© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

Sıradan Bir Okul Günü - Colin McNaughton



Sabahları aynı saatte uyanıp aynı duraklarda otobüs bekleyip aynı rotalarımda aynı işlerimize/okullarımıza gider; aynı işleri yapar, aynı insanlarla aynı sohbetleri yaparız. Gün doğmadan döküldüğümüz yollara mesai bitiminde gün çoktan bitmiş, güneş ufuktan kaybolmuşken sıralanırız yine aynı akşamlarımızı yaşamak için.


Sıradanlıktır aslında bu, biz ne kadar kabul etmesek de günlük hayatın aynılığında sıradanlaşır hayatlarımız. Çoğu zaman farkına bile varmayız bunun. Ben maalesef sık sık fark ediyorum aynılığımı ve sıradanlaşmanın bana nasıl bir acı verdiğini anlatamam. Elimden geldiğince (dünya telaşına dalmadığım süreçlerde) sıradışı eylemlere yönelirim.

Çocuk kitabı tanıtıyorsun nasıl başladın yazıya? Diye sorabilirsiniz ama size birazdan sözünü edeceğim kitap evet, bir çocuk kitabıdır ama sadece çocuklar mı okumalı çocuk kitaplarını. Ben çocuk kitaplarının ebeveyni de aydınlatanlarına bayılıyorum.


İsmi bile yok kitabımızın kahramanının, yazar ona “sıradan bir çocuk” demiş çünkü çocuğun hayatı da sıradanmış. Anne babası da muhtemelen dünya kaygılarına fazlaca dalmış ve sıradanlaştıklarının farkına bile varmamış ki sıradan çocuk bunun olması gereken olduğu fikri ile yaşamış o yaşına kadar. Ne bilsin de sorgulasın yavrucak!

Bir gün sıradan çocuk sıradan eylemlerini sıraladıktan sonra okuluna gitmiştir ama bu sefer sıradan şeyler olmaz okulda. Biri gelir sınıflarına. “Günaydın herkeseeee…” nidaları bile onun sıradan olmadığının göstergesidir. Sıradan çocuk ve sıradan arkadaşları yadırgar bu sıradışı eylemsel öğretmenleri Bay Ge’ yi. Sıradan yadırgama düşünselinin sonucunda “Kafadan kontak, tahtası eksik, kaçık…” gibi sıfatlar yapıştırılan Bay Ge, iyi ki duymazdan gelir kendisi için söylenenleri ve birer kağıt dağıtır sıradan olmadıklarını bildiği öğrencilerine ve sonra bir müzik dinletir onlara. Coşkulu, hareketli, gürül gürül akan bir müzik… Sonra “Müzik kafanızda ne canlandırdı?” diye sorar onlara. Her çocukta başka sıradışı şeyler canlanmıştır, öğretmen zihinlerde canlanan renkler kaybolmadan kağıda yazmalarını ister çocukların. Müziğin sesini yine yükseltir ve çocuklar başlar yazmaya…Neler dökülür o kağıtlara neler…


Başta yadırgar bizim kahramanımızda bu işi ama sonra fark eder ki yazacak ne çok şeyi vardır aslında. Yazar, yazdıkça özgür hisseder, sözcüklerle oynamayı çok sever. Hayatının en güzel dersi olmuştı onun ve muhtemelen diğer çocukların. Sonrasında ne mi oldu?

Ne olmadığını söyleyeyim size?


Sıradan çocuk olmadı artık öncelikle, sıradan işlerini yaptı mutlaka ama sıradan olmadı o işler artık her biri ayrı güzellik ve renkteydi. Her şeyden önemlisi de sıradan rüyalar görmedi artık.

Ya bizler?


Yazan: Colin McNaughton Resimleyen: Satoşi Kitamura Çeviren: Tülay Dikenoğlu Süer Yayınevi: Nesin Yayınevi İlk basım: Ekim 2010

Damla GÜLER ÖZTÜRK https://ikizlerimleokuyorum.blogspot.com/ ikizlerimleokuyorum@gmail.com

instagram- ikizlerimleokuyorum