En son güncellendiği tarih: Nis 18



Sıradan bir mayıs günüydü.

Parktaki akasya ağaçlarının dallarında çiçekler ve dün gece yağan yağmurun serpintisi vardı.

Az ötedeki caminin avlusundan seken onlarca güvercin parkın kilitli taş döşenmiş yolunda yerde bulduklarını gagalarken, çocuklar parkın içerisindeki oyuncaklarla oynuyordu.


Parkta oyun oynayan çocukların anneleri,büyük anneleri ile parka gelmişti.Parka ailesiyle gelmeyenler ise "büyük" diye tabir edilebilecek dokuz-on yaş arası çocuklardan oluşuyordu.

Semtin ortasındaki parkın konukları geneli itibariyle hep birbirini tanıyan simalardan oluşuyordu.

Tıpkı diğer semt parklarında olduğu gibi bir önceki gün gelmeyen anne veya çocuğa bir gün önce neden gelmediğine dair sorular çokça kere yinelenerek soruluyordu.


...Altmışlarında yaşlı bir adam ağır aksak,ayak sürüyerek parkın ıslak taşlı yolundan ilerlerken ikide bir duruyor ve derin bir nefes alarak yürümeye devam ediyordu.

Park içindekiler için yabancı bir sima değildi.Kadınların ve çocukların çoğu bu yaşlı ihtiyarı konuşmasalar da tanırdı-tanıyordu. Her gün aynı saatlerde parka ağır adımlarla gelir,nefes egzersizi yapar gibi derin nefesler alır ve çocukların yanından geçerken onlara şekerler,çikolatalar dağıtırdı.


Onun rutini böyle diye düşünenlerin ve ona karşı sempati duyanların sayısı da az değildi.

Sonuçta yaşlı,dünyadan elini eteğini çekmiş bir adamdan öte değildi.Muhtemelen onun da çocuklarından olma torunları vardı.Belki de çok uzaklardaydılar ve ihtiyar adam her gün bu parka gelerek torunlarına karşı olan özlemini parktaki çocukları izleyerek gideriyordu.


...Belki çok istemesine rağmen Tanrı ona çocuk vermemiş,belki küçük evladı parkta oynayan çocuklar kadarken elim bir hastalık veyahut bir kaza sonucu ölmüştü de-teselliyi burada hiç tanımadığı insanların çocuklarını uzaktan severek bulmuştu.

Nihayetinde eli-yüzü düzgün temiz giyimli yaşlılık zayıflığı ile erimiş al yüzlü bir adamdı.

Hepsinden daha önemlisi dönüp bir kere olsun parktaki kadınlara bakmamıştı. Yanlarından geçerken başını eğer ve fısıldamaya yakın mahcup bir sesle selam vererek gider ve arkasına dönüp bakmazdı bile.

Onun bu halini özleştirip kendi babasına benzeten kadınlar bile vardı.


...Yaşlı adam,hafif meyilli park yolundan güvercinleri ve kumruları ürkütmeden ilerleyip üzeri ağaç dallarından sarkan yemyeşil yapraklar ile örtülü kamelyaya oturdu.

Parkın,ikindi güneşini en iyi alan yakasında bulunan ve her gelişinde oturduğu kamelyaya oturup tek refakatçisi olan el çantasından çıkardığı termosundaki ılık suyu yine çantasından çıkardığı cam bardağın ağzına kadar doldurup etrafı seyre daldı.

Baharın doğaya kattığı canlılık ,çocukları da sarmıştı.Ve bu durum kendini daha çok tahrik ediyordu.


Hiçbir zaman yetişkin kadınları kendi dengi olarak görmemişti.Hayatının hiç bir döneminde evlenmemesinin tek sebebi de buydu zaten.

Burayı seviyordu ya da gittiği diğer parklara nazaran şu an ki bulunduğu parkı daha da çok seviyordu demek belki en doğrusu olurdu.Çünkü gün içerisinde sabahtan akşama kadar en az altı-yedi park geziyordu ama burasını yeri farklıydı.

Öncelikle buradaki çocuk sayısı diğerlerine nazaran çok daha fazlaydı bu da haliyle daha çok bağıran ve çığlık atan çocuk manasına geliyordu.

Bugün de yine böyle bir gündü parkın dört bir yanına dağılmış çocukların sesinin her bir yükselişinde ağzı kulaklarına varırken,pantolonunun iki bacak ortasındaki yükseltinin kabarmasına şevkle ve zevkle tüylerinin irkilmesine neden oluyordu.

Hemen hemen oturduğu kamelyanın iki üç metre ötesinden koşarak sıyrılıp geçen kısa şortlu beş altı yaşındaki erkek çocuğu aklını başından almıştı saniyeler önce ve daha onun etkisinden kurtulmadan gözleri az ötede oynayan küçük kızlara kaydı.


Boğazının kuruluğunu gidermek için elini masaya uzatıp bardağı aldığında gözleri hala dört kişilik çocuk grubundaydı ve onlardan kendini alamadan bardağın içindeki suyu bir dikişte bitirdi.Ancak boğazının kuruluğu hala geçmemişti ve buna etken olan şey bu sefer onlar değildi.Saniyeler önce çimler üzerine bırakılan ve emekleyerek etrafta gezinen altı bezli çocuğa kilitleniverdiğinde gözleri bacaklarından sarsılarak kendinden geçerken iç çamaşırındaki ıslaklığın,ardında bıraktığı o hissiyatı ve rahatlamış olmanın verdiği dumur edici sarhoşluğu iyi biliyordu gözleri hafiften kapanmanın eşiğine gelmişken daha önce hiç hissetmediği bir acıyla irkildi. Sol kolunda bir acı hissetti. Bir anda kalbine vuran sancının nedenini hiç bir zaman öğrenemeyecekti.


Önce sağ elinde tuttuğu su bardağı elinden kayarak taş zemine düştü ve

bulanıklaşan görüşünün yarattığını sandığı baş dönmesinin ardından kendi sırt üstü düşüp kasılıp gevşerken bir kadının tiz çığlığı şu fani hayatta duyduğu son şey oldu.


...Ambulansın arka kapısından içeri konulan içi dolu ceset torbasını taşıyan görevlilerden biri cesedi içeri koyduktan sonra geri döndüğünde elinde doldurulması gereken bir form ve bir kalemle geri döndü.

Sayısı her an artmakta olan kalabalığa "Amcayı tanıyanınız var mıydı?"dedi-yorgun ses tonuyla...

Bakışlar az önceki korku sahnesine en çok tepkiyi veren ve o an içinde de hala ağlaması dinmemiş iki kadına kaydı tüm ilgi.

Görevli kadınlara doğru yaklaşıp soruyu tekrardan daha naif bir şekilde sordu "Amcayı tanıyor musunuz?"

Kadınlardan en genç olanı kendi toparlayarak "Amcayı tanımıyorum ama çok merhametli,güleç yüzlü..."Kadın burnunu çekti ve ağlamaya devam ederek kucağındaki çocuğuna sarıldı.

Kalabalıktan yaşlı adamı tanıyan kimse çıkmayınca görevli araca geri döndü ve ön kapıdan ambulansa bindi.

Şoför araca binen meslektaşına merakla ve yorgun bir ifadeyle sordu "EEE bulabildin mi bir yakınını bari..."

...Başını olumsuz manada iki yana sallayarak cevap verdi"Rahmetliyi bire birde kimse tanımıyor ama herkes iyi bir adam olduğunu söylüyor..."

"Vadesi bu kadarmış."diyerek ekledi arkadan bir ses

"Aynen"dedi bir diğeri ve şoför ekledi"Allah mekanını cennet etsin."

Dört kişi birden fısıltıyla "Amin".Araç gerisinde yirmi kişilik kalabalığı geride bırakarak hareketlenip parktan çıkıp gözden kayboldu.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube