© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

TEFRİKALAR KİŞİSEL GELİŞİM Mİ; KİŞİSEL GERİLİM Mİ? (II)

En son güncellendiği tarih: 6 Şub 2019


Raftan ‘’Yat uzan, Uzandığın Yerden Para Kazan’’ isimli kitabı aldım. Kişisel gelişimde zirve olduğu fiyat etiketinden ve çok iddialı kapağından belliydi. Kitabın reyon görevlisi tarafından hediye edilerek bedavaya gelmesi de ayrıca beni cezbetmişti. Halk olarak zaten içimizde söndüremediğimiz bir beleşçilik tutkusu vardı. Bedava olsunda ne olursa olsun, kıvamındaydık. Ücretsiz ne olduğunu bilmediğimiz herhangi bir ürün dağıtsalar; sorgulamadan almak için sıraya geçer, O da yetmezmiş gibi birde fazladan eşe dosta da almaya çalışırdık. Her konuda uzmandık. Hiçbir şey bilmediğimizi anlamak için çok şeyler okumalıydık. Bende öyle yapıp kitabın ilk sayfasını açtım.


Hayallerinizden vazgeçmeyin, onları ertelemeyin, isterseniz her şeyi beyin gücünüzle yapabilirsiniz diyordu. Sonuçta yottabyte’lik beyine sahiptim. Eksik olan tek şey biraz cesaretti. Tutkularınızın peşinden koşun diyordu. Bende koşmak yerine depar atmayı tercih ettim. Beni hayata bağlayan en büyük hevesim içimdeki dans etme tutkusuydu. Tek sorunum ise dans etmeyi bilmememdi. Hayallerimin peşinden koşmak için belediyedeki işimi bırakıp dans kursuna yazıldım. İşi bıraktığım ancak altı ay sonra anlaşıldı. Altı ay sonra ayın 15’inde bankadan maaşı almak için girişim yaptığımda hesapta para olmadığını gördüğümde tam anlamıyla memuriyet hayatımın sonlandığını anladım. Sakıncası yoktu, sonuçta kişisel gelişim kitabım vardı. O bana yeterdi. Hız kesmeden kursta ‘’Zumba’’ dansını öğrendim. Çok yetenekliydim. Kişisel gelişim kitabı sayesinde beyin gücümü kullanarak kısa sürede zumba dansındaki başarılarımdan dolayı ‘’Zumbacıbaşı’’unvanı aldım. İlk dans gösterimi hayvanları koruma gününde sergiledim. Gösterim o kadar çok beğenildi ki belediye başkanı açılışta kesilen kurban kanını alnıma sürdü. Ne yalan söyleyeyim öyle bir günde kurban kesilmesini bende çok manidar buldum. Ama geleneklerimiz böyleydi. Gittikçe yükseldim, yükseldikçe de yalnızlaştım. Yalnızlaştıkça para kazandım. Para kazandıkça da kalabalıklaştım.


Kalabalıklaştıkça daha da yalnızlaştım. Yalnızlığımı yenmek için en çok satanlar listesine giren zumba dünyasının karanlık sırlarını ifşa ettiğim ‘’Zumbanın Elli Tonu’’isimli kitap yazdım. Her şey muhteşem bir şekilde ilerliyordu. Ta ki zumba dansının yerini ilk önce apaçi, sonra yılan ve fıçı dansı alana kadar. Modern çağa ayak uyduramamıştım. Dans hocam Yaşar ALPTEKİN lambada figürleri bile daha moderndi. Kendimi geliştirmeliydim. Hemen işe koyulup yeni bir dans akımı başlatmak için yeni bir dans stili buldum. Yılan ve fıçı danslarını birleştirip fıçıdaki yılan dansı akımını başlattım. Bu dans trend oldu. Çığ gibi büyüdü. Yine sahne öncesi çalışma esansında esneme yaparken ön çapraz bağlarımı koparttım. Tekrar eski formumu yakalayamadım. Sanat dünyası vefazsız, kişisel gelişim dünyası da sorumsuzdu.


Kişisel gelişim konforlu hayatlarımızdan kontrolsüz bir şekilde çıkmamızı sağlayan umut tacirliğinden başka bir şey değildi. Gerçek gelişim insanın kendisini bilmesiydi. Şimdi yatıyorum, uzanıyorum fakat uzandığım yerden para kazanamıyorum. Belediyenin aş evinden yemek yiyip, muvakkat işlerde para kazanmaya çalışıyorum.


Editör: Kemal Albayrak