SİNOP CEZAEVİ'NDEN, BİR FAİLİ MEÇHUL KAYBOLUŞA... SABAHATTİN ALİ

En son güncellendiği tarih: May 9


Nurseli Şimşek //

Editör: Sedanur Yıldırım

Herkesin bir yıldızı vardır gökyüzünde. Hikâyesinde parlayan ışıklara karışan hayaller.
Bu yazımızda günümüzde olan önemli yazarları seçip hayatlarındaki önemli eserleri veyahut harikulâde olan başarılarını kağıda döktük.
İlk olarak Küçük Prens adlı eseri ile çok ses getiren Sevgili Antoine De Saint-Exupéry.
Başarısızlıklar güçlükleri yıldırmaz; başarma azmine daha da güç katar.
Küçük Prens, 1943 yılında yayınlanmış ve yazarın dostu Leon Werth’e ithaf edilmiştir.
Her yaşa uygun bir eser oluşturmuştur kendisi. Herkese hayatına katacak önemli konulara inmiştir. Her ne kadar çocuklara hitap ettiği düşünülse de aslında her yaştan insana her okunduğunda yeni bir şeyler kazandırabilecek nitelikte kaleme alınmış başarılı bir eser olduğu görülmektedir.
Bu eser tüm dünyaya yayılmıştır ve yazın dünyasının en iyi 10 masalıdır Küçük Prens. Bu şahane yazarın hikâyesi bu eseri ile parlamıştı. Böyle kitaplar gelir mi daha? Küçük Prens'i okumayı unutmayalım.

Diğer başarılı ve ismi devamlı başarılı yazarların arasında Stefan Zweig vardır. Kendisi Birinci Dünya Savaş'ında gönüllü olarak savaş karargâhında arşiv memurluğu yapmıştı. Savaştan sonra Avusturya’ya dönerek Salzburg’a yerleşip ve 1920 yılında Frederike Von Winternit ile evlenir. Yaklaşık 20 yıl yaşadığı bu şehirde önemli şair ve yazarlarla yakın arkadaşlıklar kurar. Hayatındaki başarı kıvılcımları bu dönemde başlar. Kendisi keşfetmeye başlamıştır bu önemli yazar.
Edebiyat dünyası içinde büyük bir ağırlığa sahip olan Stefan Zweig. Kendisi 1933’te Nazilerin yakmaya başladıkları kitaplar arasında Yahudi kökenli eserleri yer alır.
Bir aydın olarak da anılan ve savaş karşıtlığı ile bilinen Stefan Zweig, kitapların yakılarak imha edildiği bir dönemde her şeye rağmen yazma işini bırakmaz. Yazmaya aşık bir yazar kendi düşüncelerini ısrarla kağıda dökmek ister. Yaşamı boyunca oldukça fazla eser kaleme alır. Çok yönlü bir yazar ve şair olarak, özellikle yazdığı biyografi kitapları ile edebiyat tarihinde önemli bir yer kazanır. Biyografi yazarlığı ve şairliğinin yanı sıra dram ve trajedi türlerinde de birçok tiyatro oyunu kaleme alan Zweig en çok ”Satranç” adlı kitabıyla ün kazanır. Türkiye'de herkesin elinden düşmeyen 'Satranç' kitabını okumamız lazım. İçinde birikmiş olan bilgiler var.

Diğer yazarı buraya katmasam olmazdı. Kendimin de çok sevdiği bir yazar. Sevgili Sabahattin Ali. Babası ona böyle hitap etmiştir. "Yazacaksan Doğru Dürüst Yaz!" Hikayesi tam olarak öyle başlar. Hikâyeciliğinde ön planda olan gerçekçilikte, babasının etkisi şüphesiz önemlidir. İlk yazdığı kompozisyonda babası ile çıktıkları avı anlatır. Ancak bu anlatımda, "Sabah güneşin ilk ışıkları penceremize vururken... " şeklindeki başlangıç, babasının tepkisine neden olur. Babası ona sen neden güneşin ışınlarından söz edersin, öyle bir şey yok. Yazmak istiyorsan doğru dürüst yaz. Kimseyi kandırma. Yalan dolan ile işimiz yok demişti.
Bu aldığı ilk derstir ve özellikle Anadolu'ya yöneldikten sonra yerini bulur. Kendi ile sürekli bir hesaplaşma halindeki sevgili Sabahattin Ali, kendini aldatma çabasını dahi yazılarında itiraf eder. Kendini ortaya koymaktan çekinmezken de kahramanlan genellikle kendisidir. "Benim kanaatimce sanat, insana insanı ve hayatı ve bunların manasını öğretmekle muvazzaftır." sözleri onun sanat anlayışını özetler mahiyettedir.
Harikulâde bir tadı vardır kitaplarında. Hikâyeleri elbette herkesin kalbine dokunur. Kürk Mantolu Madonna en büyük eserlerinden bir tanesi. Okumayan varsa kesin göz atsın derim.
Ve unutulmaz, tartışmasız en önemli yazarlardan birtanesi J. K. Rowling (Robert Galbraith).

1990 yılında, erkek arkadaşı ile Manchester’da bir daire tutup oraya yerleşmeye karar vermişler. Bir süre olabilecek her daireyi inceleyip ve bir hafta sonra trenle Londra’ya tek başına geri dönerken, Harry Potter fikri aklına gelmiş tesadüf, yanında kalem yoktu ve birilerinden isteyemeyecek kadar da utangaçmış. Kalemi olmadığı için, kitap ve fikirler hakkında düşünecek tamı tamına dört saati olmuştu.

Kitabın tamamlanması çok uzun zaman aldı. 1990 yılında Rowling’in annesi, damar sertliği hastalığından vefat edince, taze yazar İngiltere’den Portekiz’e gitmek zorunda kaldı. Ancak bu zor günlerinde bile kitabı üzerinde çalışacak enerjiyi kendinde bulmuştu.
Nihayet 1995’te, Harry Potter ve Felsefe Taşı’nın el yazma metnini tamamladı ve yayın evlerine göndermeye başladı. Aldığı ilk geri bildirimler yeni bir yazar olan Rowling için pek de iç açıcı değildi. “İlk üç bölümü gönderdiğim yayınevi, tüm yazdıklarımı bana o kadar hızlı geri gönderdi ki sanırım ellerine geçtiği gün bana iade etmişlerdi.” diye açıkladı Rowling Urbanette Dergisi'ne. Fakat 1996’nın Ağustos ayında, Bloomsbury Yayınevi Rowling’in hikayesindeki potansiyeli fark etti ve ona birkaç görüşme yapma şansını verdi.
“Hikayeyi, içerdiği kahramanlık öğesini, üç karakterin arasındaki arkadaşlığı sevmiştim. Baykuşlar ve büyü ise harikaydı.”
Harry Potter kitaplarını okumayan yoktur. İşte şahane bir hikaye.

Kendimin etkilendiği yazarların başarı öykülerini, parlayan ışıklarını veyahut eserlerini sizler ile paylaşmak istedim. Elbet bu listede olması gereken yazarlarımız vardır. Benim kalben ve ruhen yakın olduğum yazarlardan kısa bir anlatım oldu. Sahi sizin en sevdiğiniz yazar kim?

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube