SERDAR ERBEKLER İLE SÖYLEŞİ

En son güncellendiği tarih: Nis 17


Birkaç dize ile Serdar ERBEKLER kimdir?


Ben 22 çocuklu bir ailede Şanlıurfa’ ya bağlı, elektriği, suyu, köprüsü, okulu dahi olmayan bir köyde dünyaya geldim. Mevsimlik işçi olarak çok çalıştım; lüks lambasının ışığında geceleri ders çalıştım ve şimdi gittiği her okulda çok sevilen, çok sayılan bir Türkçe öğretmeniyim.


Okurluktan şairliğe nasıl geçiş nasıl oldu?


Birinci sınıftan beri yazıyorum. Fakat önce iyi bir okuyucu olmam gerektiğini düşündüğüm için önceliğim hep okumak oldu. Kendimi hala okuyucu olarak tanımlarım. Fakat duygusuzlar ordusunun türediği bu çağda şiirle kalplerin güzelleşmesini umarak şairliğe geçiş oldu. Çünkü dünyanın duygu yüklü mısralara ihtiyacı var. Dünya gerçekten kirlendi. Gönüller çok kirlendi. Bizim buna bir dur dememiz lazım.


Okumanın az olduğu, basit romanların bile zor okunduğu bir coğrafyada şair olmak zor değil mi?


Zor gerçekten ama insanlarımızın şunu çok iyi bilmesi gerekir. Şiir sadece duygusal bağlamda insanı olgunlaştırmaz. Her alanda olgunlaştırır. Olgunlaşan insan bilime de sevdaya da ekonomiye de iyi yön verir. Bütün savaşların müsebbibi şiire sırtını dönen gözyaşı nedir bilmeyen insanlardır. Charlie Chaplin’in sözüne benzeyebilir; ama bana göre dünyayı ya şairler ya da kadınlar yönetmeli. Çünkü bunların gönlü genelde şiir gibidir. İçinde duygu ve merhamet daha fazladır.


Şiir sizin için ne ifade ediyor?


Şiir güzel kalpli olmayı, sevgiyi masumiyeti ifade ediyor.

Şiir sadece kelimelerimizi değil yüreğimizi de güzelleştirir. diyorum

“Şiir kalbin gözyaşlarıdır, gözyaşının olmadığı bir beden kupkuru bir dala benzer.

Gördüğümüz, dokunduğumuz, sevdiğimiz, baktığımız her şey aslında bir şiirdir bunu fark edenlere şair denir.


Şiirlerinizde ele aldığınız konular nelerdir?


Toplumsal, evrensel, bireysel ve ilahi konular var. İnanın hiçbir zaman oturup şu konuda bir şiir yazayım demedim. Şiir planlı bir şekilde yazılamaz. Öyle anlar vardır ki gönlünüz birden duygu yüklü mısralara dönüşüveriyor. O an yazıyorsun ve bitiyor. Aynı şiiri bir daha asla yazamazsın.


Duygularınızı, düşüncelerinizi daha farklı anlatamaz mıydınız da şiir olarak yazdınız.

Şiir yazma amacınız neydi?


Buna ben karar vermedim. Çünkü şiir birden doğuyor. Kendiliğinden geliyor. Mesela bazen araba kullanırken ilham geliyor. Beni yaz diyor. O an yazamadığım için sözlü söylüyorum. O an ister not et ister not etme, o duygu mutlaka şiire dönüşmeli. Şiir için illa şu amaç olsun demedim çünkü şiir kendi amacını belirliyor. Yüreği nasılsa insanın öyle şekil alıyor.


Şiirlerinize ve kitabınıza isim koyarken neye göre seçiyorsunuz?


Şiirlerime isim koyarken şiirin geneline hakim olan güçlü duyguya göre seçiyorum. Kitaba ise kitabın içeriğini yansıtacak okuyucuyu yanıltmayacak bir başlık koyarım.


“Ayla” üzerine konuşalım. Ayla kimdir? Nasıl bir hasret, ayrılık acısıdır böyle dizeler yazdıran, Ayla bize ne anlatıyor?


Ayla aslında hepimizin hikayesidir. Sevdiğine kavuşamayan boynu bükük bir sevgilinin gözyaşlarıdır. Babası yakılarak öldürülen gözü yaşlı bir çocuğun çığlığıdır. Evet büyük bir ayrılığın bin asırlık bir özlemin dizeleridir. Ayla aslında günümüzde olup bitenleri gözler önüne seriyor. İnsanların acımasızlığını. İnsaniyetin bittiği kalpleri, kendi varoluş sebebinden uzaklaşan insanı, yitirilmiş kimlikleri haykırıyor. Ölüm ve aşkın acısı aynı mısralarda buluşuyor. Sadece sevgilinin gidişine değil 21. Yüzyıl insanının içinde bulunduğu duruma da bir serzeniştir aslında.


“Ayla”nın arka kapağında da Leyla var. Sanki Leyla farklı bir aşk gibi, bu dizeler için ne söylersiniz?


Ayla aşkın, ayrılığın çığlığıdır.

Bin asırlık bir özlemin, bin asırlık bir hasretin gönülden taşmasıdır.

Aşk birdir. Şair hala Leyla’nın gönlündeki kafeste olduğunu haykırmış.

Leyla, Ayla’nın sembolik görüntüsüdür.


Sizce günümüz gençliğinin şiire bakışı nasıldır?


Bunu bir öğretmen olarak değerlendirmek istiyorum. Günümüz gençliği zeki ama temel değerlerinden uzaklaşıyor bunu sanatla şiirle kendi kültürümüzle engelleyebiliriz.

Gençlerimize şiirin ve türkünün kültürümüz üzerindeki etkisi iyi anlatılmalıdır.

Şiir her gönülde var yeter ki gönülleri ziyan etmeyelim.


Şiir okumayı seven ve şiir yazan gençlere neler tavsiye edersiniz?


Şiir okuyan ve yazan gençlere şunu söylemek istiyorum. Özel bir kalbiniz var özel bir gönlünüz var. Bunun daha da güzelleşmesi için hem okumaya hem de yazmaya devam etsinler. Yazdıklarınızı da her zaman biriktirin.


Sanatın, sanatçıların olmadığı bir toplum sizce basıl olur?


Suyu olmayan bir kuyuya benzer. Günümüzde birçok sanatçı da gençliğe çok kötü örnek oluyor. Sanatçılar her zaman rol model olduklarını unutmamalılar. Hatta bununla ilgili şöyle bir sözüm var. Ağırbaşlı sanatçıların olmadığı coğrafyalarda soytarılar türer.


Şiir dışında da çalışmalarınız, yazılarınız var mı?


Evet var öykü yazıyorum özellikle eğitici niteliği olan ama yayımlamadım, umarım en kısa zamanda onlar da okuyucusu ile buluşur.



Yeni projeleriniz var mı?


Bir öykü kitabı çalışmam var gerekli eksikleri tamamlıyorum. Bana göre çok eser değil nitelikli eser vermek lazım onun için çok ince eleyip sık dokuyorum.


Son söz olarak "Sosyal Edebiyat" okurlarına ne söylemek istersiniz?


Hem sosyal hem de edebi bir yolda yürüdükleri için onları kutluyorum. Bu ikisi olmadan gönüller yarım kalır. Sevgiyle, Şiirle kalın😊



Hazırlayan: Özgün Onat

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube