SİMYACI / PAULO COELHO

En son güncellendiği tarih: Nis 18


Simyacı, Brezilyalı eski şarkı sözü yazarı Paulo Coelho'nun, yayınladığı 1988 yılından bu yana dünyayı birbirine katan, eleştirmenler tarafından bir fenomen olarak değerlendirilen üçüncü romanıdır. "Simyacı" romanı Coelho'yu tüm dünyada tanınan bir yazar haline getirdi. Simyacı, altı yılda kırk iki ülkede elli üç ayrı dile çevrildi ve yedi milyondan fazla sattı. Bu sayede Guiness Dünya Rekorlar Kitabına girmeye hak kazanmıştır. Bu, Gabriel Garcia Marquez'den bu yana görülmemiş bir olay. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlana'nın ünlü Mesnevi'sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunu yitirmemiş olan okurlar için bir klasik kimliği kazanmıştır. Ayrıca içinde Türkiye de olmak üzere bazı ülkelerde sahneye konulmuştur.


Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının felsefi öyküsüdür. Simyacıyı bulmak kendini bulmaktır. Simyacının dünya çapında bu kadar satmasının sebebi belki de kılavuzluk niteliğinin ön planda olmasıdır. Simyacı'yı okumak, herkes uykudayken şafak vakti güneşin doğuşunu beklemektir.


Romanın kahramanı Santiago'nun anne ve babası rahip olması için onu papaz okuluna göndermiştir. On altı yaşına geldiğinde rahip olmak istemediğini, okuldan ayrılmayı ve gezginci olmak istediğini babasına söyler. Bunun üzerine babası da, oğluna içinde üç adet altın İspanyol parası olan bir kese vererek oğluna "git, kendine bir sürü al ve en iyi şatonun bizim şatomuz ve en güzel kadınların bizim kadınlarımız olduğunu öğreninceye kadar dünyayı dolaş" der ve oğlunu kutsar. Önce, babasının vermiş olduğu parayla bir koyun sürüsü alır ve yaşamının büyük düşünü gerçekleştirmeye başlar; artık geziyordur. Akşam yattığında uykusunda gördüğü rüyaların da etkisinde kalarak; gördüğü bir düşün gerçekleşme olasılığının yaşamını ilginçleştireceğini düşünür ve o şekilde hareket eder. Romanın ana konusunu teşkil eden Mısır Piramitleri'ne gitmesi ve orada hazine bulacağı ona rüyasında söylenir. Romanın kahramanı, rüyasını gerçekleştirmek için önce bir falcı kadına rüyasını anlatır. Falcı kadın Salem kralı olarak tanıtan yaşlı adamla konuşur, kendi amaçlarını anlatır. Yaşlı adam, hayatın gizemleri hakkındaki bilgiye karşılık Santiago'dan sürüsünün onda birini vermesini ister. Yaşlı adam, Santiago'ya biri beyaz diğeri siyah olmak üzere iki adet gizemli taş verir ve siyah olanı "evet", beyaz olanı "hayır" anlamını taşıyan bu taşları "zora düştüğün zamanlarda kullanırsın ancak kendi kararını kendin vermeye çalış" der. Mısır'a gitmek için önce koyun sürüsünü satar ve parasını cebine koyarak yola çıkar. Arap çocuğu ile tanışır, beraber pazara giderler. Fakat Arap paralarla birlikte kaçarak Santiago'yu bu şehirde parasız pulsuz bırakır. Bunun üzerine Santiago para kazanmak için bir billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar. 6 ay kadar burada çalıştıktan sonra Santiago yeterli parayı kazanarak tekrar yola koyulur. Yolda bir İngiliz'le karşılaşır. Yolda karşılaştıkları güçlüklerde kendi kişisel menkıbelerini aramak üzere yola çıktıklarını söylerler. Santiago, yüreğinin söylediklerini dikkatle dinleyerek çölde ilerlemesine devam eder. Karşılaştıkları güçlükler karşısında hep kendi kişisel menkıbesine güvenir ve sonunda kumullar tepesine ulaşır. Piramitler, bütün görkemiyle karşısında yükseliyordur. "Gerçekte kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimseye karşı hayat cömerttir" diye düşünür. Sabah uyandığında gerçekten bulunduğu yeri kazmış ve içi mücevher dolu bir sandık bularak rüyasında gördüğü ve Mısır'a piramitlere kadar gidip bulmayı arzuladığı hazineye

kavuşmuştur..


ALINTILAR

*İnsanlar bir yığın acayip şey söylüyorlar. Bazen ,koyunlarla birlikte yaşamak çok daha iyi, konuşmaz koyunlar... Yiyecek ve su aramaktan başka bir şey yapmazlar. Ya da kitaplar, dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır kitaplar.. Ama insanlarla konuşurken durum başka, öylesine tuhaf şeyler söylerler ki, konuşmayı nasıl sürdüreceğinizi bilemezsiniz.


*Yeryüzünde her insan, her zaman , dünya tarihinde baş rolü oynar ve doğal olarak o bilmez bunu.


*Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım? Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın…


* Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak.

* Bütün günler birbirine benzediği zamanda insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varmaz olurlar.


Editör: Kemal Albayrak

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube