SENİ SEVİYORUM


Öyle bir boşluk ki doldurabileceğimi sanmıyorum. Ait olmadığım bir şehirde benden çok uzakta bir evdeyim. Ruhum sadece bir kişiyle dans ediyor. Sadece ona ait hissediyorum kendimi. Ruhumun derinliklerinde yaşadığım bu savaş beni yaralamaktan öteye geçti. Artık ondan uzak olduğum her an canım acıyor. Özlemenin verdiği bir iç burukluğu var içimde. Yorgunum , gidemediğim yollar için. Yanında olamadığım için iflah olmaz bir aşk acısı çekiyorum. Birbirimize geç kalmanın verdiği bir sızı var ince ince kalbimde sızlayan. Belkiyle başlayan her cümlenin sonunda bir ağlama tutuyor beni. Belirsizliğin bir insanı yavaş yavaş öldürdüğünü tecrübe ediyorum . Birden aklıma geldiğin her an karanlığım aydınlığa dönüşüyor. Odamda kelebekler dans ediyor. Kokunu hissediyorum. Burnumun ucu sızlıyor. Günler birer düşman sanki. Sana gelemediğim her günün hesabı içimde. Herkesin kalbi bir sır küpü. Bense açtım tüm kalbimi. Yara alsa da kimi zaman sarmasını da bilir dediğim her an daha çok acıdı canım. Şimdi bir gece vakti beni duymanı bekliyorum. “ Seni sevdim, halimi bil bana gel artık” diyemediğim her an daha çok toprak attım üstümüze aramızda uçurumlar aşılamaz bir hal aldı. Söyleyemediğim her bir kelimenin hapsindeyim şimdi . Gönüllü mahkumum kendi mapushanemde . Yazdığım kitapta bizden bahsediyorum. Daha çok kalbe ulaşsın. Acımı herkes hissetsin istiyorum ....


Gece üç, kapı çalıyor . Bu saatte kim olabilir diyerek sıcacık yatağımdan korkuyla kalkıyorum. Kapıya tedirginlikle gidiyorum . Fısıltı gibi bir ses “ Benim aç kapıyı “ bu o . Bu ait olmadığım kalbin sahibi . Yolunda yorulduğum . Başka bir hayata ait olan . Elim kapının koluna giderken tedirginim ama açıyorum. Söz dinlemiyor ruhum . Karşımda ! Bana öylece bakıyor . Bir adım atıp benim sırlarımın gizli kapısını aralıyor . “ Burası bize ait , burası bizim hiç olmayacak yuvamız “ demek geliyor içimden . Yutkunup geri adım atıyorum. Ciğerimi söken kadın karşımda . Ne yapmalıyım . Yorgunum sessiz kalıp içeri gidiyorum hiç o yokmuş gibi yatıyorum yatağa . Karşımdaki koltuğa oturuyor. Sessizce birbirimize bakıyoruz. O oturduğu koltukta onunla ne masum hayaller kurmuştum . Hiç bilmedi . Oraya kıvrılıp izleyeceğimiz filmleri. Saçını okşarken kucağımda uyuya kalacağını. Cam kenarında birlikte aynı kitabı okuyacağımızı. Bu evi bilmiyor . Halbuki her bir karışı o kokuyor. Oturduğu yerden kalkıp yanıma geliyor . Mis gibi kokuyor. Saçları geceye benziyor. Gözleri bakmaya kıyamadığım o gözlerde yaş var. Yatakta yanıma uzanıp bana sarılıyor. Sarılıyorum . “ Beni hiç unutma “ diye fısıldıyor . Gözlerimi kapatıyorum. Yorgunum . Çaresiz ve acı doluyum . Kalbimin attığı o kadın benimle . Sesi kulağımda . “Sen öldün “ diyorum usulca . Bir serinlik kaplıyor evi. Üşüyorum . Bu gerçeği kabul edebileceğimi düşünmüyorum. Belki de çok istersem her gece gelir diyorum kendi kendime. Gözlerimi açtığımda artık yok . Ait olmadığım bir kalple ben de gömüldüm o toprağa .


Seni seviyorum. Elveda...

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube