Yozlaşan Dilimiz

En son güncellendiği tarih: Eyl 7




Dil, birarada yaşayan toplulukların iletişim aracıdır. Bir iletişim aracı olmanın yanı sıra dil, bir milletin benliğini oluşturur. Bir millet sosyal ve kültürel değerlerini korumak için önce dilini muhafaza etmelidir çünkü bütün bu değerlerin gelecek nesillere aktarımı dil vasıtasıyla mümkündür. Örneğin milletin oluşturdukları örf ve adetler deneyimleme, gözlemleme gibi eylemlerle nesilden nesile geçse de dil ile ayrıntılı bir şekilde ifade edilir, anlatılır ve öğretilir. Bu okulda gördüğümüz bir ders gibi değil aslında hayatın ta kendisidir.


Dilin yaşayan bir varlık olduğu söylenir, nitekim öyledir de zaten. Dili oluşturan sözcükler zamanla farklı şekilde telaffuz edilmeye başlar ya da anlamı değişir ve bunun gibi birçok değişim mevcuttur. Bunlar dilin doğasında var olan özelliklerdir. Din, savaşlar, göçler vb. bir milleti tümüyle etkileyen olgu ya da olaylar yine o milletin dilini de etkiler. Örnek olarak Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra Arapça ve Farsçadan çok önemli ölçüde etkilenmiştir ve dilimize bu dillerden çok fazla kelime girmiştir, hatta alfabe bile değişmiştir. Başka bir örnek olarak Germen bir dil olan İngilizce 1066 yılında Fransızların Norman İşgali ile birlikte Latin kökenli Fransızcanın etkisi altında kalmış ve bugün bile İngilizce’de günlük hayatta kullanılan birçok kelimenin Fransızcadan geçtiği apaçık ortadadır. Dil de aynı insan gibi yaşar ve ölür. Yaşayan dilin değişimine örnekler verdim, peki ya ölen diller? Batılılar tarafından sömürülen birçok ülke veya topluluk sömürgecilerin zorla kabul ettirdikleri batı dillerini benimsemiş ve zamanla kendi dillerini konuşmaya konuşmaya gelecek nesillere aktarılmamasına sebep olmuşlar ve bu şekilde de dilleri yok olmuştur.


Benim üzerinde durmak istediğim konu ise bugün bizim toplum olarak dili nasıl kullandığımızdır. Günümüzde teknolojinin gelişmesi, küreselleşen dünya gibi etkenler birçok toplumda dil kullanımı hususunda bilinçsizlik yaratmıştır. Kendi öz kelimelerini kullanmak yerine yabancı dilden devşirilen kelimeleri kullanan insanlar aslında milletin geleceğini idam sehpasına çıkarmış ve yine sehpaya son tekmeyi de kendileri atmaktalar ama farkında değiller. Yabancı dilden kastım bugün uluslararası dil olarak kabul edilen İngilizcedir. İngilizce ile beraber yine bazı Avrupa dillerinden de fazlasıyla kelimeyi dilimize bilinçsizce sokuyoruz. Elbette dil öğrenmek önemlidir, bir lisan bir insan, iki lisan iki insan diye boşuna dememiş atalarımız. Ancak biz ne bir yabancı dil öğrenebiliyoruz ne de kendi dilimizi koruyabiliyoruz. Tabi ki teknolojinin bunda payı çok büyük. Örneğin bugün “post, like, follow(er), selfie, link, online” vb. kelimeleri fazlasıyla dilimize aldık, bizi bekleyen büyük tehlikeyi görmeyerek. Bu örnek bahsedeceğim belki en masum örnek. Bugün plaza dili diye bir şey çıkardılar, ne söyledikleri belli olmayan ama konuşurken çok şirin gözüktüklerini sanan bir kesimin dili katledişinin adıdır bu. Bir millete benliğini kaybettirmek için yapılması gereken tek şey dilini yozlaştırmak olsa gerek ve maalesef bugün toplum olarak özellikle genç nüfusta bu yozlaşmayı fazlasıyla görüyorum. Bu konuda ne yapılmalı derseniz her zaman söylediğim gibi millet olarak kitaba ve kitap okumaya önem vermeliyiz.

Bundan daha vahim olan bir örnek daha vermek istiyorum. Kendileri topluma mal olmuş ve sürekli televizyon ekranlarında görmeye alışık olduğumuz yorumcular, gazeteciler, siyasiler, sanatçılar da çokça Avrupa dillerinden devşirme kelimeleri kullanmakta ve bu kitlelere kötü örnek olmaktadır. En sık duyduğum kelimeler: “revize etmek, refüze etmek, elimine etmek, empoze etmek, mentalite, pesimist, optimist, check etmek, check-up, deklare etmek, izolasyon, entegrasyon, handikap, dizayn, global…” Bu örnekleri çoğaltmak elbette mümkün… Bir de koronavirüs salgını ile birlikte dilimize “pandemi” kelimesini soktuk. Hayır, çok merak ediyorum “salgın” demenin nesi kötü ola ki bir pandemidir aldı başını gidiyor. Sanırım bazı insanlar ne kadar çok devşirme kelime kullanırlarsa o kadar aydın bir kişilik olduklarını düşünüyorlar. Yazık çok yazık…


Bir diğer husus iş yerlerine yabancı isim koyma modası. Bu nasıl bir özentiliğin sonucudur ki biz bugün dükkanlara İngilizce isimleri kolayca verebiliyoruz? Bunlar millet olarak üzerinde düşünülmesi gereken ciddi konulardır. Bugün bu konuda bir uğraş vermezsek gelecekte acı bir şekilde tecrübe edeceğimiz sorunlar kaçınılmaz olacaktır. Bu konuda hem devlet hem de ilgili kurum ve kuruluşlar da somut adımlar atmalıdır. Dil bir milletin benliğidir. Bilinçsiz ağızlarda katledilen dilimizi kurtarmak vatan toprağını savunmak ve korumak kadar önemlidir.


Editör: Demet Yener

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube