THE PLATFORM (EL HOYO)


Yönetmen: Galder Gaztelu-Urrutia

Senaryo: David Desola, Pedro Rivero


Mart ayında dijital yayın yapan kanallardan birinde gösterime başlayan İspanyol yapımı Platform, epeyce tartışma konusu oldu diyebiliriz. Süper kahraman filmlerine ya da yeniden uyarlamalara boğulduğumuz şu dönemde pek çok sinemasevere ilaç gibi geldi diyebiliriz.


Öncelikle tek mekan filmlerini sevmiyorsanız veya klostrofobiden muzdaripseniz seyrederken biraz zorlanacağınız konusunda uyarayım. Ya da metaforları, alegorileri, sembolizmi sevmiyorsanız yine sizi zorlayabilir. “Bilmece çözmek istesem sudoku oynarım, ben film izliyorum,” kafasında biri olduğum halde filmdeki mesajları çözmek canımı sıkmadı. Tıpkı Anne! (Mother!) filmindeki gibi alegorileri boş verip standart bir kurgu olarak izleyebilirsiniz.


Başrolümüz Goreng (Ivan Massague) ortasında büyük bir açıklık olan iki kişilik bir hücrede uyanıyor. Diploma karşılığı altı ay geçireceği yere tek bir eşya alma götürme verilmiş, o da hakkını Don Kişot’tan yana kullanmış. İlerleyen sahnelerde diğer seçimleri de görüyoruz, kestikçe kendini bileyen bıçaklar, ateşli silah, müzik aleti hatta para. Hücre arkadaşı, bilgiye karşılık bilgi verme vaadiyle bulundukları ortamı açıklıyor. İçeride yaşayanların taktığı isimle Delik, bir nevi hapishane. Ancak tüm sakinleri orada kendi rızalarıyla bulunuyor. Her gün odaların ortasındaki boşluktan aşağıya doğru yiyecekle dolu bir platform iniyor. Mahkumlar, platform kendi katlarındayken istedikleri kadar yiyecek tüketebilirler ancak saklayamazlar. Buraya kadar güzel ama platform alt katlara indikçe işin rengi değişiyor. Hakkından fazlasının yiyen her insanla birlikte alt katlardakiler daha çok aç kalıyor. Her mahkum, her ay farklı bir kata taşınıyor, kimse nereye gideceğini bilemiyor. Bu gerçeğe rağmen, üstelik de iletişim kurma imkanları varken, aralarında empati kurulamıyor. Ve Goreng, bu durumu değiştirmeye karar veriyor.


Filmin tartışılacak çok noktası var ancak spoiler vermeden söyleyebileceğim sadece bunlar. Bir de şunu ekleyebilirim, eğer Küp (The Cube) serisini, Sınav’ı (Exam) ya da Kar Küreyici’yi (Snowpiercer) sevdiyseniz, bunu da seversiniz.


Spoiler Alert: Sonunda Goreng’e ne mi oluyor? Don Kişot’a ne olduysa o.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube