SEN OLSAYDIN YAPMAZDIN, BİLİYORUM.

En son güncellendiği tarih: May 9



Size de olur mu bilmem bazı kitapları sadece içeriği ile değil, hatırlattıkları ile de severim. Yıllar geçse de aklımda kalan kitap cümleleri haricinde, okuduğum günlerdeki düşündüklerim, o zamanlar yaşadıklarım, bitirdiğimde hissettiklerim ile... Kürşat Başar’la tanıştığımda lisedeydim ve ne zaman yeni bir kitabını görsem, elime aldığım anda ergenlik yıllarıma dönerim. Yazdığı ne olursa olsun, o zamanki genç kızın heyecanı ile okurum.

Aslında felsefe mezunu olan Kürşat Başar, ilk öykülerini 1981 yılında yayınlamaya başladı. Uzun zamandır edebiyat dünyasında olmasına rağmen sadece yazarlığı ile bilinen biri değil. İlk olarak gazeteci ve radyo yorumcusu olarak tanımıştım onu. Okula gitmek için hazırlandığım sırada dinlediğim radyo programına konuk olurdu, keyifle dinlerdim. Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları epey ses getirmişti o sıralar, ben de meraklanıp okumuştum elbette. Sonradan hem yarışma hem de sohbet programı sunucusu olarak TV programları hazırladı. Aynı zamanda sanatçı yönü de var, müzisyen olarak da karşımıza çıktı. Geçenlerde, ‘’Kaldığımız Yerden’’ albümünü dinlerken, aklıma nerdeyse yüzyıllar önce okuduğum ‘’Sen Olsaydın Yapmazdın, Biliyorum.’’ düştü.

İkinci romanı olan ‘’Sen Olsaydın Yapmazdın, Biliyorum.’’ kısa ve etkileyici. Konuya baktığınız zaman hiç duyulmadık bir kurgu veyahut olağanüstü anlatım tarzı görmüyorsunuz. Herkesin düşünebileceği bir konu, herkesin başına gelebilecek kadar sıradan bir öykü. Ancak dili insanın içine öyle dokunuyor ki... Benim gibi 20 yıl sonra bile hatırlayabiliyorsunuz. Örneğin şu küçük parça gibi: Yıllar geçince biz de evlenecek miydik, çocuklarımız mı olacaktı, onların da aynı cümleleri ezberlemelerini, aynı marşları söylemelerini mi izleyecektik, bütün bunlara hiç ses çıkarmayacak mıydık, biz de bu ikiyüzlü topluluğun bir parçası mı olacaktık? "Ben asla anne olmayacağım." derdim, "Evlenmek bile bütün bunlara evet demek, ben bütün bunları onayladığımı gösteren o imzayı asla atmayacağım.”

Ana karakterimiz Selin. Çocukluğundan kalan sorunları hala içinde taşıyan, tam olarak iyileşmemiş bir genç kadın. Tek yakın arkadaşı, ya da nasıl denir, tek halden anlayan arkadaşı, Elfe. Selin’i merak eden, çocukluktan kalma dostluklarını sürdürmek için çaba gösteren, ailesiyle birlikte Selin’e kucak açan kişi. Selin’in gözünden Elfe ve nişanlısı Nevit’i görürken bir yanda da çocukluk travmalarını, hayatın her anına sinmiş hayal kırıklıklarını, incinme korkusunu, atlatılamayan acıları da parça parça geriye dönerek takip ediyoruz. Selin'le birlikte her anı yaşıyoruz. Onunla birlikte umuda kapılıyoruz, onunla birlikte hayallere dalıyoruz, onunla birlikte üzülüyoruz.

Afa, Can ve Everest tarafından basılmış, sadece 124 sayfalık bu romanda en sevdiğim şey: cümleler. Birbirine bağlana bağlana sayfaları dolduran kısa cümlelerin oluşturduğu uzun ama basit cümleler. Ya da sade ve çarpıcı cümleler. “Hala pazar günlerini ve gazeteleri sevmiyorum.” gibi. Kendinizi kaptırıyorsunuz, sıradan sözcüklerin nasıl olup da içinizi bu kadar acıttığına anlam veremiyorsunuz. Belki cinsiyetçi bir yorum olacak ama bu kelimelerin erkek bir yazarın kaleminden çıktığına inanamıyorsunuz. “Böyle anlık karşılaşmalarla başlayan aşklar, geleceği unutturan rastlantılar, bütün bir hayatın ansızın bambaşka bir biçime dönüşmesi ancak filmlerde oluyor. İşte hep birisi bir istasyonda iniyor ve onu sarışın bir kız karşılıyor.”

Demek istediğim şu ki: Sonbahardan kışa geçtiğimiz -İzmir, Antalya, Adana gibi sıcak şehirlerde bile yağışların başlayıp sobaların yakıldığı- günlerde, cam kenarında oturup yağmur sesiyle ve sıcak çayla kitap okumayı seviyorsanız, bu kısa roman hoşunuza gidecek. Yaz mevsiminde plajlarda dinlemelik. Atarlı giderli şarkı havasındaki kitaplardan sıkıldıysanız ve dingin bir şeyler arayışındaysanız, işte buldunuz. Üstelik e-kitap ve sesli kitap versiyonu da mevcut. Belki değerlendirmeye alırsınız. Edebiyatla kalın!

"Bazen sözcükleri unutuyorum. İnsan sözcükleri istediği gibi bir araya getiremediğinde ölmek istiyor."


Editör: Burçin KAHRAMAN

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube