Tülin Baturu Ocak İle Söyleşi

En son güncellendiği tarih: Nis 20


Tülin Baturu Ocak kimdir? Sizden dinleyelim.


Aslen Gaziantepli olup 1969 yılında Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise tahsilini Konya ilinde tamamladım. 1989 yılında polis memuru olarak göreve başladım, sırasıyla Ankara, Konya, Ağrı, Hatay, Mersin illerinde çalıştım. Mersin ilinde emekli oldum. Meslekte üniversite bitirdim. Eşim emekli Emniyet Müdürü olup, kızım Kıbrıs'ta, oğlum Bosna Hersek'te okumaktadır.





Aslen Gaziantepli, Ankara doğumlusunuz, eğitiminizi Konya'da tamamladınız ve Mersin'de yaşıyorsunuz.  Kendinizi hangi şehre ait hissediyorsunuz? Kendimi mutlu, huzurlu hissettiğim, vatanın tüm toprakları ait olduğum yerdir. Küçükken hayal ettiğiniz meslek dalı hangisiydi yazarlık mı, polislik mi yoksa başka bir meslek mi? Doğarken polis olacağım diye doğmuşum, başka hiç bir meslek düşünmedim.Bunu tüm ailem bilir. Çok şükür hayallerim gerçek oldu. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden 2019 Ağustos ayında emekli oldum. Çocukken hangi oyunları oynardınız, o zamanda fantastik bir hayal dünyanız var mıydı? Çocukluğum şu an ki gibi sanal dünya oyunlarından çok farklı, aklınıza gelen tüm oyunları oynamışımdır, futbol dahil.   Yoğun iş hayatının içinde, çalışan anne olarak yazar olmaya nasıl karar verdiniz?


Yazar olmaya öyle karar verilemiyor genlerle ilgili sanırım Ahmet Ümit yazarımızın dediği gibi herkes yazamaz yetenek genlerden gelir çok şükür şanslıyım. Çalışan anne olmak büyük sorumluluk istiyor çok çalışıyor çok emek veriyorum hatalarıma takılmadan okuyan okuyucularıma teşekkür ederim.

Polis memuru olarak görev yaparken dosyalara ulaşmak kolaydı neden polisiye değilde fantastik türde yazdınız? "Neden polisiye değil de fantastik yazıyorsunuz?" bu soruyu okurlarım da çok sorarlardı ama artık sormuyorlar. Teşkilatın içinde olduğum, eşimde rütbeli olunca, içini dışını, her alanın farkını çok iyi, yaşayarak öğreniyorsunuz. Her polisiye kitap okuduğumda elimde olmadan acımasızca eleştiriyorum, tabii ki içimden. Yazılanlarla alakası olmayan işlemler, kararlar, gidişatlar vs. Gerçek dışı fantastik olaylar rahatlatıyor. Her zaman fantastik yazacağımı okurlarım da biliyor. Fantastik yazmak benim mutlu gezegenim.   Yazmaya devam etmeniz için sizi destekleyen oldu mu? Yazmaya başladığımda destek mi? Bunun için bir kitap yazsam çıkar. O derece.

İlk kitabınızı yazarken seri olarak yazmayı mı düşündünüz yoksa süreç böyle mi gelişti?

İlk kitabı yazmaya başladığımda finansal durumdan bastıramıyor, arkadaşlarımı bilgisayarın başına geçirip, zorla okutuyordum. Artık " Tülin geliyor, kaçın." diyorlardı. Bu beş yıl sürdü; ta ki birisi:" Bu kitabı benim ismimle yayınlarsan, finansal olarak kitabın çıkar." dediğinde; ikinci, üçüncü kitaplar da bitmiş, hazırdı. İçime düşen çalınma korkusuyla arka arkaya seri kitaplarım çıktı.



İlk kitap çıktıktan sonra elinize aldığınızda ne hissettiniz? İlk kitabı elime aldığımda imzamı atmaya dahi çekindim. Hala da çekinirim. Benim için açıklaması zor bir durum. Peki ilk kitabınızdan sonra hayatınızda ne değişti? Kitap çıktıktan sonra imzaya çıkarttığım evrakların üzerini çizen amirler: "Sen bir de kitap yazıyorsun, ilkokul çocuklarına mı?" diyordu, egolarının zirvesini yaşadım. Kitap seven meslektaşlarımdan maalesef destek göremedim. Her şeyi dalgaya vererek, meslektaşlarımdan kitap konusunda uzaklaştım.


Yazmanız için özel bir ortama ihtiyacınız var mı? Nasıl yazıyorsunuz? Bu şartlarda sizce özel bir ortam gibi lüksüm olabilir mi? Makineli tüfek gibi her ortamda yazabilme kabiliyetimi geliştirdim.   Her işte olduğu gibi hep aynı tempoda çalışılmıyor, üretilmiyor. Siz yazamadığınız, tıkandığınız zaman bu süreci nasıl aşıyorsunuz? Çok şükür tıkandığım bir süreç olmadı.

Yazarken en çok zorlandığınız kitabınız hangisi? Vazgeçsem ne olur dediğiniz? En sevdiğim rakama geldik. Kızdığımda dahi 13 derim. Yazarken en çok zorlandığım; ölüm sahneleri ve egolu durumlar.   Yeteneğinizi kaybetmekten, yazamamaktan korkar mısınız? Meslekten midir bilmiyorum; kitabımda, yaşamımda herhangi bir konuda ALLAH'TAN başka çok şükür bir korku olayım yoktur. Ruhunuzu besleyen şeyler var mı, neler? Ruhumu besleyen hayal dünyamın IQ'sunu seviyorum. Kimsenin yakalaması imkansız. Sizi daha yakından tanımak adına bir gününüz nasıl geçiyor, neler yapıyorsunuz? Aileye yakalanmadığım sürece sabah dokuzda kitabın başına oturur, dörde kadar kısa molalar eşliğinde odaklanırım. Sonrasında çocuklarımın sesini duymak için telefon görüşmeleri, koşu bandı, spor, yemek, internet ve TV. Genel olarak eleştiriye açık mısınız? Eleştirilere açık değilim. Geçmişte yeterince gömüldüm. Özellikle harf hatalarına takılanlara kopuyorum. Bana çizilen evrakları hatırlatıyorlar. Önemli olan kitabın keyifle seni alıp götürmesidir.


Kitaplarınıza gelen olumsuz eleştiriler karşısında ne hissediyorsunuz? Çok şükür olumsuz eleştiri çok fazla gelmedi. Gelen eleştiriler kalbime ok gibi saplanıyor, yüreğim acıyor, nefes alamıyorum, ağladığımda olmuştur. Bir okurunuz kitabınızı yorumlarken: "Hayal gücünün sınırlarında bir yazar." olarak yorumlamış. Bu sizde nasıl bir his uyandırdı, çıtayı yükseltmedi mi? Okuyucumun "hayal gücünün sınırlarında bir yazar" söylemi çok mutlu etti. Kendimle çok dalga geçerim. Kitaplarımın keyifle okunması her şey demek, dünyalara değiyor. İşte o zaman fantastik IQ'umla dalga geçmeyi bırakıyorum. -Kitaplarınızı yazarken hazırlık, ön araştırma yaptınız mı, yoksa öylesine içinizden geldiği gibi mi yazdınız? Kitapları içimden geldiği gibi yazıyorum. Gidişata göre tabii ki ön bilgi araştırması yapıyorum. -İlham aldığınız, idolünüz olan yazar var mı? Her yazar önemlidir, idolüm yok. Okuyucularımın "Sarah Jio'ya rakip." sözleri mutlu etti. -Fantastik türde yazan bir yazar olarak dünyada istediğiniz her türlü değişikliği yapabilecek kadar gücünüz olsa, sihirli değneğinizi dokunduracağınız şey ne olurdu? Sihirli değneğim olsaydı; masum çocukları korur, savaşları, sapkınları yok ederdim. Fantastik sorulara devam edelim;  şu anda yaşayan, ya da bir zamanlar yaşamış olan hangi kişinin yeteneklerine sahip olmak isterdiniz? Yazdığım "13 Vakti" serisindeki Lighting Legent Shing Lin'in güçlerine sahip olmayı isterdim.

Açlık Oyunları, Alacakaranlık, Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter gibi fantastik kitaplardan uyarlanıp, fenomen olmuş birçok seri var. Sizin kitaplarınızın da uyarlanmasını ister misiniz? Dünyaca tanınmış fantastik eserler gibi kim istemez ki... Okuyucularım kitaplarıma güveniyor. Bir gün "13 Vakti" serisi de inşallah bu gurupların içerisine girecektir, tüm kalbimle inanıyorum.


Kitaplarınızın yabancı dile çevrilmesi ve e-kitap olarak sunulması size ne hissettirdi? E-kitap ve yabancı dile çevrilmesini kendi imkanlarımla yaptım., finansal olarak zorlandım. İlk kitabı yabancı film yapımcılarına gönderdim, hiçbir yanıt gelmedi. Kitaplarım maalesef tanınmıyor. Reklam olayları da finansal olarak sıkıntılı. "Yeni Elif Şafak" olarak tanımlanmak nasıl bir duygu, size ne düşündürdü? Elif Şafak yazarımıza benzetilmek beklemediğim bir durumdu, aynı Sarah Jio gibi. Yeni projeniz "Ejder Kelebek Günbatımı Serisi" hakkında ne söylemek istersiniz, ne zaman tanışacağız? Yeni serimiz "Ejder Kelebek Günbatımı " çok yakında. Beş kitaplık seri olarak devam ediyor. Şu an serinin ikinci kitabı olan "Ejder Kelebek Gündoğumu" da bitti, hazır. Serinin üçüncü kitabı olan "Ejder Kelebek Günkarası"nı yazmaya başlayacağım. "Ejder Kelebek Günbatımı Serisi"nden sonra farklı bir tür yazmayı düşünüyor musunuz? Yazarsanız ne tür yazarsınız? (tarih, anı, polisiye vb)   Daha önce de söylediğim gibi fantastik yazacağım, bunda netim. Kitapların internette yayınlanması, e-kitap olması hakkında ne düşünüyorsunuz? Kitaplarım yeter ki okunsun, e-kitap olarak yayınlanmasını çok isterim. Sosyal ağlarda ne kadar zaman geçiriyorsunuz? Sosyal ağ kitap yazarken verdiğim molalarla geçiyor. Facebook’ta ki kitap gurupları hakkında ne düşünüyorsunuz? Okuma oranının artmasına katkıları var mı? Yoksa boşa zaman kaybı mı? Facebook kitap sayfaları sayesinde "13 Vakti" ailem oldu. Hepsi canlar, iyi ki varlar. Dergimiz için düşünceleriniz neler? Derginizle okuyucum Vuslat Teki Hanım sayesinde tanıştım. Hepinize kocaman teşekkür borçluyum, iyi ki varsınız. Okurlarımıza son söz olarak ne söylemek istersiniz? Okuyucularımın hepsi 13 Vakti ailesi olarak kıymetlimdir. "HER HAYAL BİR GÖLGE KADAR GERÇEKTİR.." TBO, kendi sözlerimle kapatıyorum. Filmi ya da dizisi içinde o gün bir gün gelecek umuduyla. Teşekkür ederim, sevgiler, saygılar...


Hazırlayan: Özgün Onat


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube