Taraftar olmak holiganlıktır!

En son güncellendiği tarih: Nis 23



 Neyin taraftarı olursanız olun, mutlaka kanınızda holiganlık mevcuttur. İster siyasi tarafınız olsun, ister kız tarafı olun, isterseniz bir takımın taraftarı olun. Hepiniz holigansınız. 


  Düşünün, en son ne için kavga ettiniz? Neyi savunduğunuz için dışlandınız, horgörüldünüz? Kızınızı/oğlunuzu üzüyor diye eşine laf söylediniz mi mesela ya da babaları çocuklarınıza bir şey söylediğinde panter kesildiniz mi? Üzgünüm aramıza hoş geldiniz. Sizler de bizim gibi holigansınız. Çünkü taraftar olmak, her ne kadar istemeseniz de yanlı bakmaktır ve panter kesilmenizi sağlar. Doğru yere holigan olmakta zarar görmüyorum. Anlatmak istediğim şey başka. 


 Hepimiz sporu severiz değil mi? Bizi birleştirdiğine inanırız. Oysa taraftar olmak burada daha çok holiganlığa yer açıyor. Holigan olmak her alanda var. Hatırlar mısınız bilmiyorum, 1993 yılında tenisçi Monica Seles, Steffi Graf “taraftarı” tarafından kortta bıçaklanmıştı. Nedeni, Graf’ın hala bir numara olmasını istemesiydi. E, holigansınız. 

 Ortayaşların başına gelmeden önce futbolun dört büyük takımından en sevilmeyeninin sıkı bir taraftarıydım. Hemen bildiniz değil mi? Her galibiyette zafer turları atan, şampiyonluklarda yolları kapatan o topluluğa dahildim. Ne kazandım? En yakın dostlarımı, akrabalarımı kızdırmaktan başka? Haaa, bir de gardrobumun yarısını dolduran kıyafetler, formalardan başka? Koca bir hiç! “Futbol kardeşliktir, birleştirir.” diyecekler elbette çıkacak önüme. Ben de diyorum ki, iki kıtaya oturan bir şehri, ayrı kutuplara çeviren şeylerin en büyük etkenlerinden biri de taraftarı olduğunuz takımlar değil mi? Ya da başka bir şehri de ikiye bölen? Yan yana şehirlerin tuttuğu takımlar farklı diye, çıkmadı mı bunca zaman kavgalar? Hak vermeye başladınız mı? 2. 3. liglerden bahsetmiyorum bile. O liglerdeki hakemlerin, futbolcuların yedikleri dayakları zaten çarşaf çarşaf gazetelerden okuyabilirsiniz. 


 Hala holigan değil misiniz?


 Yurtdışındaki maçlarda ülkemizden çıkan “rakip” takımı mı tutarsınız, yoksa yabancı takımı mı? Konu ezeli rakip olunca üzgünüm ama milliyetçiliğimiz bile kalmıyor değil mi? Oysa hayatınız boyunca tuttuğunuz takımın kısıtlı sayıdaki şampiyonluğuna şahit olacaksınız. Yine de o armanın üzerindeki yıldız sayısı, her sezon başında değişen forma renkleri sizi ele geçirecek. Sezon başında kombineleriniz hazır olacak, her yapılan transferde diğer takımlara acıyarak bakacaksınız. Üstelik liglerde onsekiz takım olmasına rağmen, toplamda ağırlıklı belirli takımın taraftarı olmayı kendinize ayrıcalık sayacaksınız. Bu takımların başkanları sizden kulüplerin düştükleri zor durumlardan kurtulabilmesi için, elinizi cebinize atmanızı istemesine rağmen. Taraftarsınız ya, tabi ki takımınızı kurtaracaksınız değil mi? Haklısınız da holiganlık böyle bir şey. Yardımınızı ettiniz. Kulübün kurtarıcısı da oldunuz. Bravo size. Sıradaki hamle ne? Antrenörlere verilen milyon dolarlar, bilmem kaç sezon için yapılan anlaşmalarla gelen o “Yıldız” futbolcuların dev transferlerini izlemek. Yardım ettiniz, şampiyon olmak istiyorsunuz. Başarısızlıklarda suçlayacaksınız, istifa çağrılarında bulunacaksınız. Oyuncuların, hakemlerin kafalarına yabancı maddeler atacaksınız. Haklısınız da siz holigansınız. Pardon, taraftarsınız. 

Peki sormak istiyorum. Bu haklı sebeplerinizi kenara koyup, soruma cevap verir misiniz? 

 Ay sonunda sizin karnınızı doyuruyor mu taraftar olmak? Hayır değil mi? Buna rağmen siz taraftarsanız ve yukarıda bahsettiklerimi yapıyorsanız; “Üzgünüm, holigansınız.”

Yazan: Kılıçsız Şövalye

Editör: Burçin Kahraman

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube