© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

Yavru vatan dendiğinde aklınıza hep deniz, kum, güneş, beş yıldızlı oteller ve kumarhane tatili geliyorsa fena halde yanılıyorsunuz. Çünkü Kıbrıs bence deniz, kum ve güneşten çok daha fazlası. Çünkü Kıbrıs tatili ve Kıbrıs gezisi diye bir gerçek var ve bunlar birbirinden çok çok farklı şeyler.  Tavsiyem eğer oralara gidecekseniz kendinizi otele kapatıp ülkenin görülmesi gereken güzelliklerinden ve damağınızı şenlendirecek lezzetlerinden mahrum etmemeniz. Haydi gelin şimdi bu ada ülkesini tanıyalım.


Akdeniz'in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs’ın kuzeyinde bulunan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sadece ülkemiz tarafından tanınan bir ülke olup bizim dilimizi konuşmakta ve bizim para birimimizi kullanmaktadır. Ülkemizden kimlik kartı ile seyahat edilebilmekte ve uçuşlar dış hatlardan gerçekleştirilmektedir. Akdeniz iklimine sahip olan adada yılın %70 i sıcak geçmektedir. Yine ülkemiz fiyatlarına göre alkol ve sigara fiyatları oldukça ucuzdur.


Tarih boyunca bir çok ulusun egemenliği altına giren adada Mısırlılar, Hititliler, Fenikeliler, Asurlular, Roma ve Bizans İmparatorlukları, Venedikliler kira yöntemi ile Birleşik Krallık ve Osmanlı olmak üzere pek çok medeniyet hüküm sürmüş.


1963-1974 yılları arasında geçen olaylar silsilesinde ise Rumlar Türklerle birlikte ortak devlete razı olmayıp Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koymak istemiş; uluslararası anlaşmaları ve anayasayı çiğneyerek Türklere saldırılarda bulunmaya başlamışlar. 1963 tarihinde başlatılan bu silahlı saldırılara da Kanlı  Noel adı verilmiş.


Olaylarda toplam 364 Kıbrıs Türkü ile 174 Kıbrıs Rum'u hayatını kaybetmiş. Türkiye’nin 14 Ağustos 1974 günü başlattığı Kıbrıs Harekatı ile adanın yüzde 37'sinin Türk kontrolüne geçmesiyle harekat sonuçlanmış.


Ülkeye giriş yaptıktan sonra eğer aklınızdaki otel tatilini yapmayı planlıyorsanız direkt otelinize geçmenin yollarını arayabilirsiniz. Otelinizden transfer talebinde bulunmak bu aşamada en mantıklısı olacaktır çünkü taksi fiyatları oldukça yüksek. Fakat ülkeyi karış karış gezeyim keşfedeyim gitmişken bir yerleri görmeden dönmeyeyim diyorsanız da araç kiralamanız bu adada Allah’ın emri :) Araç kiralamayı ise hava limanında bulunan bir kaç yerel firmadan depozito ödemeden ve en az üç günlük olmak koşuluyla kiralayabilirsiniz. Aracı kullanma meselesinde de en önemli nokta bu ülkede trafiğin soldan aktığını ve araçlarda direksiyonun sağ tarafta olduğunu hesap etmek. Otomatik araç kiraladığınız da bu sorunu da kolayca aşmış oluyorsunuz. Otel meselesine gelince dediğim gibi pek çok beş yıldızlı otel seçeneği var ama amaç ada gezisi ise orta halli bir otelde kalınabilir diye düşünüyorum ki biz öyle yaptık. Bu anlamda oteli Girne’de tutmak mantıklı. Araç ve otel işi tamamsa artık gezme işine başlayabiliriz :)


Gezimizin ilk günü istikamet Gazimagusa idi. Şehrin merkezinde küçük bir tur attıktan sonra kendimizi Magusa’nın kalbi olan ve mimarisi ile bizi büyüleyen Lala Paşa Camii’ne attık. Luzinyan döneminde gotik mimariyle yapılmış olan bu eser Osmanlı İmparatorluğunun 1571 yılında Kıbrıs’ı ele geçirmesiyle beraber cami olarak değiştirilmiştir. Bahçesinde bulunan tarihi cümbez ağacı ise 1298 yılında katedralin inşaatı sırasında dikilmiş ve günümüzde hala dimdik ayakta durarak adanın en yaşlı ağacı olma şerefine nail olmuş bir ağaçtır. Gölgesinde soluklanmadan dönmeyiniz:)Şehrin içlerine doğru ilerlediğimizde Venedik Sarayı kalıntılarını görmek ve Namık Kemal’in Kıbrıs’a sürgün edildiğinde otuz sekiz ay boyunca kaldığı zindanı ziyaret etmek mümkün.





Gazimagusa’dan ayrılıp yolumuzu Salamis antik kentine çevirdik. Deniz kenarına kurulmuş olan antik kentteki en eski buluntular M.Ö 11.yüzyıla aitmiş. Zaman içinde Asur,Pers,Mısır ve Roma imparatorlukları himayesine giren kentteki kalıntıların çoğu Roma İmparatorluğu döneminden kalmış. İncil'de de adı geçen kentte havari Barnabas ve havari Paul vaazler vermişler. Antik kente giriş ücretli olup kişi başı 20 tl gibi bir rakam ödemek gerekiyor.







Antik kentten çıktıktan sonra burada vaaz veren St.Barnabas’ın İkon ve Arkeoloji Müzesine uğradık. Müzenin girişi ücretli olup kişi başı 10 tl gibi bir rakam ödemek gerekiyor.





















Antik kent ve kilise ziyaretlerinden sonra şehir turu atmak, dinlenmek ve güzel bir akşam yemeği yemek için Lefkoşa’ ya geçtik. Lefkoşa da önceliğimiz bizim Alaçatı - Cundavari mimarisiyle ilgimizi çeken Arab Ahmet mahallesinin sokaklarını adımlamak oldu. Cumbalı ve renkli evleri tatlı kafeleri ve tam karşısında Rum kesimi askeri bölgesi ile farklı bir halet-i ruhiye ile gezdiğimiz görülmesi gereken bir mahalle olduğunu söyleyebilirim. Çok yürüdük çok yorulduk o zaman bir çay kahve molasını hak ettik.













İstikamet Büyük Han. Kıbrıs’ta Osmanlı döneminden günümüze kadar gelmeyi başarmış olan iki handan birisi olan bu handa ufak tefek hediyeler eşya alabilir ya da bizim gibi dinlenmek için mola verebilirsiniz. Kahve ya da çayınızı yudumlarken Kıbrıs’ın meşhur böreği nor böreğini de deneyebilirsiniz. Börek dediğime aldanıp tuzlu bir şeyler beklemeyin. Bu börek tatlı bir börek. Keyfimizi yapıp dinlendiğimize göre şehri gezmeye devam edebiliriz. Mimari açıdan Lala Paşa camii ile aynı olan ve yine bir kiliseye minare dikilerek camiye dönüştürülen Selimiye Cami’sini ve hemen yakınındaki minik meydanı ve mini kapalı çarşısını gezip meydandaki bir mekanda şeftali  kebabını deneyimleyebilirsiniz.


Baştan başa bir saatte gezip bitirdiğimiz köyden ayrılıp 700 metre yüksekliğindeki 480 basamak aşarak ulaşılan St. Hilarion kalesine geçtik. Bu kale Beşparmak dağları üzerine kurulmuş üç kaleden biridir. Ada halkını Arap akınlarından korumak amacıyla yapılmış denizden 700 metre yükseklikte şahane bir manzarası olan kaledir. Çıkmak oldukça meşakkatli lakin çıktığınıza kesinlikle değiyor.


Kıbrıs denince akla ilk gelen şey kumarhaneler. Biz de buraya kadar gelmişken bu ortamı görmeden dönmek istemedik. Son günümüzün akşamında meşhur bir Kıbrıs otelinin kumarhanesinde kendimizce bir Kıbrıs akşamı geçirip sabahın erken saatlerinde aracımızı teslim edip yuvaya dönüş yaptık.


Tüm bunları iki tam günde koşuşturmadan ve rahatça yaptık. Sizlerde Kıbrıs planı yapacaksanız ve bizim gibi gezmeyi planlıyorsanız kesinlikle iki tam gün yeterli olacaktır. Süreyi uzatıp belki otel tatilini de aradan çıkartmak tabi ki sizin elinizde:)


Yazan: DERYA ÖĞRENCİ