UNESCO Dünya Mirası Kenti Hierapolis



Dünyayı tesiri altına alan amansız virüs hepimizi evlerimize mahkûm etti. Siz değerli Sosyal Edebiyat Dergisi okurlarına yakın zamanda bir kez daha ziyaret etme fırsatı bulduğum Hierapolis antik kenti hakkında bir şeyler yazmak istedim. Öncelikle cennet vatanımızın hemen her karesinde bu ve buna benzer ören yerleri var. Fakat uygulanan fahiş giriş ücreti (Pamukkale giriş ücreti: 80 Lira) ne yazık ki her yurttaşımızın böyle yerleri gezmesine olanak vermiyor. Bu konuda sizlere bir tüyo vermek isterim. Tüm müze ve ören yerleri girişlerindeki bilet gişelerinde 60 lira karşılığı satın alacağınız bir MÜZE KART ile bir yıl içinde bütün müze ve ören yerlerini ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. Şimdi gelelim ülkemizdeki 18 UNESCO dünya Mirası listesine giren ve 2019 yılında iki buçuk milyon kişinin ziyaret ettiği Hierapolis Antik kentine.



Su ve inancın kenti olarak da adlandırılan Hierapolis antik kenti Denizli İlinin 18 km kuzeyinde yer almaktadır. Hierapolis Antik Kentini diğer ören yerlerinden ayıran en büyük özelliği dünyada başka bir benzerinin olmamasıdır.


Hierapolis Antik Kenti Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından İ.Ö. 2 yy’da kurulmuş olup, Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un karısı Hiera’dan dolayı Hierapolis adını aldığı söylenebilir. Kent bir deprem bölgesinde bulunmasından dolayı meydana gelen depremlerle sürekli yıkılıp yeniden inşa edilmiştir. Ancak bugün ayakta olan yapılar ise İ.S. 60 yıllarında olan büyük depremden sonra inşa edilmiş olup kent bundan sonra tüm Helenistik niteliğini kaybetmiş tipik bir Roma kenti görünümünü alarak ızgara planlı inşa edilmiştir.



Hierapolis, Roma Döneminden sonra Bizans Döneminde de çok önemli bir merkez olmuştur. İ.S. 4 yy.dan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması, İ.S 80 yıllarında Hz. İsa’nın havarilerinden olan Aziz Philip’in burada öldürülmesi nedeniyledir. Kent İ.S. 4 yy’da Bizanslıların eline geçince Aziz Philip adına Martyrıum olarak adlandırılan sekizgen kilise inşa edilmiştir. Bundan dolayı kentin unvanı artar ve Metropolis unvanını alır. Kent İ.S. 7 yy. yaşanan büyük depremle tahrip olmuş ve kent kimliğini kaybetmiştir. 12. yy da küçük bir kasaba haline gelmiş, İ.S. 13. yy. da Selçukluların egemenliğine geçmiş ve 14 yy daki depremden sonra tamamen terk edilmiştir.


Kent 2 anıtsal kapısı, ana caddeye paralel ve dik gelen cadde ve sokakların oluşturduğu ızgara planlıdır. Yaklaşık 1 km uzunluğundaki ana cadde kenti ikiye böler ve bu caddenin her iki tarafında revaklar, kamu binaları dükkân ve atölyeler bulunur.


Kent surlarının dışında ve kentin kuzey, güney ve doğu yönünde bulunan nekropol alanları Güneybatı Anadolu’nun en büyük nekropolüdür.



Bunun dışında kentin başlıca yapıları; Hamam-Bazilika, Latrina, Tiyatro, Plutonıum, Apollon Tapınağı, Su Kanalları ve Nymphaeumlar, Kiliseler (Aziz Phılıp Martyriumu, Aziz Philip Kilisesi..) Büyük Hamam Kompleksi’dir.


Kalıntıların büyük bölümü Roma döneminden olan Hierapolis (Pamukkale) antik kenti, tüm görkemiyle yanında durduğu Pamukkale Travertenleri’yle beraber 1988 yılında hem kültürel, hem doğal miras olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır. Ayrıca tarihin her döneminde önemli bir şifa ve inanç merkezi olmuştur.



İnsanın ölmeden önce mutlaka görmesi gereken yerlerin başında gelen Hierapolis Antik Kentini ziyaret edip şifalı sularına dokunmanız dileklerimle.


Yazan: Yılmaz Ali



© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube