© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

En son güncellendiği tarih: 6 Şub 2019


Ne güzeldir başka bir cana yuva olabilmek! Bundan yıllar önce bir köpek yavrusu beni yuva olarak seçti. İki aylık bir bebekti daha. Ben merdivenlerin başında yavrulara bakarken o bana doğru gelip Üstüme atladı. Koynuma koyup sevdim onu öyle çok sevdim ki yıllarca bizimle aileden biri gibi yaşadı. Adı “ Tom “du. Aşılarını yaptırdık, kimlik çıkarttık. Evin bebeği gibiydi. Üzüldüğümüzde hisseder. Gözleri konuşur gibi bakardı bize. Ağladığına bile şahitliğim var. Hayvan sevgisi öyle güzel aşılanmıştı ki bize onlarında bir yaşam hakkı olduğu bilinci daha o yıllarda zihnimizde yer etmişti. Bizi yaratanla onları Yaratanda aynı ilahi güçtü. Bir gün gitti Tom çok acı oldu gidişi. O son bakışı hala bugün gibi gözümün önünde. O gittikten sonra onun acısı oturmuştu içime.


O yaşlarda tek bildiğim bu dünyanın bir tek bize ait olmadığıydı. Hayvanlar ve insanlar ortak yaşam alanı olan Dünyada birlikte yaşamalıydı. Ve zamanla şahit oldum ki İnsanoğlu en vahşi türdü.


İnsanlığın en büyük sınavlarından biri. Onlarca kanayan yarasının hiç bir zaman iyileşememiş zaman zaman sadece kabuk tutmuş hali... Yaşam hakkı tanımadığımız, yok saydığımız, öldürdüğümüz, keyfe besleyip sokaklara attığımız “ Sokak Hayvanları “ kendi türümüz için başka yaşam hakkı olan canlıların ölümüne sebep oluyoruz. Empatiyi öğrenmeliyiz... Onların gözlerine bakıp ruhlarının olduğunu ve onları da bizi yaratan Allah’ın yarattığının bilincinde olmalı ve bu bilinci çocuklarımıza en doğru şekilde aşılıya bilmeliyiz.


Düşünün sokaktasınız, konuşamıyor, kendinizi ifade edemiyorsunuz. Sığınacak bir yeriniz yok. Yağmur yağıyor. Hava buz. Açsınız. Bir yudum su yok içebilmeniz için. Naparsınız? Köpekler 17 saat. Kediler 6 saat aç kalırsa donarak ölüyor... Duyarlı olmak ve bu gök kubbenin altında birlikte yaşadığımız her canlıya saygı duymayı öğrene bilmeliyiz.


İnsanoğlunun ne kadar vahşi olabileceğine son günlerde hayvanlarla alakalı izlediğim haberlerde şahit oluyorum. Akla gelmeyecek şiddet ve akla ziyan birçok kötülük hayvanlar üzerinde uygulanıyor iki ayaklı yaratıklar tarafından. Acınası bu durum insan olan insanı derinden etkiler. Birey olarak bu kış günlerinde elimizden geleni yapmalıyız. Su ve mama ihtiyaçlarını karşılıya biliriz. Barınaklara elimizden geldiğince destek olabilir. Sahipleneceğimiz hayvanları barınaklardan ala bilir onlara yuva olabiliriz. Ve en önemlisi bizden sonra gelecek nesli vicdan ve merhamet terazisi doğru tartan. Bizden başka yasam hakkı olan tüm canlılara saygı duymayı öğrete bilmeliyiz.


Hayvanlarında bizler gibi konuşa bildiğini bir düşünsenize. Kendilerini ifade edebildiklerini. Neler derlerdi kim bilir! Yine böyle zulüm eder miydik demiyorum. İnsanın insana yaptığını görünce tereddütsüz cevabım evet oluyor. Emziren bir anneyi yavrularıyla öldürüyorlar. Türlü işkenceler yapıp çöpe atıyorlar. Kedi, köpek alıp birilerini mutlu ediyor bakamadıklarında, canları sıkılınca sokağa atıyorlar. Zehirliyor. Yaşam alanlarını yok ediyor. Avlıyor, dövüştürüyor, öldürüp atıyorlar. Bunlara yapanlara “ İnsan “ deniyor.


Bir o kadarda sevindirici olan hayvan severlerin çok fazla olması. Elinden geleni yapmaya çalışan belli bir bilinç düzeyine ulaşmış insanlar azımsanmayacak kadar çok. Çok iyi barınaklar var. Ve binlerce hayırsever. İnanıyorum ki artık toplumumuzda belli bir bilinç düzeyine ulaşıyor. Tek bilmemiz gereken bizler gibi yaşam haklarının olduğu...

Editör: Kemal Albayrak