Turkuazın en güzel tonlarından bir deniz. Birazdan grup vakti! Denizin bulutlarla birleştiği sonsuzluğun güzelliği… Kumsal hâlâ sıcak ama yakmıyor ayaklarımı. Ahşap iki şezlong, mavi beyaz, dalgaların hemen yanında… Tatlı bir meltem dokunuyor önce yüzüme, saçlarıma sonra. Şezlongların ortasındaki şemsiyenin kenarlarına rengârenk lambalar sallanıyor. Ortadaki küçük masada atıştırmalıklar, içecekler… Her şey grubu izlemek için tamam şimdi. Beyaz bir elbise giymişim, etekleri uçuş uçuş meltemle… Saçlarım güneşle daha bir sararmış, çiçekler takmışım, beyaz yaseminler… İyot kokusunu iyice çekiyorum içime. Etrafı yemyeşil bitkilerle süslenmiş, saklı, bakir, enfes bir koy bu.

Geliyorsun yanıma sonra, yanağıma bir öpücük kondurup oturuyorsun. Beyaz bir pantolon giymişsin, denizin o anki turkuazından bir gömlek üstünde… O muhteşem manzarayı izliyoruz; kıpkırmızı güneş gidene kadar, orada, öylece, hayran, sessiz, sanki bir ses olsa büyü bozulacak gibi, mutlu, huzurlu, eşsiz, mucize gibi.


Güneşin gidişiyle meltem denizden bize doğru… İyot daha bir baş döndürücü şimdi.

Bir an kayboluyorsun yanımdan; en sevdiğim, bana tam da bu manzarayı ve sonsuz ve mutlu bir aşkı hayal ettiren şarkı çalmaya başlıyor; “Historia de an amor”

Bir kucak dolusu çiçekle geliyorsun yanıma, süslü bir paket uzatıyorsun sonra. Çiçekleri kucaklayıp açıyorum heyecanla paketi; en sevdiğim şairin en sevdiğim kitabı. Şemsiyeye asılmış o çok sevdiğim ışıklar, rengârenk yanıyor birden. En sevdiği oyuncağına kavuşmuş çocuklar gibiyim şimdi. Ne kadar çok sevdiğini, ne kadar çok bildiğini düşünüyorum beni.


Şiir okuyorsun sonra bana;

‘Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi

Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten

Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne

Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa

Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır

Kopmaz kökler salmaktır oraya.’


Diyorsun ki sonra “ Bu güzel ay ışığında dans eder misin benimle?”

En sevdiğim şarkıda sevdiğim adamla yakamozlarla dans ediyoruz saatlerce.

Sonra oturup saatlerce yakamozun dansını seyrediyoruz. Sonsuz hissetmek mutluluğu, bu olsa gerek. Gece uzuyor uzuyor yıldızlarla.

Bir ürpertiyle uyanıyorum gün doğmak üzere, sonra bakıyorum ki balkon kapısını yine açık bırakmışım!

Eee, Eylül tabi; geceler epey serinledi artık! Camı kapıyı kapatmadan uyumamalı!


16/08/2020

(Şiir:Ataol Behramoğlu)


Editör: Damla Güler Öztürk


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube