TÜRK YAZARLAR SENİ YAZARLAR

En son güncellendiği tarih: Nis 23


Yeryüzünde ne denli yazar ve basılmış betik var hiç düşündünüz mü? Her biri kendi ekinlerini (kültürlerini) yansıtan, kimisi hayali, kimisi gerçeğe dayalı, bazısı kişisel gelişim, bazısı geçmiş içerikli betikler. Hepsi de öncelikle yazarın kendi toplumuna ışık tutmakta. Çünkü orada yaşamış, büyümüş, dilini ayrıntısına dek benimsemiş ve toplumu gözlemleyerek büyümüştür. Sonucun böyle olması şaşırtmaz doğal olarak. Peki siz okurken önceliğinizi dış yazarlara mı veriyorsunuz yoksa Türk yazarlara mı?

Okuyan her bireyin sevdiği değişik türler vardır. Polisiye, gerilim, korku, aşk, macera, kişisel gelişim, geçmiş ve dahası.


Okuyan biriyseniz de çoktan bazı yazarların dilini, kurgusunu kendinize yakın bulmuş ve benimsemişsinizdir. Çoğunun da dış yazarlar olduğunu düşünüyorum ancak kendi yazarlarımıza da düşkün çok kişi var etrafımızda. Öte yandan şu var ki okuduğunuz yazarların hepsi yazdıklarını kendi toplumu için yazıyor başta. Çünkü ilk önce o toplumdaki bireyler anlayabiliyor yazarın neyi söylediğini, neyi vurguladığını ne anlatmak istediğini veya ne duyumsamış olabileceğini. Aynı durum bizim için de geçerli. Türk yazarlar bu toprağın bağrında gözlerini açmış, hamken pişmiş, olmuş ve içine sığmayanları yazıya dökerek betik durumuna getirmiştir ve onların yazdıklarını yeryüzünde en iyi siz anlayabilirsiniz çünkü siz de bu toprağın değerlerisiniz. Hamurunuz burada yoğruldu. Kendi toplumumuzu anlamak için yazarlarımıza gereken desteği verip yazdıklarını mutlaka okumalıyız ki hem kendi özümüzü yitirmeyelim hem de dışarıya açılırken dolu bir şekilde açılmış olalım.


Örneğin kişisel gelişim betiklerinde el yazarların çokça tanıtımı yapıldığından mıdır ya da her nasıl oluyorsa onların daha bir engin bilgiye iye olduğunu düşündüğümüzden dolayı mıdır gidip onların toplumuna uyan, onların yaşayış biçimleri üzerinden yönlendiren betikleri okuyoruz, uygulamaya çalışıyoruz. Sonuç pek de iç açıcı olmuyor çünkü o düşünceye iye birey yok etrafımızda. Hepsi için demiyorum yalnız çoğu bu biçimde. Evet bazı araştırmalar yurt dışında daha ayrıntılı biçimde yapılıyor. Ancak kendi ülkemizin yazarlarının gözlemlediği, kendini ilgili alanda yetiştirdiği, bizi biz yapan değerleri, davranış tutumlarını irdelediğini göz önünde tutmalı ve bunları sizlerin beğenisine sunma yolu olarak da betiklerinin basıldığını unutmamalıyız. Genellikle geçmiş ve din ile ilgili olanları kendi yazarlarımızdan okuruz çünkü dış ülkeler bu konuda çok yanlı davranabiliyor. Diğer türlerde ise yine kendi yazarlarımızın öncelikli olması hem onlara verilen değeri göstermek hem de destek olmak adına çok önemlidir. Öte yandan değer biçilemez olan yazarlarımızın olduğunu da unutmamak gerekir ki çoğunun betikleri diğer dillere de çevrilmiştir. Yeni yazarlarımız da cabası. Neyse ki yazar sıkıntımız yok. Aksine okumayan sıkıntımız var.


Bir aşk romanı okurken size dokunacak sözcükleri en iyi Türk yazarlar bilirler. Nasıl acı çekeceğinizi, yüreğinize neyin dokunup iz bırakacağını en iyi onlar anlatır. Bilim kurgu yazarken Türk insanının neleri düşleyebileceğini iyi bilirler. Geçmişi anlatırken yalnızca överek değil, yeri geldiğinde yapılan yanlışları da yüze vurabilirler. Macera yazarken toplumu heyecanlandıracak noktaları iyi gözlemleyip bunu yazıya aktarabilirler. İnanıyorum ki eğer gerçekten okuma oranı daha yüksek bir toplum olunsaydı ve de yazarlara, aydınlara gerektiği gibi değer verilseydi hem yazarlar hem de Türkiye bambaşka yerlere gelmiş olurdu çoktan. Ama geç sayılmaz. Son dönemlerde betik fuarlarını, betikevlerini, betik kafelerini gördükçe benim umudum daha da artıyor. Yolda, metroda, dolmuşta, diğer toplu taşımalarda, gemide, bahçede bg. yerlerde ellerinde betik olanlar ve okuyanlar artmaya başladı. Eğer okuyan biriyseniz lütfen etrafınıza da okumayı önerin, betik alın, üzerine konuşun, sevdirin.


En çok da çocuklarımıza ve gençlerimize örnek olalım. Bir betik okuyan insan dahi değişmeden duramaz. Çünkü beyin, yenilikçi ve de güzeli seçme özelliğine iyedir. Kendisi için iyi olanı kaçınılmaz olarak seçip çıkaracaktır o tümcelerin içinden. Ama bunu en başta da kendi yazarlarımızı okuyup okutarak yapalım. Doğaldır ki yeryüzünde hangi boyun (milletin) betiklerini okuyabiliyorsanız, onları da okuyun, öğrenin, değerlendirin, iyiyi güzeli alıp uygulayın. Kesinlikle kazanan önce siz, sonra toplumumuz sonra da Türkiye olacaktır. Okumak bu denli mutluluk verici olmasaydı ve de önemli, bunca yazar ve betik olmazdı inanın. En önemlisi de "ikra (oku)" diye başlamazdı kutsal betiğimiz Kur'an'ı Kerim. :) Sevgiyle ve betikle kalın.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube