YUSUF ALPER SÖYLEŞİSİ

En son güncellendiği tarih: May 6


-Yusuf Alper’i birçok rolü başarıyla bir arada taşıyabilen nadir şahsiyetlerden biri olarak görüyoruz. Şair, eleştirmen, psikiyatrist, yazar ve akademisyen olarak Yusuf Alper okurda saygı ve hayranlık uyandırıyor. Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?


Yusuf Alper-Sevgili Kemal Albayrak, ilk kitabımın yayınlanmasından beri kendimi önce insan, sonra şair sonra da hekim-psikiyatrist olarak tanımladığımı söylerdim. Bugün de değişmedi bu düşüncem, duygum. Ben öncelikle eleştirmen olmadığımı söylemeliyim. Benim düzyazı kitaplarımın bir kısmı denemeye yakındır ama asıl şair incelemeleri söz konusudur. Yani şairleri psikodinamik açıdan inceleyen kitaplar. Deneme-inceleme diyebileceğim “Şiir Ve Psikiyatri Kavşağında” var. Deneme ve benimle söyleşilerden oluşan “Şair Her Zaman” var. Belki genişletilmiş yeni baskısı olabilir ya da ayrı yeni bir kitap olabilir. Ya da söyleşilerden oluşan bir kitap olabilir. Bu da iyi bulduğum 5-10 kadar söyleşimi toplayıp bir kitap yapma biçiminde olabilir. Bunu özellikle istiyorum çünkü özellikle gençlere yönelik, onların yaratma ve şiir üstüne zihinlerini açmaya yönelik söyleşilerimi kitaplaştırmak istiyorum. Bu arada belki de face’te zorunlu olarak yazdığım küçük “Genç Şaire Not” gibi notlarımı toparlamak ( ilerde) ve bir kitap haline getirmek de olası olabilir.


Psikiyatristliğime gelince; ben daha çok, şimdilerde biyolojik- teknolojik olanın baskısı altında, kimsenin çok ciddiye almadığı psikoterapi, yani Dinamik Psikiyatri ile ilgiliyim. Yani bir insanı anlamak 5-10 dakikada olacak şey değildir en az1 saat dinlenmelidir diyen ve insanları dinleyen, onlara zaman veren bir anlayışla psikiyatristlik yapıyorum. Danışanlarımın çok memnun olduğunu biliyorum. Cemal Abi de “Bütün şairler psikologdur, olmak zorundadır. Sen reçete yazmasını da bileceksin. Türkiye’nin en iyi psikiyatristi olursun” demişti.


K. Albayrak-Son şiir kitabınız “Bir İnsan Sesi Duymak” okurun heyecanla beklediği bir kitap oldu. Şiir okunmadığından, yayınevlerinin şiir kitap basmak istemediğinden yakınılan bir dönemde 12. Şiir kitabını okurla buluşturan bir şair olarak Türk şiiri ve şiirin geleceği hakkında neler söylemek istersiniz?


Y. Alper- Sevgili Kemal “heyecanla bekleyen okur” dediğin 1 kişi o da sen olmalısın. Kimsenin heyecanla beklediğini sanmıyorum. Ama sana bu duyguların için teşekkür ederim. Benim için 1 okuyucu bile yeterlidir. Aslında biz şairler bir okuyucuya yazarız ancak sanki 7 milyar insan alıp okuyacakmış gibi bir sanıya kapılırız. Belki senin gibi okuyucu-şairler de herkesin “heyecanla beklediğini“ sanıyorlar. Neyse. 12. Kitabımın çıkması ayrı bir konu. 30 yıl öncesine kadar kitaplarımız 2000 basılıyordu.(40-50’lerde 3000-5000 basılıyordu), sonra azaldı 1000 basılır oldu. Son zamanlarda 600-700 basılır olmuş. Hatta daha da az basıp gerekirse digital baskıyla hemen çoğaltıp gönderme de oluyormuş. Neyse ki sağ olsun Adnan Özer kardeşim benim kitabı 1000 basmış. Dağıtımcılar epey fazla kitap istemişler. Bu sevindirici. Sanırım “Annem Çok Küçükken Öldü-Psikodinamik Açıdan Cemal Süreya Ve Şiiri” kitabım da sanırım 1000 basılmış. Ayrıca onun 4000 de 1. Baskısı vardı.


Türk Şiiri zaman zaman kriz dönemleri yaşayabilir. Genel olarak şiir de yaşayabilir ancak 1 insan kalıncaya kadar şiir ölmez. Şiir yazma nasıl ihtiyaçsa okuma da öyledir. İnternet

şu bu ne olursa olsun insanın varoluşsal sorunları oldukça (ki hep olacaktır) şiir hep olacaktır. Şiir sosyoekonomik sıkıntılarla ilgili olabilir ancak her şeyin eşit olduğu zengin-yoksul ayrımı, savaş, baskı, zulmün kalmadığı bir dünyada (ki bu bir ütopyadır) bile şiir varlığını sürdürecektir. Şiir insan için yazılır, zengin de olabilir yoksul da. Varlığını sorgulayan, varoluşsal sıkıntılar yaşayan herkesin şiire gereksinimi olur ve olacaktır. İnsan olan herkesin sonuçta… ”Bir gün mutlaka”…


K. Albayrak-Psikolojik Açıdan Nâzım Hikmet ve Şiiri, Psikodinamik Açıdan Haydar Ergülen ve Şiiri- Ateşli Bir Hastalık, Psikodinamik Açıdan Metin Cengiz ve Şiiri, Psikodinamik Açıdan Ahmet Erhan ve Şiiri, Psikodinamik Açıdan Enver Ercan ve Şiiri seçkin kitaplarınız. Geçmişte yaşayan şairlerden de günümüzden de şairleri yazmışsınız. Şair seçiminde psikodinamik açıdan mı yaklaştınız beğenileriniz mi etkiledi?


Y. Alper- Başlangıçta Cemal Süreya’yı yazmayı düşünüyordum. Başlamıştım. Ancak daha sonra çeşitli vesilelerle başka şairleri yazdım. Sonra da 20,YY Türk Şiirini bu açıdan, örnek şairler üzerinden bütünüyle taramak istedim. Bazıları kitap boyutunda oldu. Biraz daha kısa olanları da yakında yayınlanacak ”Türk Şiirinin Psikodinamiği” başlıklı kitabımda topladım. Böylece bütün 20.Yüzyıl şair-şiirlerini incelemiş oldum. Hatta birkaç genç şair de 21. YY şairi.


Şair seçimimde tabii ki biliçdışından yararlanma durumları, fazla malzeme vermiş olmaları-olmamaları etkili olmuştur. C.Süreya (ve bütün II.Yeni) bilinçdışının şairidir. O, grubun hem oluşturucusu hem de bilinçdışı malzeme verebilen bir şairdir. Bu alandaki en iyi kitabım C. Süreya kitabıdır. Sonra Mehmet H.Doğan Nâzım’ın doğumunun 100.yılı için bir panelde bu konuda konuşup konuşamayacağımı sordu, rica etti. Kabul ettim. Çorbada tuzum bulunsundu. Tabii onda bilinçdışı değil daha çok bilinç düzleminde çalışacağımı biliyordum. Öyle de oldu. Sonra A.Erhan için 35. Yıl kutlaması nedeniyle yazı rica edildi, yazdım, baktım çok geniş oldu onu da kitap yaptım. Sonra Haydar Ergülen ve Metin Cengiz’i de 80 kuşağı şairleri olarak incelemiş oldum. İkinci en iyi kitabım Enver Ercan’ın psikodinamiği oldu. Enver o kadar zengin bir malzeme, özgeçmiş, yaşam önüme koydu ki 4-5 sayfalık yazı yazmayı düşünürken kocaman bir kitap oldu, Varlık’tan 2015’de basıldı.


Geçen yıl 60 kuşağı şairlerine örnek olarak Ataol Behramoğlu’nu yazdım. Bu kitap da en iyilerden biri oldu. Hem oldukça zengin duygu ifadeleri, çatışmalar, bilinçdışı süreçler, kuşaktan kuşağa aktarılan travmalar var hem de kendini kolay ele veriyor. O nedenle kitap 350 sayfa dolayında, geniş bir kitap oldu. Bu yıl İzmir Kitap Fuarına yetişeceğini sanıyorum, basılıyor. Bir başka şairle ilgili kitap da hazır durumda, belki o da yakın zamanda yayınlanabilir.


K.Albayrak-Haydar Ergülen gibi hayatta olan bir şairi yazmak da cesaret işi, kendisinden nasıl bir tepki aldınız?


Y. Alper- Sevgili Kemal ben aslında çok aklı başında, sorun çıkarmayacak şairleri yazdım, yazıyorum. Kimse sorun çıkarmadı. Etik açıdan çok dikkatli, saygılı davrandım. Özellikle Nâzım gibi bir devi, dokunulmaz bir şairi yazarken çok dikkat gerekirdi ki ettim. Cemal Süreya da ölüp gitmişti ve o da “hayır, o öyle olmamıştı, öyle değil” deme şansına sahip değildi. Ona da çok özen gösterdim. Haydar da Metin de en küçük bir itiraz etmediler. Enver için yazdıklarımdan (riskli, spekülatif olabilecek) itiraz geleceğini düşünmüştüm. O da tam beni yazmışsın, dedi, teşekkür etti. Ben bu incelemelerde özellikle spekülasyondan uzak durmaya çok özen gösterdim, arkadaşlar da saygıyla, sevgiyle karşıladılar.


Asıl Ataol Abiden itiraz olabileceğini bekliyordum, olmadı. Çok sevdi, birçok şeyi okuduğunda şaşırdı ama benim bu konudaki belki “yetkinliğimi ve etik-mesleki duyarlılığımı” çok iyi anladığı için saygıyla, sevgiyle karşıladı. Bir harf olsun değiştirmek istemedi. Özellikle İsmet Özel’le olan çok özel ilişkileriyle ilgili spekülatif olabilecek, Freud düşüncesinin en dibinden yorumları mı bile reddetmedi. Olası ki sözün bana ait olduğunu ve sorumluluğun da bende olduğunu düşündü. Tabii ki benim tavrım nesnel, bilimsel-hermenötik, etik bir tavırdı.


K. Albayrak- Sıradaki şairimiz kim okurlarınız merak ediyor olmalı?


Y.Alper-Yukarıda anlattığım gibi Ataol Behramoğlu. Sonraki hazır olanı söylemeyeyim. Ayrıca toplu yazıların olduğu kitapta (yakında çıkacak), Edip Cansever, Gülten Akın, Sezai Karakoç, Aşık Veysel, Refik Durbaş, Hüseyin Peker, Arkadaş Z.Özger, C.Koytak, Abdülkadir Budak, Veysel Çolak, Gültekin Emre, Adnan Özer, Yunus Koray, Neslihan Yalman, Nihat Özdal vd. var.


K.Albayrak-1975’ten bu yana şiir dünyasında saygın bir yeriniz var. “Şimdi Hangi Irmakta” 1999 Orhon Murat Arıburnu Ödülleri, Sabahattin Kudret Aksal Şiir Özel Ödülü, “Zamanı Geçtim”, Çağşad 2012 Abdulkadir Bulut Şiir Özel Ödülü ve son olarak, “Yolda” kitabınızla edebiyatımızın en önemli ödüllerinden Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü 2014’te aldınız. 1975’ten 2019’a şiir yolculuğunuzu ve ödülleri değerlendirebilir misiniz?


Y. Alper-İlk şiirlerim Ilgaz Dergisi’nde yayınlandı. Sonra Ankara Sanat, Sesimiz, Oluşum, Türkdili, Türkiye Yazıları vb. Ankara dergilerinde. Bu dergiler oldukça saygın dergilerdi. O zaman Oluşum ve Sesimiz için şiir seçici Cemal Süreya’ydı. Sonra Ankara’dan gidince başkalarına geçti. Sonra İstanbul’da çıkan çok iyi dergilerden biri Somut, İzmir’de Dönemeç vb. Bir süre sonra da Varlık, Yazko Edebiyat, H. Gösteri, Biçem-Yeni Biçem-Akatalpa, E. Dergisi, Düşler, Dize, Ünlem, İle, Şiirden, Sincan İstasyonu, Kurşunkalem vb. dergilerde yayınlandı.


Ödüllere gelince; ben ilkesel olarak seçici bir tutum gösterdim. Bir kasabada verilen, edebi değeri içime sinmeyen seçiciler kurulu olan hiçbir yarışmaya katılmadım. Katıldığım bazı yarışmalarda ise ödül vermediler. Bizde ödüller pek nesnel olarak seçilip verilmez. Olası ki 1-2 kişi okumuş (gibi gelir, ısrar eder ya kendi müridine, ya yakınına verdirir. Ben sadece bir cümle söyleyeyim; durumun vehametini anlayın. Metin Altıok, Necatigil’in ölümünde sonra 7 kitap yayınladı. Olası ki çoğuyla o ödüle katılmıştır ve o ödülü alamamıştır. O Altıok ki Necatigil daha ilk şiirleri için şunları yazmıştır (aklımda kaldığınca) :” … ince duyarlığın, şiir işçiliği sağlam 8 şiiri, meseledir.” (İlk kitabı Gezgin’in kapağında da yer almıştır). Sonra Altıok’un nasıl çok iyi bir şair olduğu serüveniyle ortaya çıktı. Nasıl becerdiler, kim becerdi? Çok merak ederim.


Ama şunu söylemek isterim: Aslolan şiir yazmaktır, gerisi yan ürünlerdir. Ödüller şair olmayan kimseyi şair yapmaz. Almayanlar da kötü şair olmaz. Yunus, Nâzım vb. ödül mü almışlardı?


K.Albayrak- Daha önce yayınladığınız “Psikodinamik Açıdan Cemal Süreya ve Şiiri “ kitabını “Annem Çok Küçükken Öldü- Psikodinamik Açıdan Cemal Süreya Ve Şiiri” adıyla okurla buluşturduğunuz görülüyor. Kitap okurda, edebiyat ve akademi dünyasında nasıl tepkiler aldı? Genellikle şair ve yazarlar egoist ve narsist oluyor, yazdıklarını, yapıtlarını ulaşılmaz görüyorlar. Siz diğer şairleri yücelten, yapıtlarını göklere çıkaran olumlu yönlerini okurla buluşturan bir şairsiniz. Bunu akademisyenliğinize mi bağlayalım ya da Cemal Süreya ve Necatigil gibi elsever mi diyelim?


Y.Alper-Sevgili Albayrak kitabın ilk baskısı 2008 ‘de çok büyük bir ilgiyle karşılanmıştı. Bir ilaç firmasının sponsorluğuyla 4000 basılmıştı. 3000 adeti çok hızla dağıtıldı. 1000 adeti edebiyat dünyası için dağıtıma, satışa verildi. Cumhuriyet, Milliyet, Vatan, Zaman vb.gibi gazete ve kitap eklerinde büyük sayfalar ayrılarak incelendi, tanıtıldı. Çok sayıda dergide değerli şair ve incelemeciler güzel yazılar yazdılar; Orhan Kahyaoğlu, Hüseyin Peker, Alova, Gonca Özmen vb. Bir kısım yazılar da aynı anda toplu şiirlerim “Giderim Giderim Dünya Yuvarlak” (İlk 8 kitap) yayınlandığı için birlikte tanıtıldı.


Evet, şairler genel olarak narsisist olurlar. Ancak ben Nâzım dahil kimseyi yüceltmedim. Nesnel bir şekilde inceledim, psikanalitik, psikolojik açıdan fark ettiklerimi paylaştım. “Göklere çıkarma” söz konusu değil. Ancak Cemal Süreya’nın bazı şiirlerini çok sevdiğimi göstermiş olabilirim. O da hak ettiği içindir. Bir de yeri gelmişken şunu söyleyeyim: Bazı insanlar sanıyor ki seçtiğim şiirler en büyük, önemli şairler olduğu için seçiyorum. Öyle bir şey yok. Başka yerde de yazdım yine yazayım: Ben şairleri at yarışına sokmam. Her şair kendi çizgisi, anlayışı içinde estetik açıdan çok yüksek şiirler yazıyorsa büyük ya da önemli şairdir. Hiçbir şair benden daha önemli bir şair olduğu için de incelenmemiştir. Benim durumumu zaman gösterecek: ”Bilmeyen ne bilsin bizi/Bilenlere selam olsun”


K.Albayrak- Sizi en çok etkileyen şair kim oldu? Cemal Süreya’yı takip ettiğiniz, mektubunuzla etkilediğiniz, görüştüğünüz, kitabınızda hayranlığınızı gizlemediğiniz ortada. Şiir dünyanızda örnek aldığınız bir şair var mı?


Y.Alper- Geçen gün Çağrı Radyo-İnt.radyo’da Koray Feyiz’in konuğuydum. Orada uzunca anlattım. Ben şair değil, şiirleri ustam bildim. Bir şaire bağlanmayı, müridi olmayı, taklit etmeyi hiç yapamadım, yapmadım. Belki becersem daha iyi olurdu. Bu benim kişilik yapımla, kimselere sıkı bağlanamama gibi durumumla ilgili olabilir. Ama birçok şairin şiirini sevmişimdir. Tipik bir örnek alma olmaksızın C. Süreya ve Necatigil ( daha çok duyarlık, insani tutum vb.) yakın bulundu. Ben bunlara M. Altıok’u da ekleyebilirim. Böyle bir çizgi. Ama Y.Kemal, Haşim, N.Hikmet, N.Fazıl, Dıranas, Dağlarca, A.Halet Çelebi, C.Sıtkı, Külebi, Rifat, Anday, Necatigil, A.İlhan, Cemal Süreya, E. Cansever, T.Uyar, Ece Ayhan, İ. Berk, H. Yavuz, M. Altıok vd. birçok şairimizin çok sayıda şiirini ya da dizesini severim, sevmişimdir.


K. Albayrak-Yusuf Alper Türk şiirini dünyaya da tanıtan temsilcilerimiz arasında görünüyor. Çevrilen şiirleriniz yurt dışında da beğeniyle karşılanıyor. Çeviri şiir kitabı düşünüyor musunuz? Şiirimizin dünya edebiyatındaki yeri hakkında görüşünüz neler?


Y. Alper-3-4 ülkede, şiir ve yazın toplantılarına katıldım. İlgi gösteriyorlar. Ama bu ne kadar gerçek bir ilgi bilemiyorum. Ama şiirimizin, dünyada iyi şiirlerden olduğunu sanıyorum. Sorunların olduğu, insani sıkıntılar, yoksulluk, eşitsizlik, insan hakları ihlallerinin olduğu, geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde şiir daha canlı, dinamik. Akdeniz ülkeleri ve Latin Amerika bu bakımdan önde diye düşünüyorum.


Çeviri şiir kitabı tabii ki düşünürüm. Ne kadar çok insana ulaşırsam o kadar iyi olur. Ancak birileri yurtdışından istekte bulunacak, çevirip orada iyi bir yayınevinden basacaklarsa…Başka türlüsü, burada çevirtip yayınlamak, festivalde karşılaştığımız şairlere ulaştırma düzeyinde kalır ki fazla anlamı yok. O şairlere birkaç şiir verilebilir.


K. Albayrak-Dünyayı ve geleceği değerlendirmede depresiflerin daha gerçekçi olduğunu büyük şiirlerin hüzün içerdiğini söylüyorsunuz. Yusuf Alper şiir yazarken hangi değerleri, ölçütleri baz alıyor?


Y. Alper-Öncelikle metnin şiir olması, iyi şiir olması, yani estetik ölçütleri karşılaması gerekir. Ondan sonra insanın olması, insani değerlerin işlenmesi, bir sorununun, meselesinin olması önemlidir. Arada sözcük oyunları, güzel söz söyleme amaçlı dizeler olabilir ancak şiir tümüyle oyun olamaz. Oyun özellikleri öne geçmesin isterim. İçtenlik, duyarlılık benim olmazsa olmazlarımdır. Her şiirde olmayabilir. Bazı şairleri hiç ilgilendirmeyebilir. Sonuçta ben Anglosakson ya da İskandinav şairi değilim.


K.Albayrak- En başarılı bulduğunuz sizin için özel olan şiiriniz hangisi?


Y.Alper - Şiirlerim çocuklarım gibidir. Hiçbirini ayırmak istemem ama bazı şiirlerimi estetik açıdan daha düzeyli, çarpıcı bulurum. Öylesine aklıma gelenler: Kanayan Şiirler, Nedir Beni Benden Alan, Ne Kalır, Çığ, Söz, Bin Şiir ki, Büyümek, Söyleyin, Arada, Sonra, Yolda, Savrulma, Dalgaların Sesiyle, Derin Uğultu, Gömülsün Bir An Önce, Hançer…


K. Albayrak-En sevdiğiniz şiir ya da şiirin bir mısrasını dizesini bizimle paylaşır mısınız?


ARADA

Doğum çığlığıyla ölüm arasında

Upuzun bir yol, sonsuza gider

Yalpalayışla, çarpılışla, acıyla

Karanlığın kalbine kalbine gider

Unutuş ey unutuş beni doğuran anne

Şimdi burdayım işte, karanfilin koynunda

Zaman ırmağından çok sular geçti

Denize nasıl gider, nasıl varırsam öyle...

Kahkahayla bastırılan bir ölüm sessizliği

Hayatınız iki kere iki ediyor gibi

Oysa sonsuz katsayı, sonsuz kederle...

Örtüyor ölümün baskın sesi neşeyi

Bu labirent, bu kuyu, saklı oluş tuzağı

Buraya nasıl geldim, nereden çıkacağım?

Yüreğimi kaptırıp yok olmak var ucunda

Bastırıyor bu acı beni derin sulara

Beni serin sulara sürükle ey zamanın

Düşman yel değirmeni beni serin sulara

Dağlar ovalar boyu pamuktan uykularla

Varayım okyanusun okşayan kollarına


En sevdiğim mi bilmiyorum ama bazı dizelerimi sanki daha çok seviyor gibiyim. Çarpıcı bulduklarımı:


Cemal Abi’nin çok sevdiği ve alıntıladığı iki dize:


Biliyorum ölüm yok yaşamada/Dostların geçip gitmesi var ancak.”

“Ben acılar tecimeni/Acılar alır satarım/ Bir hüznü durmasız okşar/ Öper çoğaltır satarım.”

“Bir çocuk ki ellerinde martılar büyütür/Salar sonsuz denizlere parmaklarından”

“Giderim giderim dünya yuvarlak/Dünya yuvarlaksa nasıl ederim”

“Söz acıdan doğmuştur/ Kölenin çığlığından“


Ben dize şairiyim ve berceste mısra dediğimiz çok sayıda dizem olduğunu sanıyorum. Daha çok örnek verebilirim.


K.Albayrak-Gelecek neslin yeni şair adaylarına neler önerirsiniz?


Şairlere şöyle yazın böyle yazın denmemeli. Her şair kendi biçemiyle gelir, kendini kabul ettirir. Ancak Türk ve Dünya şairlerini (önemli, büyük şairleri) iyi okumalarını, sindirmelerini, kendilerini bulup öyle çıkmalarını öneririm.


K.Albayrak-Sizce şair olunur mu, doğulur mu?


Y.Alper- Bu konuda çok yazdım. Aslında her ikisi de, birlikte. Çok iyi, büyük şairler hem atadan dededen getirdikleri genetik özellik hem de çevresel olarak çok okuma, kendini geliştirme, kültür vb. yönünden çalışmayla olurlar. Genetiği iyi, yetenekli biri çalışmazsa belirli düzeyde eserler verebilir. Genetiği iyi olmayan biri çok çalışırsa iyi şiirler yazabilir. Ancak hem iyi bir genetik hem de çok çalışma olursa çok iyi şair olunabilir.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube