SİHİRLİ BİR ELDİR ZAMAN

En son güncellendiği tarih: May 6


Biliyor musun? Şu yaşadığımız hayat denen fani dünyada her şey geçici. Harcamaya korktuğun, bitmesin diye savaş verdiğin paran. Hep aynı tazelikte kalacak sandığın saf ve duru güzelliğin mesela. Kalp atışın yavaşlayacak günden güne. Kitaplarını sıkı sıkı tuttuğun ellerin zayıflayacak. O yorulmadan çıktığın yokuşların devrilmez yoldaşları ayakların dermansız kalacak bir gün. Kuşu kurdu, kelebeği bir yavru arıyı bile kaçırmayan gözlerin görmez olacak. Saçıp savurduğun örmeye doyamadığın, omuzlarının narin şalı, yanaklarına sevdalı o saçların dökülecek bir gün tel tel. Ya anıların...


Eski fotoğraflar, eski şarkılar, eskimeyen aşklar, ışık saçan kahkahaların, izlediğin filmler, ıslandığın yağmurlar, avuçlarına dolan karlar, tek tek silinecek hafızandan. Ölüme ne kadar yakınsınız biliyor musunuz? Ölüm tarihin bugün sana bildirilmiş olsaydı yapacağın ilk şey ne olurdu? Af edebilecek misin öfkelerini? Seviyorum diyebilecek misin gurur yapmadan. Peki, özür dilemeye ne dersin? Gururun ölümden daha beter farkındayım. Ölsem de gitmem! Ölsem de af dilemem diyerek öldürdüğün zamanını sor bakalım zamana geri alabilecek misin? Hadi sor bakalım düne ya da ondan önceki güne. Bak bakalım geçmiş günlerin yerlerinde duruyor mu? Çağır bakalım on sene öncesini sesini duyabilecek mi? Pişmanlıkların, keşkelerin, ara bakalım oradalar mı?


Ah! Zamanın o sihirli eli değdi mi şakaklarına, çizgiler atıldı mı alnının ortasına, ellerin de azıcık titremeye başlamışsa, düşünme zamanı gelmiş olabilir mi sence? Bu sorular böyle devam eder aslında. Zamana dair, ömre dair, yaşama dair. Hani büyük halk ozanımız Âşık Veysel diyor ya, '' Benim sadık yârim kara topraktır'' diye. Hepimizin sadık yâridir kara toprak. Ondan geldik ona geri döneceğiz. Ama önemli olan bir iz, bir biz bırakabilmektir hayata ve yaşama. Sadece gerçeği bil onu özümse ve önemse. Hiç düşündün mü seni hatırlatacak ne bıraktın zamana duvardaki fotoğraflarından başka. Su verdiğin çiçekler solacak bir gün. Sevginin değeri bile azalıp çoğalırken bu günlerde ve hafızamız eskileri silip yeni veriler eklerken bilincimize, söylesene kalıcı ne bırakabildik zamanın ötesine. Vicdanımızın duvarları yıkılmışken bir bir, hatırı sayılır bir anlam verebildik mi âleme. Zaman kavramı denen şeyin kişiye göre değiştiğini biliyor musun peki. Sen aylara, yıllara saatlere bakma, onlar evrende sadece küçücük bir nokta. Aslolan ŞİMDİ'dir aslında.


Yetişmek zorundayız işe, okula. Yetişmek zorundayız, Akrep ve Yelkovana… Çünkü bilime göre onlar hiç durmaz. Bir şarkı var diyor ki: “KELEBEK KADAR ÖMRÜMÜZ VAR. SEVMEK LAZIM HEMEN BAŞLAYALIM. KAYBEDECEK DAHA NEYİMİZ VAR?” Oğuz Atay’ın bir sözü vardır: "Her zaman vakti olanlara saygı duyulmaz’’ bu sözü bir düşünmek lazım. Ne demiştik zaman kişiye göre değişen bir kavramdır. Her zaman vakti olan mı, yoksa zamanı olmayacak kadar dolu dolu yaşayan mı? İnsanın her şeye vakti vardır aslında, sadece zaman ayıracak şeyleri azdır. Zamanı iyi kullanmak zorundayız. Zaman elimizde tuttuğumuz tek güçtür. Ona iyi davran.


Editör: Kemal Albayrak

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube