© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

YABANCI DOSTLAR- BORA TERZİBAŞOĞLU


Yazar Adı: BORA TERZİBAŞOĞLU

Kitap Adı: YABANCI DOSTLAR

Yayın evi: POTİNK KİTAP

Basım Yılı: EYLÜL 2019 (1. BASIM)

Türü: ROMAN

Sayfa Sayısı: 255


📚 Bu sefer yeni yazar arkadaşlardan Bora Terzibaşoğlu'nun "Yabancı Dostlar" adlı kitabını okudum. Ben yazarı tanıma konusuna önem verdiğim için, özellikle yeni yazarları tanıma açısından, önce Bora Beyden bahsedeceğim.


📚 Bora Terzibaşoğlu, 1981 Yılında, Ata’sının 100. Doğum yılında dünyaya gelmekten gurur duyan insan yavrusu… Ali ile Bahar’ın oğlu, Nazlı ile Benay’ın ağabeyi… Turizm ve Otelciliği yaşam şekli olarak benimsemiş bir ailenin Turizmci ferdi. Boston University – Weqquassette Academy’de Mutfak sanatlarını öğrenmiş, Dünyanın en değerli şefleri ile kepçe sallamış. Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı diyenlere inanmamış, hem Turizm sektörünün öncüleriyle büyük otellerin ve restoranların açılışlarında görev alarak çok gezme fırsatı yakalamış, hem de Dünya Klasiklerinden başlayarak 500 ün üzerinde esere aşık olmuş. Öğrendiği yegane şey ise her geçen gün kendini daha cahil hissederek, bilgiye daha çok acıkması olmuş. Şu günlerde diğer uğraşları dışında bir yandan da Ankara’da Yönetim Hizmetleri Danışmanlığı yapmaktaymış. Her zaman dediği gibi “Hayatta en değerli şey bilgidir ve bilgi paylaştıkça değerlenir."


📚 Doğduğunda kulağına söylenen adının ne denli büyük bir kötülüğe verildiğini kim bilebilirdi ki… “Gözlerini kapadı, derin bir nefes aldı ve kağıdı suya bıraktı…” Azra gerçekleşen dileğini kutlamak için arkadaşlarıyla bir tatil organize eder. Nisa’nın gizemli bir yolcuyu dahil etmesiyle hayal bile edilemeyen bir yolculuk başlar… AZRABA Turizm İyi Yolculuklar Diler (Arka kapak)


📚 Önce kapaktan bahsetmek istiyorum. Çünkü kapak kitabın vitrini, çoğumuz kitap seçerken kapaktan etkilenip, raflarda dikkatimizi çeken kapağa yöneliyoruz. Kitabın kapağı çok güzel tasarlanmış, etkileyici. İsimle de birleşince daha fantastik bir kurgu bekledim. Kitabı okumaya başlayınca ilk sayfalardan neden bu yeşil gözlerin önemli olduğunu anladım.


📚 Baş karakterin adı Azra olduğuna göre bende önce "Azra"nın anlamını araştırdım. Bulduğum sonuç: Azra şu anlamlara gelmektedir: 1- Bakire, kız oğlan kız. 2- Ayak değmemiş kum. 3- Delinmemiş inci. Ben sadece ayak değmemiş kum tanesi olarak biliyordum, diğer anlamların da öğrenmiş oldum.


📚 Bir bölümde:" Affan'ın gözüne ilk olarak Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi takıldı. Sanki yarısından fazlası toprağın altında kalmış, sadece ucu görünüyor gibi duruyordu. Herkesin içinde bulunduğu sosyal yapıya göre bakış açıları farklıydı. Bu tür yapıların camdan yapılması, her ne kadar modern mimariyi yansıtıyor olsa dahi itici geliyordu. Cam yapıların uzun vadeli eserler olmadığını düşünüyordu." Tamamı ile aynı fikirdeyim. Zaten eser olması için özgün olması gerekir, birbirinin aynı camlarda nasıl bir özgünlük olur. Bence bunların en kötüsü de Louvre Müzesinin önündeki cam piramit. Benim için tek kelimeyle: KORKUNÇ. Bu eserlere tümüyle karşı değilim, yeni yapılaşma olan alanlarda olabilir ama 1200ler de yapılmış, 1800ler de müze olmuş, klasik bir eserin önünde bu kadar modern cam bir bina aşırı zıtlık yaratıyor.


📚 Çıralı bölümünde:" Zaten zamane gençliği bütün hayatı bu yüzden kaçırıyordu. Özel anlarda, selfie çekmekten ya da birbirlerinin fotoğraflarını çekip sosyal medyada paylaşmaktan anı yaşayamaz hale gelmişlerdi." Doğru gözlemleri için yazara teşekkürler. Anı yaşayamadıkları gibi, yaşadıkları da o sosyal medyanın isteği doğrultusunda, kendi isteklerine göre değil; verdikleri pozlar bile kendilerini yansıtmıyor,hepsi birbirinin aynı. Bu yoruma eklemek istediğim bir şey daha var. Bende eskiden aynı fikirdeydim ama son zamanlarda dikkatimi çekti. Bu durumda olanlar sadece gençler değil; orta yaş ve az üzeride aynı durumda. Otobüs, minibüs, metro ve kafelerde görüyorum, orta yaş ve az üzeri beyler oyun oynuyor, hanımlar sosyal medyada beğeni, yorum ve paylaşım yapıyor. Yani yaş aralığı büyüdü sadece gençlerle sınırlı değil.


📚 Yanartaş efsanesinden teknolojide ki yeniliklere, bölgenin tarihi, turistik yerlerinden tirhandile kadar verilen bilgiler kurguya çok güzel yerleştirilmiş. Zaten yazarımızda başta: “Hayatta en değerli şey bilgidir ve bilgi paylaştıkça değerlenir." demişti; bilgilerini bizlerle paylaştığı, fikrinden sapmadığı için teşekkürler. Kalemi daim olsun, bilgisi katlanarak artsın.


📚 Kitaba başlarken aşk mı, macera mı derken kendinizi polisiye- gerilim romanında buluyorsunuz. İlerledikçe "tamam, suçluyu buldum. Sonu belli, kimin neyi neden yaptığını anladım" derseniz çok yanılırsınız. Nasıl tanımlayacağımı bilemediğim; şok mu desem, ters köşe mi desem; hiç aklınızdan geçmeyen bir son sizi bekliyor.


📚 Kimseye güvenme, kendine bile... Bazen insanlar, hayatları boyunca bedelini ödeyecekleri hatalar yapıyorlardı. " Hatasız kul olmaz" diyerek, arabeske bağlanmadan, alıntılarla "Yabancı Dostlar"a veda edelim:


📌 Bütün ambarların, yiyecek kaplarının, cüzdanların ağızları açık bırakılıp, bereketle dolması için dua ediliyordu. Tabii bu inanışların en güzel yanı insana hep umut ve birliktelik aşılamasıydı. Bunlar sevenleri, aileleri bir araya getiren; umut ve beklenti aşılayan inanışlar olmuştu.


📌 Ego tatmini her zaman, her kapıyı açan bir silah olmuştu.

📌 İnsanın yaptıkları için duyduğu pişmanlık zamanla geçermiş ama yapmadıkları için duyduğu pişmanlık asla geçmezmiş.

📌 Bazen insanlar ellerindeki çok basit değerlerin kıymetini kaybetmeden anlayamazlardı.

📌 İnsanlar kendilerine yakın olan, anlayabilecekleri ve üzerine düşünüp yorum yapabilecekleri şeyleri severlerdi.

📌 Edebiyat hayat demekti, edebiyat hayatın içinden gelirdi.

📌 Hiçbir suçun, hiçbir günahın bahanesi olamaz.