YALNIZLIĞIMIN DA HAYALLERİ VAR ÜZMEYİN ONU



Tdk'ye göre yalnızlık : Bir nesnenin bağlı olduğu coşkudan kopup ayrılması. (Kolektif bilinçaltından kimi gerecin kopup bilince yükselmesi sonucu olarak kişinin benzerlerine karşı yabancılık geliştirmesi.)


Bir başka sayfada bulduğum ise:

Seçilmiş yalnızlık: Kalabalığın içinde kendinden farklı insanlar arasında bulunmak yerine kendini soyutlamayı seçmek.

Peki anahtar kelimemiz nedir? Yalnızlık...

İster seçilmiş yalnızlık olsun yaşadığınız, ister seçilmemiş bir yalnızlık öldürmeyen yalnızlık güçlendirir bu da benden olsun...


Yalnız kalan duygular, yalnız kalan ruh halleri, yalnız kalınan anlar, yalnız kalan düşünceler, yalnız kalan iç sesler, anlar varken, yalnız başına o kadar içilen kahveler varken insanın bir başkasına 40 yıl hatır biçmesi de ne bileyim bazen çok tuhaf geliyor.

İnsan zaten karmaşık bir canlı. Kendini çözmek dururken, kendini tanıyacağı vakitte aşka kapılır. Onu tepeden tırnağa tanımlarken her şeyini ezbere bilirken, kendini tanımak ve sorgulamak için çok geç kalır. Kendini tanımadan başka bir bedene kendini ispatlamaya çalışmaya ne demeli...


Sonrası yine yalnızlık...


Ömründe hiç fil görmemiş bir kısım insanlara, karanlık bir odada fili tarif etmeleri istenir. Elleriyle fili yoklayarak tarife çalışırlar. Filin bacağını tutan onu bir sütun zanneder. Kulaklarını tutan yelpaze zanneder. Hortumunu yakalayan onu hortumdan ibaretmiş gibi değerlendirilir. Halbuki mum yaksalar, fili gerçekte olduğu gibi görecekler.

Kendi yalnızlığını anlatmak ve onu tarif etmekte böyle bir şey mi, bana kendi yalnızlığını anlatır mısın sen neresinden tutuyorsun yalnızlığının?


Hangi taraflarını anlatmaya çalışıyorsun ve sonra hangi yalnızlık ağır basıyor?

Yalnızlığını ben tutarım ışığını açacak olan sensin. Gör bakalım yalnızlığın tarif ettiğin gibi mi?

Ben bir tarif olsam mesela malzemem değişmedikçe (düşünceler), üzgünüm benden farklı bir yemek çıkmaz..


Değişim..


Yalnızlıktan, değişime getiren hayat size neler yaptırmaz...

Yalnızlık nasıl acıdır, nasıl acıtır, nasıl kahreder, nasıl çarpar, nasıl dağıtır, toplar ve nasıl böler insanı... Sonrası güzeldir, nasıl keyiflidir, üretici ve sorun çözücü bir hal aldırır size...

Sizi döve döve adam eder yalnızlık. Değiştirir sizi. Sorgulatır ve cevaplatır.


Ben de-ği-şeee-meeeeem ben böy-le-yiiim diyen adama büyük lokma yedirtir. Ağzında kocaman lokma olan insan zaten koca koca laflar da edemez. Konuşmak istedikçe susmak zorunda kalır. Seyreder Alem_i ... Kocaman kocaman güler mesela...

Yalnızlık öğretmiştir bunu ona.


Dışarıdaki dünyayı algılamak için ne kadar sese, görüntüye, dinlemeye ve zamana ihtiyacınız varsa sizi siz yapan iç dünyanızı anlamak için de tam tersi sessizliğe, susmaya, kendinizi anlamaya ve yine zamana ihtiyacınız var. Buradaki yalnızlık seçilmiş yalnızlıktır. Kalabalıklar içinde kendini yalnız hisseden kişi ise bir uçurum bulmuştur düşmek için. Düşlerinin içine. Farkına varmadıkça düşmeye de düşlemeye de devam eder. Farkında olunan yalnızlık fark ettirir size hayatı. Değişip dönüştürür. Size adım atmayı değil sıçramayı öğretir.


Beni, benliği hatırlatır. Düne kadar üzüldüklerinize güler, güldüklerinize üzülebilirsiniz.

Fil hikayesini hatırlayın karanlıkta yalnızlığı tarif etmek olmayan bir şeyi tanımlamaktır. Olanı görün ne olduğunu bilin. İçerideki beni görün.

Sonra mı?


Aziz Nesin'in de dediği gibi

Al yalnızlığını gel.

Korkma, sıkılmayız.

Senin yalnızlığın benim yalnızlığımla konuşur, biz ikimiz susarız.


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube