TÜM KADINA ŞİDDET KİTAPLARI LİSTELERİNDE OLAN KİTAP: “CARİYELER, BACILAR, YURTTAŞLAR”



Pınar Gültekin cinayetinden sonra sosyal medyada başlayan #ChallengeAccepted hareketi ve siyah beyaz fotoğraf paylaşımlarıyla birlikte kadın şiddetini, kadın haklarını, kadın mücadelesini anlatan kitap ve film listeleri paylaşılıyor. Bu listeleri incelediğimde her listede olan bir kitap dikkatimi çekti: “Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar, Deniz Kandiyoti”. Ben bu kitabı geçen yüzyıl okumuştum ve kitaplığımın nadide kitaplar bölümünde duruyor. Kitap ilk baskı Temmuz 1997. Üzerinden uzun süre geçtiği için tekrar okuyup, sizler için yazmaya karar verdim.


Yazar Adı: Deniz Kandiyoti

Kitap Adı: Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar

Çevirmen: Aksu Bora ve Fevziye Sayılan, Şirin Tekeli, Hüseyin Tapınç, Ferhunde Özbay

Yayın evi: METİS YAYINLARI

Basım Yılı: 1997 (1. BASIM)

Türü: Araştırma - Deneme

Sayfa Sayısı: 221


Profesör Deniz Kandiyoti (15 Mart 1944, İstanbul), Türk yazar ve akademisyen. Türkiye ve Ortadoğu ağırlıklı olmak üzere toplumsal cinsiyet ve kalkınma politikaları çalışmalarıyla tanınmaktadır. Doktorasını Londra Ekonomi Okulunda tamamladı. “L'Université de Paris (Sorbonne) ve London School of Economics and Political Science”ta eğitim aldı.


1969-1973 arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesinde ve 1974-1980 arasında Boğaziçi Üniversitesinde öğretim üyeliğinde bulundu. 1992 yılından beri görev aldığı Londra Üniversitesine bağlı olan Londra Üniversitesi Oryantal ve Afrika Çalışmaları Okulunda kalkınma politikaları alanında 2010'dan beri “Emeritus Profesör” olarak görev almaktadır. Özellikle Postkolonyal ve kırsal kalkınma dönemlerinde kadın ve İslam konusunu ele alan çalışmalarıyla etkili oldu. Devlet politikaları ve İslam'ın kadınlar üzerindeki etkisini ele alan çalışmalarıyla bu araştırma sahasında öncü bir rol oynadı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), UNESCO, Avrupa Güvenlik ve İş birliği Teşkilatı (AGİT), Birleşik Krallık Uluslararası Kalkınma Departmanı (DFID), British Council, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Kadınlar Kalkınma Fonu (UNIFEM) için danışmanlık görevi yaptı. 2019'da Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri kapsamında Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.


Ülkemizde kadın araştırmalarında son yıllarda kuşkusuz çok yol alındı. Ancak bu araştırmaların toplumbilim çalışmalarına getirebileceği eleştirel bakışı göz ardı eden zihniyetin aşıldığı söylenemez. Deniz Kandiyoti'nin 1975-1995 yılları arasında yazdığı yazılardan seçmeleri içeren “Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar” bu alanda çok önemli açılımlar getiriyor.


Kırsal/kentsel dönüşümün cinsiyet rollerine etkisi, Kemalist feminizmin anlamı, cinsiyet rollerinin milliyetçilik, devlet ve İslam bağlamında sorgulanması, erkek kimliklerinin toplumda iktidar ve egemenliğin kurumsallaşmasıyla bağlantısı, ataerkilliğin kadınların yanı sıra erkekler üzerindeki baskıcılığı, "kadın" terimi yerine önerilen "toplumsal cinsiyet" kavramının olanakları, bu kavramın "modernlik" anlayışları çerçevesinde irdelenmesi gibi pek çok konuyu tartışmaya açıyor. Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar Kadın Araştırmaları alanında çalışma yapanların yanı sıra, Türkiye'deki değişen dinamikleri kavramaya çalışan okurların da ilgisini çok çekecek değerli bir kaynak. (Arka Kapak)


Kitap araştırmalar, incelemeler, istatistikler, karşılaştırmalar ve çıkan sonuçların değerlendirmelerini anlatan akademik bir çalışma. Durum böyle olunca benim bu akademik çalışma üzerine yorum yapmam olmaz. Sadece içindeki bilgilerin bir kısmını paylaşabilirim.


Akademik bir çalışmanın çevirisi de olsa kitabın dili çok ağır ve gereksiz uzunlukta, mesleki terimler içeren cümleler çoğunlukta. Bence çeviri sırasında özünü, içeriğini bozmadan daha sadeleştirilebilirdi, böylece okunması ve anlaşılması daha rahat olurdu.


Deniz Kandiyoti'nin 1975-1995 yılları arasında yazdığı yazılardan seçmeleri içeren değerli bir kaynak. Ama okurken üzüldüğüm, üzerinden 25 sene geçmesine rağmen yapılan tespitlerde, sonuçlarda yani toplumda yaşananlarda bir değişiklik yok. Kadının adı yok, yeri yok, hukuken bile korunması yok.


KİTAPTAN:


- Alikan aşiretinin erkekleri, kadının erkekten daha dayanıklı olduğuna ve doğanın güçlüklerine daha iyi göğüs gerebildiğine inanırlar. Ne tuhaftır ki bu özellikler pek çok toplumda erkek üstünlüğünü meşrulaştırmak için öne sürülen özelliklerin aynısıdır.


- Karı koca ilişkisi belirgin bir çeşitlilik gösteriyorsa da kadınlar ve erkekler ayrı dünyalarda yaşar. Kadınlar erkeklerin ilişki ağının dışında, kadın akraba ve komşularıyla bir aradadır.


- Diğer kadın grupları ile karşılaştırıldığında, üst sınıftan ya da seçkin kadınların hayatlarıyla ilgili bilgimiz daha az.


- Hangi toplumsal kategoriden olurlarsa olsunlar, kentli kadınların toplumsal ve ekonomik uyumunun ortak özelliği, erkek rollerine hiçbir biçimde meydan okumamaları, aile işleyişinin geleneksel düzenini bozmayışları ya da erkek ayrıcalıklarını sorgulamamalarıdır.


- Türkiye kırsal kesiminde yapılan araştırmalar, erkeklerin daha çok ve daha iyi beslendiklerini, kendi boş zaman etkinliklerine daha çok para ve zaman ayırdıklarını ve kadınlardan daha fazla tüketime düşkünlük gösterdiklerini ortaya koyuyor.


- Evliliğin hala ailelerin ittifakı olarak tanımlandığı toplumlarda, "eşini seçmek" kadına düşmez.


- Kadınlar “taze gelin” olarak hayatlarına oldukça olumsuz güç ilişkileri altında başlarlar. Erkek çocuk doğurmak ve hanede kıdem kazanmak güç dengesini kadın lehine değiştirse de kadın, gücünün doruğuna kaynana olarak ulaşır.


- Türk romanındaki ilk alafranga kız, Ahmed Mithad Efendi'nin "Felatun Bey’le Rakım Efendi" (1875) romanında ortaya çıkar.


- Adıvar'ın romanları, Cumhuriyet Türkiye'sinde kadınların kamusal hayata hangi koşullarda kabul edilebileceklerini ifade eden bir mecazdır: Cinsiyetsiz ve kadınlıklarından sıyrılmış olarak.



Editör: Uğurcan UYGUN


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube