TOPLUM, EDEBİYAT VE KİTAP



Edebiyatın sözlük anlamına bakacak olursak tanımı şudur: Bir kişinin duygu ve düşüncelerini estetik kurallar çerçevesinde sözlü veya yazılı olarak ifade etmesidir. İnsanlık tarihine bakıldığında yazının icadı, daha sonraki yüzyıllarda matbaanın bulunması ile beraber edebiyat, sözlü olmaktan ziyade kâğıda dökülerek kaydedilmiş ve yazılı bir hal almıştır. Peki, sözlükteki tanımından yola çıkarak, “edebiyat” sizin için ne ifade ediyor?


Edebiyat bir milletin geçmişini anlatan bir rehber, bugün verdiği uğraş ve gelecek için bir ilham kaynağıdır. Bütün bu sözlü ve yazılı eserler aslında milletin özüdür. Her millet benliğini korumak için özünü bilmeli ve devamlılığı için muhafaza etmelidir. İşte tam da bu noktada edebiyatın neden bir millet için önemli olduğu apaçık ortadadır.


Edebiyat aynı zamanda bir milletin tarihini, kültürünü ve sosyal yapısını bize anlatır. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan tarihimize bakıldığında Göktürk Kitabeleri, Kutadgu Bilig, Dîvânu Lugâti’t-Türk’ten Dede Korkut Hikâyeleri’ne; Mevlana, Yunus Emre, Nesimi’den Karacaoğlan’a; Recaizade Mahmut Ekrem, Muallim Naci’den Sait Faik Abasıyanık ve Halide Edip Adıvar’a ve oradan da bugüne kadar tüm şairler, yazarlar ve ortaya koydukları edebi eserler göz önüne alındığında Türk milletinin kültürü, tarihi, sosyal yapısı ve millet olarak tecrübe ettiğimiz büyük felaketler, savaşlar edebiyatta kayıtlıdır. Tıpkı bugün akıllı telefonlarımıza kaydettiğimiz numaralar, sosyal medyada depoladığımız fotoğraflar gibi…


Günümüzü ele alacak olursak toplumun bugün edebiyata ve kitaba olan tutumuna ve bakış açısına değinmek istiyorum. Üzülerek söylemek isterim ki bugün ülke olarak kitap okuma oranı ve edebiyat bilinci düşük bir toplumuz. “Neden Kitap Okumuyoruz?” sorusuna birçok neden sıralanabilir ama temelinde çok büyük bir bilinçsizlik olduğu aşikârdır. Kitap bilinci çocuğa aile tarafından küçük yaşlarda kazandırılmalıdır. Ancak bu noktada genel olarak bakıldığında toplumun çekirdeği olan aile yani ebeveynler yetersiz kalmaktadır. Toplum olarak okuyan bir milletten ziyade izleyen bir milletiz. Televizyon mesela… Zaman öldürmeye birebir sabah programları, anlamsız bir hal alan eğlence programları; toplum ve birey ahlakını zedeleyen diziler, filmler ve daha niceleri maalesef bize kitaptan daha çekici gelmektedir.


Televizyon kanallarına baktığım zaman dikkatimi çeken bir şey var. Bir futbol müsabakasının ardından hemen her kanalda “90 dakika” üzerine saatlerce konuşulan programlar var. Envaiçeşit eğlence programları var. Siyaset ve ekonominin konuşulduğu programlar var, ama edebiyatın konuşulduğu bir program yok! Peki, ama neden? Biraz düşünmek lazım…


Benim en tasvip etmediğim ve hatta beni kızdıran bir tutum içinde olan kitle var; kitap fiyatlarını pahalı bulanlar. Bir kitabın size neler katabileceğinin farkında değilseniz kitabın fiyatı pahalı gelebilir. Ancak günlük yaşantımıza baktığımız zaman örneğin sağlığa zararlı olmasına rağmen sigaraya para verirken hiç düşünmüyoruz. Söz konusu sigara olunca pahalı demiyoruz, ama kitaba gelince pahalılığından söz ediyoruz. Sosyal medyada sıkça karşıma çıkan bir gönderi var bu konuyla ilgili: “Kitabı pahalı bulup falcılara, büyücülere onlarca kitap parasını hiç düşünmeden veren insanlarla dolu etrafımız.” Bu sözü çok doğru buluyorum, aslında anlatmak istediğim bilinçsizlik tam da bu!


Basmakalıp bir ifade var: “Edebiyat karın doyurmaz!” ben ve benim gibi kendini kitap yazmaya adamış, yazmayı kendine dert edinmiş insanların toplumdan yediği tokattır aslında bu. Aynı zamanda kitap okuma bilincine sahip azınlığında maruz kaldığı bir söylem. Ne acı bir söylem… Edebiyat karın doyurmaz, edebiyat ruhu doyurur! Nasıl mı? Kitap okuyan bir insanda empati duygusu gelişir ve çevresindekilerle konuşurken olaylara veya durumlara her zaman onların açısından da bakabilir ve sağlıklı ilişkiler kurar. Kitap okuyan insan ufkunu genişletir ve yaratıcılık kazanır. Toplumun onu soktuğu basmakalıptan çıkar kendisini hür biçimde ifade eder. Kitap okuyan insan ön yargılarını kırar ve sürekli birilerini yargılamaktan, genellemeler yapmaktan kaçınır. Kitap sayesinde empati yetisi kazanan ve ön yargılarından kurtulmuş bir birey de sağlıklı toplumu oluşturur.


Edebiyat bilinci ile geçmişimizi anlar, bugünümüzü ona göre yaşarız ve yine geleceğe de bunun bilinci ile bakarız. Edebiyat bilinci olan insan kitap okuma kültürüne sahiptir. Kitap okuyan bir insan ön yargılarından arınmış ve empati kurabilen insandır. Bu yüzden edebiyatımıza sahip çıkmalı ve kitap okumaya zaman ayırmalıyız.

Unutmamalıyız ki kitap sözümüz, edebiyat özümüzdür!


Editör: Uğurcan Uygun


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube