© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube


(Miniklerin Dünyası Serisi)

Kitaplar hayatımın hemen her evresinde yardımıma koşmuştur. Soru(N)ların arasında sıkıştığım anlarda kurtarıcım, felaketlerin üst üste geldiğini sandığım anlarda sığınağım, mutluluktan içim içime sığmadığında kahkahalarım olmuştur kitaplar. Kendimi en acemi hissettiğim dönem anneliğe üstelik ikiz anneliğine adım attığım zamanlardı sanırım. (En azından şimdiye kadarki hayatımı göz önüne alırsam.) Riskli ve zorlu bir gebeliğin ardından prematüre bebeklerimi çok şükür kucağıma almıştım ve öylesine mutluyken öylesine de korkuyordum. Yanlış bir şeyler yapmaktan. Eskisi kadar randımanlı okumaya ikizlerden pek fırsat bulamasam da yine kurtarıcılarım kitaplar oldu diyebilirim. Sanki ikizlerimiz Oğuz ve Atay doğduğunda bir bilgisayar oyununun içinde bulmuştuk kendimizi. Yapılması gerekenleri en hızlı en pratik hali ile yapıp bölümü tamamlıyorduk ve onlar büyüdükçe biz oyunda level atlıyorduk ( ki henüz 5. Leveldeyiz- ikizler 5.5 yaşında :) )


2 yaş civarındaydı ikizler biz Miniklerin Dünyası serisi ile karşılaştığımızda. Ebeveyn rehberi içeren bu kitap serisi birçok noktada bizim işimize yaradı. Bu dizi; 2 yaş ve üstü çocukların yaşadıkları sorunları, meraklarını, hayatlarında sendrom oluşturabilecek olayları, ebeveynleriyle beraber nasıl çözebileceklerini çeşitli öyküler eşliğinde anlatan oldukça faydalı bir dizi. Her kitabın sonunda işlenen konuyla ilgili ebeveyne önerilerin bulunması gerçekten de çok ince bir düşünce. Seride neler mi var?


Yaşasın Kardeşim Oldu, Güle Güle Kakalar, Ben Nereden Geldim, Okulda İlk Günüm, Uzun Eller, Sevgili Canavarlar, Haydi Uykuya, Büyük Babam Nasıl Biriydi?

2 yaş civarı çok faydalandığımız Miniklerin Dünyası Serisi, bu ara yine favorimiz. Etrafının ve kendisinin oldukça farkında olan miniklerim sorgulamaya başladı. Ve bu sorgulama sürecinde ebeveyn rehberi olan kitaplar yine kurtarıcımız oluyor açıkçası. Niyetim bu ay size serideki tek bir kitaptan söz etmekti ama neredeyse serinin tamamından bahsetmiş oldum. Neyse ki çok detay vermeden :)


Uzun Elleri anlatmak istiyorum ben size. Miniklerimizin meraklarının sonsuz olduğunu ve bu merakları kısıtlamadan ama onların kendilerini tehlikeye atmadan keşfetmelerini sağlamamız gerektiğini vurgulayan bir kitap Uzun Eller. Kitabın esas

kahramanı kitabın miniği Yağız’ın her zaman yanında dolanan arkadaşı minik bir fare.Bu farecik öyle meraklı öyle meraklı ki bütün gün uzak durması gereken yerleri karıştırıyor ve maalesef de bazen etrafına bazen de kendisine zarar veriyor. Ona Uzun Eller denmesinin sebebi de bu meraklı halleri yüzünden her yere uzanan elleri. Yağız’ın büyükleri Uzun Elleri ve onun başına gelenleri örnek vererek Yağız’ı tehlikelerden uzak tutmaya çalışıyor. Üstelik “Yapma, Dur, Sakın, Aslaaaa!!!...” yerine neden yapmaması gerektiğini, yaparsa ne olabileceğini söyleyerek uzak tutmaya çalışıyorlar. Bir gün Yağız, Uzun Eller gibi merakına yenilir ve canı çok acır. Bu iki minnak için de ders olmuştur. Uzun Eller de Yağız’ın ağlamasından, canının yanmasından çok etkilenmiştir. O günden sonra Yağız da Uzun Eller de evdeki birçok şeyle oynayabileceklerini ama bir büyüklerine sormaları gerektiğini unutmazlar.


Kitap çizimleri ve dili ile çok keyifli ve biz bu kitabı okumayı çok seviyoruz Oğuz ve Atay ile. Sadece tek bir yerde geçen “Bu küçük fare çok aptal.” cümlesi beni açıkçası biraz rahatsız ediyor. Ben tabi ki ikizlere okurken orayı ya “Bu küçük fare çok şaşkın.” diye revize ediyorum ya da orayı okumadan geçiyorum açıkçası. Tartışılabilir belki bu nokta ama belki de bir çeviri azizliği olan minik bir şey için kitabın güzelliğini de göz ardı edemeyeceğim. Size de keyifli okumalar dilerim meraklı miniklerinizle.



Yazan: Sergi CAMARA

Resimleyen: Montserrat GİNESTA

Çeviren: Farah YURDÖZÜ

Yayınevi: Altın Kitaplar

İlk basım: Nisan 2009


Damla GÜLER ÖZTÜRK https://ikizlerimleokuyorum.blogspot.com/ ikizlerimleokuyorum@gmail.com

instagram- ikizlerimleokuyorum