© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

REALİSTİK RETİKULUM



Yıllar yılları kovaladı. Yaş kemale erdi erecek, yoldadır geliyordur inşallah.

Amerikan filmlerinde görüp özendiğimiz o meşhur “noel büyüsü” nün olmadığını artık hepimiz biliyoruz. Ha bir gün öncesi ha bir gün sonrası.


Değişen tek şey takvimdeki sayı. Mıdır ? ki acaba.

Kimilerine göre öyle, kimilerine göre değil elbet.


Ben oldukça melankolik ve hayalperest bir insanım aslında. Fakat hayatımın son 6-7 yılını olumlama üzerine harcadım. Gelin görün ki bu yıl tamamen gerçekçi olup, yeni yılı olduğu gibi kucaklamaya karar verdim.

Melankolik yapım sebebi midir bilmiyorum. Kendimi bildim bileli başıma gelen/gelecek olan şeyin önce kötü tarafı gelir gözümün önüne. İstemsiz olarak sayısız, oldukça negatif senaryolar patlar beynimde.


Ergen hallerimden örnek vereyim mesela.

Ailemden izinsiz bir yere mi gittim? Anne ve babam nasıl kızacak, hangi cezayı alacağım, yolda giderken başıma bir şeyler mi gelecek vs. vs. Önce bunların ağırlığı dökülür üzerime ve yaptığım kaçamağın tadına varamadan her adımımı tedirgin atarım. Sonunda eve gelip hiçbir şey olmadığını gördüğümde ise tüm şaşkınlığımla şükür çekerim. Ne zaman ki onların kızmayacağını ya da yanlış bir şeyler yapmadığımı düşündüğüm birşey oldu ve ben hiç kaygılanmadan an’ ı yaşadım; işte o zamanın sonuçları hep kötü biter. Ummadığım şekilde hem de. Ve ben yine büyük bir şaşkınlıkla “nöluyooo yaaavvv” diye kalakalırım.


Her zaman olmasa da birçok zaman bu durum böyleydi.

Şimdi düşününce iyi de bir olaymış aslında ama nasıl olduysa ben o mükemmel “Pollyannacılık” kuyusuna düştüm ve işler değişti.

Her yılı umutla bekledim. Büyük umutlarla hem de. Büyük hayaller.

Fiyuuuu; hayaller Hindistan, hayatlar avucunu yala be gülüm.


Mesela şuanki geride bırakmak üzere olduğumuz çok sevgili 2019' a öyle bir hayalle girdim ki, ki  sonra girer girmez çakıldım. Yarı yolda bırakıldım. Hatta şöyle diyeyim. Ocak ayında 2019 ajandasına hayalimi yazmaya çalışırken, durduk yere mürekkebin sayfa üzerine patlamasından belliymiş her şey. Ama olur mu? İyi düşüneceğiz ya. Bir kalem buna nasıl engel olabilir ki? Gönderilen işaretlere gözlerimizi kapatıp illa da olsun demek, olmamalıymış işte.


Aklımın ucundan bile geçirmezken geçtiğimiz yıllarda babamı kaybettim mesela.

Önceki yıllarda düşükle sonuçlanan iki bebek kaybettim.

Hevesle başladığım okulu bile bitiremedim. Çünkü olumlama ile başladığım okulun sınav saatinde, kucağımda oğlumla acil kapısındaydım. Ateşi 42' ydi.


Son 5 yıldır sözde araba kullanmayı öğrenip ehliyet alacağım. Bu konu da deli cesaretim olmasına rağmen 2 km köy yolunu dümdüz eve sürmekten öte geçemedim. Debriyaj ve fren sırası beni müthiş bunaltıyor. Pratik lazım ama vakit yok, bahane çok. Burada kız çocuk ve erkek çocuk yetiştirme ayrımına ve büyürken bize kodlatılan bu dogmalara müthiş kızgınım ama bu konu bu yazıya ait olamayacak kadar uzunca konuşulması gereken bir konu.


Uzun lafın kısası itiraf etmeliyim ki bu olumlama işi bende tutmuyor. Öyle ki tüm romantikliğime rağmen tamamen zıt karakterli bir kocam var.

Bunu anlamalıydım. Benim hatam. Ey yavrum, ALLAH seni böyle yaratmış. Neyin peşindesin? Ne ayaksın? Hayalini kurduğun şeyin paralel evrende başka bir tarafı olduğunu göstermiş, demiş ki “tedbiri elden bırakma”  Üstüne üstlük gerçeklikten kopmayayım diye de böyle aşırı realist bir koca göndermiş.


Yani şimdi Pollyanna olmak senin neyine be güzel çocuğum. Pollyanna da sonunda tekerlekli sandalyeye düşüp karalar bağlamadı mı? Sonra teyzesi bastı parayı iyileştirdi.

Bu durumda sanırım almamız gereken en büyük ders olumlama dediğimiz bu akımın da geri kalan her şey gibi göreceli oluşu.


Hayat bu. Hayat böyle. Bazen kötü sonuçların da olabileceğine kendimizi hazırlamamız gerek. Sürekli iyilik ve güzellik üzerine plan yaparak yaşamak ve kötü sürprizler karşısında hazırlıksız yere çakılmış olmamak için bu duygular gerekliymiş bunu anladım. Bariz hayatta kalma içgüdüsü.


Her iki tarafa da seçenek sunmak, iyi veya kötü her anın tadına varıp tevekkül etmek…

 Evrene güzel mesajlar gönderme işi sizin hayatınız da işe yarıyorsa devam edin. Ama aranızda varsa benim gibi efsunlu kaçıklar. Bırakınız anacım. Bu yol yol değil.

2019 benim için ne kadar hayal kırıklığı ile başlamış ve son ana kadar verimsiz saydığım bir yıl olsa da, güzel bitiyor. Biraz da sürpriz sonlu bile diyebilirim.


Sevgili 2020 ye ise tüm teslimiyetimle hadi bakalım diyorum.

Yarı yanım boşlukta kalsa da diğer yanım hayırlara vesile olsun inşallah demekten geri kalmıyor :)

Tüm insanlık için gerekli olan sevgi ve sağlık ile kalın…


Yazan: Gamze Yiğit