Uzun Kulak /Kitap İncelemesi


Sosyal izolasyona dikkat ettiğimiz; işlerimizi, derslerimizi evlerimizden yürütmeye çalıştığımız; zorunlu olmadıkça evlerimizden çıkmamaya çalıştığımız Koronavirüs günlerinde “organik yaşam, geri dönüşüm, kendi yiyeceğini kendin üret, kendi sebzeni kendin yetiştir…” kavramları eyleme geçti ve beklenmedik bir şekilde popülerleşti.

Teknolojinin kucağına doğan ya da sonradan teknolojinin esaretine düşenler için pek değişik geliyor bu yaptıkları, atomu parçaladıklarını sanıyorlar doğal yaşamın süreçlerine hiç tanıdık ve alışık olmadıkları için. Hemen her işlerini teknolojik aletlerle yapmaya alışan insanoğlu tohumlar ekmeye başladı yoğurt kaplarında, filizlenen tohumlarla yeşerdi içinde var olan ama yıllardır gizlenmiş heyecanlar. Göle “Ya tutarsa!” diye yoğurt çalmaya çalışan Nasrettin Hoca’yı unutan o nesil, mayasını kendi hazırlayıp kendi yoğurdunu kendi çalmaya başladı. Sosyal medyada görüp izledi “Ben de yaparım.” deyip kendi ekmeğini kendi yaptı.

Benim çocukluğumda hayalini bile kuramayacağım teknolojiye sahip çocuklar, şimdilerde evlerinde anne-babalarının çocukluk oyunlarını öğrenmeye başladı. Evin içinde oynanan saklambaçlar, yerden yüksekler, beş taşlar, üç taşlar; eski çoraptan kuklalar, pet şişelerden arabalar, minderlerden evler… online eğitim, kaliteli zaman etkinlikleri, evde oyun… ne diye adlandırırsanız adlandırın tablet, telefon çocukları için iyi oldu bu süreç. Toprağa dokunmak, doğanın döngüsünü fark etmek; kendi emeğinle yiyecek- içecek hazırlamak, artık kullanılmayan maddelerden yeni ürünler yapmak, geri dönüşümü hissetmek, yaşamak hem çocuklara hem de anne babalara iyi geldi bence.

Kendi adıma bizim için yeni şeyler değil bu yaptıklarımız. Çocuklarımı tam olarak olmasa da kendi çocukluk oyunlarımızla hayatı yaşayarak, hissederek yetiştirmeye gayret ediyoruz. Teknolojinin gücünü ve faydasını, gerekliliğini asla yadsımıyorum ama hayatımızın merkezinde olmadı hiçbir zaman. Çocuklarım için de böyle…(yani şimdilik… umarım böyle devam eder.)

Kendimizce çocukluğumuzu yaşatmaya çalıştığımız bu süreçte bir genç adamla tanıştım. Çocuk gülüşlü, koca adam yürekli… Anıl Basılı. Elinin erdiği yere mektup bırakıyordu bu adam. Köy okullarına kitap ve oyuncak topluyor ve onları ulaştırıyordu. “Biraz umutlan.” “Hayallerinden vazgeçme.” “Hayal Kur.” Tanıdığı, tanımadığı herkese iletisi vardı. Çocuk kitapları yazıyordu. Daha önce hiç okumadığım bu yazarın kitaplarını hemen almış ve okumuştum. Hepsi birbirinden keyifli ve umut verici.

Girizgâhı uzun olan bu yazımda size bugün Uzun Kulak’tan bahsetmek istiyorum. Kitapta tabletin esiri olan çocukların bu esaretten tatlı, eski bir oyuncakla kurtulması anlatılıyor. İkizlerim Oğuz ve Atay’ın da el yapımı kuzuları var ve uzun kulak ile onları özdeşleştirdiler ve her okuduğumuzda kuzucuklarımız da dinledi öyküyü. Öyküde birbirinden tabletler yüzünden uzak düşen iki kardeşin “bir” olduğunu görmek ayrı bir keyif.


Kitabın arka kapak yazısı Sunay Akın’dan:

Düğmeler, kumaş parçaları, atılmış kutular, renkli iplikler... Elimizdeki malzemeler bir oyuncağa dönüşürken ortaya çıkan oyuncak da bizi yeni duygulara, dostluklara, keşiflere doğru dönüştürür. Fabrika yapımı bir oyuncağın üstünde, çocuk sağlığına uygun olduğunu gösteren bir belge olmalıdır. Ellerimizle yaptığımız oyuncaklarda ise böyle bir uyarıya gerek yoktur. Çünkü el yapımı oyuncak, hayal dünyamızın ürünü olduğu için doğası gereği güven vericidir. Anıl Basılı’nın öykü kitabında, bir oyuncağın sıcaklığıyla, etrafında dönen dünyaları bir güneş gibi nasıl ısıttığını, hayat verdiğini okuyacaksınız.

Gerçekten de öyle kitabı ikizlerle okumaya bayılıyoruz. Haftalardır içinde olduğumuz pandemi kabusu günlerinde çocuklarımızla yaptıklarımız, çocukluğumuzu hatırlamalarımız bana bu kitabı sizinle paylaşmam gerektiğini düşündürdü. Umarım sizler de bizim kadar büyük keyifle okursunuz Uzun Kulak’ı.


Yazan: Anıl Basılı

Resimleyen: Pelin Turgut

Yayınevi: Büyülü Fener Yayınları İlk basım: Ocak 2019


Damla GÜLER ÖZTÜRK

https://ikizlerimleokuyorum.blogspot.com/

ikizlerimleokuyorum@gmail.com

instagram- ikizlerimleokuyorum


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube