SÜRGÜN ÇÖZÜM MÜ?


28 Mayıs, Malta Sürgünleri’nin yıl dönümü. Malta Sürgünleri, İstanbul'un işgali sonrasında, 1919-1920 yıllarında işgal kuvvetlerince tutuklanarak bir İngiliz sömürgesi olan Malta'ya sürülen (veya gıyabında tutuklama kararı çıkarılarak sürgüne gönderilecekleri bildirilen) 145 Türk devlet adamı, asker, idareci ve aydın için kullanılan terimdir. (Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Malta_s%C3%BCrg%C3%BCnleri) Malta sürgünleri olarak adlandırılan bu ilk kafilede 66 kişi yer alıyordu. Sürgünler 20 Kasım 1920'ye kadar sürdü. (Kaynak:https://tr.wikipedia.org/wiki/28_May%C4%B1s) Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından İngiliz kuvvetleri, ittihatçılara muhalif gruplarla birlikte İstanbul’da âdeta bir insan avına girişti. Birbiri ardına gelen tutuklamalarla sadrazamlar, nazırlar, şeyhülislamlar, kumandanlar, ileri gelen bürokratlar, vekiller, valiler ve gazeteciler yaka paça edilerek polis müdüriyeti binası olarak kullanılan Sansaryan Han’da ve Bekirağa Bölüğü’nde perişan bir vaziyette alı konuldular. İttihatçılara muhalif olan tarafın desteklediği kabineler devletin bu vaziyete düşmesinde suçlu olarak gördükleri isimleri kanun yoluyla hapisle cezalandırmak yerine sürgün etme arzusundaydı. İşgal kuvvetlerinin temsilcileri de aynı fikirde olunca tutuklanan pek çok isim Malta’ya sürgün edildi. 1920 yılının Kasım ayına gelindiğinde sürgün edilenlerin sayısı 144’e ulaştı. Kamyon kasalarında Tophane’ye getirilen tutuklular aileleriyle doğru dürüst görüşme fırsatı bile bulamadan Prenses İta vapuruna bindirilip yola çıkarıldı. (Kaynak: http://www.gercekhayat.com.tr/yazarlar/maltada-surgun-gunleri/) Süngülü muhafızların rahatsız edici bakışları altında Malta’ya ayak basan mahkumlar eşyaları ellerinde Salvator denilen bir kaleye sevk edildi. Sadece demir karyola ve tahta masaların olduğu odalara tıkılan tutuklular üzerlerindeki para ve ilaçları teslim etmiş, uzun bir süre aç ve susuz kalmışlardı. Dünyayla irtibatı kesilmiş bir kalede, İstanbul’da bıraktıkları yakınlarından haber alamayışlarının üzüntüsüyle geçen günler Malta sürgünleri için âdeta bir ıstırap olmuştu.

Kaynak (http://www.gercekhayat.com.tr/yazarlar/maltada-surgun-gunleri/) Malta Sürgünleri, geçirdikleri bu kötü zamanların ardından İngiliz ve Türk Hükûmetlerinin karşılıklı esir anlaşması kapsamında kurtarıldı. Mübadele 30 Ekim 1921 yılında İnebolu’da yapılacaktı. Anadolu’daki İngiliz esirler İnebolu’ya ulaşırken Malta’da ki Türk mahkumlar önce İstanbul’a daha sonra İnebolu’ya getirildi. Böylece 2 yıldan fazla süren sürgün bitti. Kaynak (http://www.gercekhayat.com.tr/yazarlar/maltada-surgun-gunleri/) Bu ıstıraplı günleri hem araştırmacılar hem de yaşayanlar anılarını kaleme alarak tarihe not düştüler, kitaplarıyla iz bıraktılar. Okumak isterseniz diye bunlardan birkaçı: 1. Malta Sürgünleri’nden Portreler / Yalçın Toker: Tarih araştırmacısı Yalçın Toker, yakın tarihimizin karanlıkta kalmış önemli olaylarına ışık tutan kitaplar yazmaya devam ediyor. (Kaynak: https://www.halkkitabevi.com/malta-surgunlerinden-portreler). 2. Malta Esirleri-Osmanlı Sürgünlerinin Öyküsü (1918 - 1921) / Cemal Kutay: Dünyada eşi görülmemiş siyasi cezaların örnekleri Osmanlı Türklerine İngilizler’den geldi. Malta adasında… İngilizler Malta’da Cenevizliler’den kalan kalelerini Osmanlının sivil ve asker esirleri için denizle çevrili cezaevi yaptılar. ( Kaynak: https://www.dr.com.tr/Kitap/Malta-Esirleri/Cemal-Kutay/Arastirma-Tarih/Tarih/Osmanli-Tarihi/urunno=0000000590780) 3. İki Gözüm Galibem / Fethi Okyar: İngilizlerin 10 Mart 1919 tarihli tutuklama listesinde, dönemin önemli devlet adamlarından Fethi Okyar da bulunmaktadır. Fethi Bey için önce Bekirağa Bölüğü’nde ve sonra Malta’da geçen iki yıllık esaret hayatı başlar. Fethi Bey’in 30 Mayıs 1921’de serbest kalıncaya kadar Malta’da geçirdiği sıkıntılı günlerin tek tesellisi eşi Galibe Hanım’la mektuplaşmalarıdır. Ardında bıraktığı memleketine ve ailesine özlemini kelimelere döktüğü mektuplarında nasıl haksızlığa uğradığını da sık sık yazar. Galibe Hanım’a serbest kaldıktan ancak bir yıl sonra kavuşabilir ve bu süre boyunca da yazmaya devam eder. Fethi Okyar’ın mektupları Malta sürgünlerinin gündelik yaşamını, ortak düşünce ve kaygılarını, memleketin içinde bulunduğu durumu anlatırken, bir devlet adamı ve entelektüelin iç dünyasına da ışık tutuyor. (Kaynak: https://www.dr.com.tr/Kitap/Iki-Gozum-Galibem/Edebiyat/Turk-Mektup/urunno=0000000625890) 4. Malta Yargılaması / Uluç Gürkan: Malta Yargılaması tarihimizin önemli bir sayfasıdır. Malta adası belleklerimize bir sürgün öyküsü olarak kazınmıştır. Ancak bu doğru değildir. Malta’da yaşanan olay bir yargılamadır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngilizler tutukladıkları ve çoğunluğu İttihatçı olan 145 Osmanlı yöneticisini Malta adasına göndermiştir. Amaç “Türklerin yargılanıp cezalandırılmalarıdır.” (Kaynak: https://ulucgurkan.net/2018/07/480/) 5. Millî Mücadele Döneminde Bekir Ağa ve Malta Anıları / Mehmet Akif Bal: 1913 Babıali Baskını ile iktidarı ele geçiren ve 1918 yılı sonlarına kadar Osmanlıyı idare eden İttihat ve Terakki Partisine mensup üst düzey kadroların 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesinden sonra nasıl tutuklandıklarının, Bekir Ağa Bölüğünde geçen tutukluk günlerinin ve Malta Adasına sürgün edilişinin, sürgüne gidenlerin anlatımıyla ortaya konulan öyküsü... (Kaynak: https://www.kitapbulut.com/kitap/milli-mucadele-doneminde-bekiraga-ve-malta-anilari/56817) 6. Mütareke ve Sürgün Hatıraları / Ahmet Ağaoğlu: Ağaoğlu’nun sürgün sırasında tuttuğu günlük birkaç açıdan önemlidir: Öncelikle mütareke yıllarında sorumlu hükûmetin ve İtilafçı kadroların İtilaf devletleriyle kurdukları ilişkiler, sorumsuz ve teslimiyetçi tutumları, İstanbul’un boğucu ortamı, Beyazıt’ta gerçekleştirilen idamlar, halkın yaşadığı ağır koşullar ve içine düştüğü ümitsizlik, birtakım zümrelerin bu olumsuz koşulları kendi menfaatlerine dönüştürme gayretleri, gayrimüslimlerin yaptıkları taşkınlıklar, İttihatçı avı, Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu geçen aylar; kısacası Ağaoğlu’nun dönemin İstanbul’unda bizzat tanık olduğu manzaralar gözümüzün önünde canlanmaktadır. İkinci olarak, hatıralar, Limni ve Malta sürgününün farklı yönlerini aydınlatacak mahiyettedir. Sürgün koşulları, tutukluların moral durumları, yaşadıkları fikir bunalımı ve sürgündeki aydınlar arasındaki felsefi-politik tartışmalar hakkında birinci derecede gözlemler içermektedir. İlgi çekici olan, bu sürgünden sonra hiçbir İttihatçının eski angajmanlarını hatırlamak bile istememesidir. Dirençleri kırılmıştır. Sürgünden sonra yurda dönerek yeni siyasi kadrolar içinde yer alacak olanları bambaşka bir ortam ve yeni koşullar beklemektedir. Üçüncüsü, hatıralar, mütareke ve işgal dönemi ile günümüz Türkiye’sinin koşulları arasında bazı yönlerden paralellikler/benzerlikler kurmaya imkân tanımaktadır. Dördüncüsü ve en önemlisi, Ağaoğlu, Batı’nın ikiyüzlülüğü ve Batı sorununun Türkiye için nasıl felaketli sonuçlar doğurabileceği konusunda kritik ipuçları vermektedir. Bu açılardan hatıralar bellek tazeleyici olduğu kadar öğreticidir de. (Kaynak: https://www.dr.com.tr/kitap/sosyologca-kiraplari-4-mutareke-ve-surgun-hatiralari/ahmet-agaoglu/edebiyat/turk-gunluk-ani/urunno=0000000347580) 7. Türklerin İşkencede Bir Yılı - Bekirağa Bölüğü / Taylan Sorgun: Vatan Gazetesi’nde çalıştığı yıllarda yakın tarih araştırmacılığına da ilgi duyan Sorgun, İttihat ve Terakki’den başlayan ve 1938’e kadar olan dönemi belgeleri ile araştırdı. Sorgun’un bir gazeteci olarak yaptığı araştırmaları 1904’den başlayan 1938’e kadar devam eden süreçte o süreci yaşayanların anlattıklarına dayanmaktadır ve kaynak olarak başka yazımlarda kullanılmıştır. (Kaynak: https://www.dr.com.tr/Kitap/Turklerin-Iskencede-Bir-Yili-Bekiraga-Bolugu/Arastirma-Tarih/Tarih/Turk-Tarihi/urunno=0000000316687) Makale Derleme: Özgün Onat Editör : Tolga Ziyagil

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube