YENİ BİR GÜN DOĞDU BİZE

En son güncellendiği tarih: May 9


“Kuş gibi uçtu gitti, koskoca bir yıl yine

Neş’eyle, mutlulukla geçsin yenisi de”

Esin Engin böyle sesleniyor, 1973 yılında yaptığı 45likten. İnsan o yaşlardayken (bu hesaba göre 1973 benim için 10. yaş demek) yeni yıla umutlar bağlayabiliyor. Zamanın belirli bir noktasında bir şeylerin bitip, bir şeylerin başlayacağını umabiliyor. Gerçi bu ruh durumu çocuklukla sınırlı değil, epey bir zaman sürebiliyor. Sonra bir an gelip de, geleceğe yönelik umutlar yavaştan zayıflamaya başlayınca, bu kez geçmişteki mutlu anlarla beslenmeyi seçiyor insan. İçinde bulunduğunuz ülke, yaşam koşulları, bütün o sıkıştırılmışlık hissi insanın kendi başınalığıyla birleşince, içinde bir yerlerde huzurlu, mutlu olduğu anları araması kaçınılmaz. Benim yöntemim eski plaklarıma sığınmak, çünkü onlar sadece falancanın filanca tarihte söylediği şarkılar değil. Aslında her biri birer renkli hap, yuttuğum zaman sevindiğim, üzüldüğüm, kırıldığım, mutlu olduğum anları tekrar tekrar yaşamamı sağlayan. Yani Matrix gerçek!

Yeni başlayan yılı umutla karşılayabilmek için mutlu anları yaşatan kırmızı haplardan alıyorum bu sabah. Esin Engin plağının ardından her duyduğumda nedensiz bir şekilde keyiflenmemi sağlayan bir şarkıya geçiyorum. 1973 tarihli bir Siw Malmkvist 45liği bu; “Liebe heisst l’amour”. Bir Almanca şarkının, insana bu kadar sıcak gelmesi enteresan tabii. Bu şarkı, Çiğdem Talu’nun yazdığı Türkçe sözlerle Yeliz’in ilk 45liği aynı zamanda, “Hoş geldin bahar”. Şarkının orijinalindeki sözler ilgisiz ama Türk popunun en önemli söz yazarlarından Çiğdem Talu, şarkının bana hissettirdiği mutluluk ve umut havasını sezmiş olmalı ki, bahara yormuş. Bu sabah “Liebe heisst l’amour”u peş peşe birkaç kez bile dinleyebilirim, bu şarkı bana hep iyi gelir. Hem yeni yılın ilk sabahı ve kendimi iyi hissetmek için çalmıyor muyum zaten? Siw plağını yerine koyup, Ayla Algan 45likleri arasından 1976 tarihli “Bak şu adama aşık oldu”ya gidiyor elim. Türk popunun bir başka dev söz yazarı Fikret Şeneş’in sözlerini yazdığı “yaşına bakmadan genç kadını seven adamı”n öyküsünü dinliyorum bu kez. Hazır Fikret Şeneş şarkılarına geçmişken, her daim çok sevdiğim ve kişisel listemin ilk 10’unda olan bir şarkıyı da dinlesem mi? Sevda Karaca’nın 1977’de yaptığı ilk plağı bu. “Verdiğin söz bu muydu?” şarkısındaki,

“Selam! Ben geldim yine.

Bakma hiç, deli diye

Benim gibi biri gerek

Böyle çılgın sevgiye”

nakaratına oldum olası bayılıyorum. Hem takıntılı (kim bilir kaç kez gitmiş, dönmüş) hem de gayet kendinden emin bu sözler beni çok eğlendiriyor. Şarkının orijinalini ise yıllardır aramama karşın hâlâ bulamadım. Keyifli, eğlenceli şarkılar dinlemek isteyince, popun en enerjik, en eğlenceli, en çılgın şarkıcılarından Füsun Önal’a uğramamak olmaz. Platodaki plak, 1975 yılından “İnsanlar, insancıklar”. Şarkı Attila Özdemiroğlu bestesi ve aynı yıl vizyona girmiş olan Haşhaş filmi için bestelenmiş. Şanar Yurdatapan’ın yazdığı sözlerle plak yapmış, Füsun Önal. Sırada bir İtalyanca plak var. TRT televizyonunun tek kanaldan ibaret olduğu yıllarda haftanın belli günleri yayımlanan “İtalya’dan Müzik” programlarını çok severdim. Hatta maç yayınlarının arasında 15 dakika “İtalya’dan Müzik” verirler diye maç beklediğim bile olmuştur. Belki de bu yüzden İtalyanca şarkılar ve şarkıcılar hep çok sevdiklerim arasında oldu. Nada’nın en sevilen şarkısı “Ma che freddo fa” ilk notalarıyla insanı tutup götürür, ya da en azından beni götürüyor. 1969 yılında yayımlanmış bir şarkının bunca yıl sonra hâlâ bu kadar etkileyici olması müziğin ve sanatın gücü. İtalyan müziğinden Yunan müziğine geçeyim bu kez, ama şarkının orijinalini değil Ülkü Aker’in yazdığı Türkçe sözlerle Kamuran Akkor yorumunu

dinleyeyim; ki hazır eğlenmeye başlamışken eşlik de edebileyim. 1975’te yayımlanan şarkı yaşam mottosu olmalı:

“Sevgilinden mi ayrıldın? Sağlık olsun.

Sen de mi aşkta yanıldın? Sağlık olsun

Hayat hem tatlı, hem de acıdır,

Zaman derdin ilâcıdır.”

Demek işin özü: yeni yılda ne sevgili, ne başka bir şey takıyoruz kafaya. Eğlenceye devam diye, bir de Erkin Koray çalarsam tüm yıla olmasa da birkaç güne yetecek enerji depolamış olurum. Herkesin sevdiği bir Erkin şarkısı vardır, benimki “Gönül salıncağı”. Şarkının sözleri kendi plakları da apayrı bir olay olan Urfalı Babi’ye, müziği ise Sadettin Öktenay’a ait ve 1976’da plak yapılmış. Bu şarkı da peş peşe birkaç defa çalınır her seferinde. Bir parça yüksek seste dinlediğimden, ben enerji yüklenirken çevremdekiler de stres yüklenmesin diye yavaş yavaş bitirsem fena olmayacak. Birazdan kırmızı hapın etkisi de geçer zaten.

Ve son çalacağım plağı platoya yerleştirip tozunu siliyorum usulca. Ne zaman kendim için bir şeyler çalmaya kalksam, keyifli şarkılar dinlemek istesem mutlaka çaldığım bir şarkıdır, “Reyhan ‘78”. Çok sevilen ve bir dönem pek çok şarkıcı tarafından söylenen bu Azeri türküyü, Zaliha ilk defa 1970 yılında plak yapmıştı. Yıllar sonra bir kez daha, bu sefer disko düzenlemeyle plak yaptı ve ben işte bu aranjeyi çok severim.

Ajda’nın şarkısındaki gibi “Yeni bir gün doğdu bize” diyerek başladığımız yeni yılın ilk gününde bu mutlu şarkılarla içimi açıp, günümü aydınlattıysam bir süre daha devam edebilirim demektir. Başta söylediğim gibi, yaşamın bize dayattıklarına karşı durabilme gücünü bulma yöntemlerimiz farklı. Benimki bu, plaklarıma sığınmak. Ya sizin?... Yeni yılınız kutlu, dayanma gücünüz bol olsun. İyi yıllar.


Yazar: Ahmet ÇITIROĞLU

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube