyu;


“Daha ne olsun Nevzat Abi! Yuvarlanıp gidiyoruz!”


O şimdi bir süredir ara verdiği ticaret yaşamına fındık tüccarlığı ile yine yeniden “merhaba” dedi. Yolun açık olsun dostum… Bol kazançlar.


Yazan: Murat Akyol


Düzeltmen: Tolga Ziyagil

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube