© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

SAKSI OLMANIN FAYDALARI (PERKS OF BEING A WALLFLOWER)


Kitaplar filme uyarlandığında, en iyi çalışmalarda bile ister istemez kayıplar olur. Hepimizin şikayetidir bu. Bazen değişiklikler film izleme keyfinizi mahvedecek kadar fazladır. Aslına bakarsanız romanları birebir beyaz perdeye aktarmak mümkün olsa bile yönetmenin tercihleri, okurun hayali ile tamamıyla örtüşmez. Okurken kafamızda çektiğimiz film, beyaz perdede gördüğümüzden daha güzeldir her zaman. Bazı filmler, bu gerçeğe rağmen kaliteli olmayı başarır. Stephen Chbosky'nin romanından uyarlanan Saksı Olmanın Faydaları da kitaptan bağımsız düşünüldüğünde son derece iyi bir gençlik filmi.

2012 yapımı komedi-dram türündeki filmi yöneten kişi, aynı zamanda kitabın yazarı. Belki de başarısının sebebi bu. Oyuncuların da hakkını vermek lazım, çok genç olmalarına rağmen göz dolduruyorlar. 2013 yılında sadece filmin değil, kadın ve erkek oyuncularının da ödül aldığını düşünürsek bu çocukların bir nevi rüştlerini ispat ettiği sonucuna varabiliriz.

Doksanların başındayız. Charlie (Logan Lerman – Percy Jackson filminden tanıyoruz), liseye başlayan sorunlu ve biraz asosyal bir delikanlıdır. Okulun eziği diyebilirsiniz. Zor günler yaşamış ve tedavi görmüştür. Ailesi, intihar eğiliminden dolayı Charlie konusunda endişelidir. En yakın arkadaşının ölümün ardından, bunalımda olması kulağa normal gelse de altta yatan farklı bir sebep olduğu hissedilmektedir.

Charlie, yeni okuluna başladıktan kısa bir süre sonra arkadaşlar edinmeye başlar. Bu arkadaşların en değerlileri ise üst sınıflarda okuyan Sam (Emma Watson – Harry Potter serisinin Hermione Granger’ı) ve üvey kardeşi Patrick'tir (Ezra Miller – Kevin Hakkında Konuşmalıyız). Charlie, yaş farkına rağmen bu ikilinin arkadaş grubuna katılır. Charlie ve Sam/Patrick kardeşlerin ilişkileri derinleştikçe üç gencin içindeki yaraları da görmeye başlarız. Bu üçlünün arasındaki bağ derinleştikçe haklarında daha fazla şey öğreniriz. Gelecek hayalleri, kimlik karmaşaları, aşk ve dostluğun çelişkileri derken kendinizi gençlerin arkadaş grubuna girmiş gibi hissetmeniz mümkün. Enerjik ve neşeli anlatımına rağmen dakikalar aktıkça her karakterin kendi trajedisine şahit oluruz. Kısaca söylemek gerekirse Saksı Olmanın Faydaları, insanın içine dokunan filmlerden. Gülümsettiği kadar hüzünlendiriyor da. Eğer tiryakiyseniz kül tablasını doldurmanız ya da sürekli filme ara verme ihtimaliniz yüksek. Aile içi şiddet, ensest, homofobi, pedofili gibi hassas konular içerdiğinden ergenlik çağındakilere olduğu kadar -belki daha bile fazla- yetişkinlere de hitap ediyor. Eğer çevrenizde lise çağında yeğenleriniz, kuzenleriniz varsa mutlaka izletmenizi öneririm. Bir tür eğitim materyali olarak görebilirsiniz.

Filmle ilgili en sevdiğim noktaya gelirsek: müzikleri. Sizi bilmem ama film müzikleri benim için hep önemli olmuştur. Yüz beş dakika boyunca çalan şarkıların hepsi ayrı güzel. Ancak en tatlısı, gençlerin ‘Tünel Müziği’ dedikleri Heroes. Filmin vizyon tarihinde, yani 2012’de, David Bowie hala hayattaydı. Eğer filmi yeni izleyecekseniz ufak çaplı bir nostalji yaşamış olacaksınız. Son bir ayrıntı daha verip kaçıyorum: Charlie’ye edebiyat öğretmeninin hediye ettiği kitap Çavdar Tarlasındaki Çocuklar. İyi seyirler!


Editör: Burçin KAHRAMAN