© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

RÜYA YILANI – VONDA N. McINTYRE

En son güncellendiği tarih: 5 Oca 2019


Bu yılın ocak ayında, usta yazar Ursula K. LeGuin aramızdan ayrıldı. Kaybı edebiyat severler için acı vericiydi, çünkü LeGuin sadece standart romanlar yazan biri değildi; fantastik edebiyat ve bilimkurgu alanında unutulmaz eserler bırakmış, hikaye ve romanlarında cinsellik, feminizm, devrim gibi cesur konuları işlemekten çekinmemiş, hepimizin gözündeki Kraliçe, Tanrıça ve Bilge Kocakarı ünvanlarını hak etmişti. Ayrıca, ejderhaların gerçek annesi Khaleesi değil, Ursula LeGuin’dir, yarattığı ejderhaların karizmasına hiçbir yazar ve/veya senarist ulaşamamıştır. Hatta çok iddialıyım, Tolkien’in Smaug’u bile Kalessin’in ya da Orm Embar’ın eline (ya da pençesine) su dökemez. Ancak ejderha mevzusunu daha fazla uzatmıyorum, çünkü sizlerle tanıştırmak istediğim kitap Ursula LeGuin’e ait değil.

Kraliçemizin vefatının ardından kısa süre sonra, iki kitabı daha Türkçe’ye çevrildi. Biri, yazar ve yazar adaylarına tavsiyeler sunduğu Dümeni Yaratıcılığa Kırmak, diğeri ise bazı edebiyat eserleri ile ilgili analizlerini paylaştığı Sözcüklerdir Bütün Derdim idi. İki kitap da Türkçe’ye Damla GÖL tarafından çevrildi.

Sözcüklerdir Bütün Derdim’i okurken, yazarın kişisel görüş belirttiği romanlardan biri daha fazla dikkatimi çekti: Rüyayılanı (Dreamsnake). Sadece kitapla ilgili bilgi vermekle kalmamış, daha zayıf romanlar tekrar tekrar baskı yaparken, Rüyayılanı’nın neden yeniden basılmadığı ile ilgili teorilerini de paylaşmıştı okurlarıyla.

Şimdi Vonda N. McIntyre’ın eserine gelelim. Eğer bana “Kitabı tek bir sıfatla tanımla” derseniz, ilk söyleyeceğim “Farklı” olacaktır. Günümüzde farklı olmak, sıradışı olmak imrenilen bir özellik. İnsanlar sürüden ayrı olduklarını ispat etmek için saçma sapan hareketlere imza atar oldu. Öyle ki, yaptıklarınız ‘değişiklik’ten çıkıp maskaralığa döndüğünde bile rezil olma ihtimali yok, her türden saçmalığa ‘Eyvallah’ diyecek hale geldik.

Ancak Rüyayılanı, değişik olma çabasında bir roman değil. Romanın doğal yapısı farklı. Öncelikle roman bir bilimkurgu. Olay evreni yaşadığımız dünya değil. Coğrafi özellikler benzer olabilir; dağlar, ovalar, çöller… Ancak insanın yaşadığı dünya mekanlarla sınırlı değildir. Bir toprak parçasından ibaret olsaydı, ortak değerlerimiz, ortak yaşamlarımız olmazdı zaten.

Romanın ana karakteri Yılan isminde bir şifacı. Adından anlaşılacağı üzere, yılanların zehirlerini kullanarak insanları tedavi eden bir şifacı. Sanatını icra etmek için 3 adet yılanı vardır ve bunlardan biri insanların huzurla uyumasını, dolayısıyla uyku sayesinde iyileşmesini ya da ölüm yakınsa, huzur içinde göçüp gitmesini sağlayan rüyayılanıdır.

Bir tedavi sırasında, yılanların varlığını yanlış yorumlayan hasta yakınları tarafından Grass (Rüyayılanı) öldürülür. Sahibesinin üzüntüsü çok büyüktür, çünkü Grass sadece şifa aracı değildir, nadir bulunmasının sebep olduğu kıymeti dışında, Yılan’ın bir parçasıdır. Yılan, Grass’ı bedeninin bir parçasından daha öte görmekte ve sevmektedir.

Ailesinin hatası nedeniyle Yılan’a gönül borcu duyan Arevin isimli genç adam, şifacı ile yakınlaşır. Yılan, üzüntüsüne rağmen kabileye düşmanlık ya da kin beslemez ancak Arevin’le de kalamaz. Çünkü klanına dönmeli, rüyayılanını kaybettiğini söylemeli, gerekirse yenisini edinmek için çaba göstermelidir. Hikayenin ateşleyicisi de bu olur, Yılan hatasını telafi için yola çıkar, Arevin de ailesi tarafından cezalandırılmasından korktuğu Yılan’ın peşine düşer. Farklı yönlere giden iki karakterin yollarının tekrar kesişip kesişmeyeceğini bilemeyiz hikayenin sonuna kadar.

Buraya kadar okuduklarınızdan kitabın çok da farklı olmadığını düşünmüş olabilirsiniz. Şimdi o noktalara gelelim. Alışılmışın dışında evlilik kalıpları gördüğümüz kitaplar var, hatta

bazılarında evlilik kavramı yok. Rüyayılanı’nda ise evlilikler 3 kişilik. Yani kısaca, herkesin bir kocası, bir de karısı var. Dolayısıyla, toplumda homoseksüel/heteroseksüel ayrımı olmadığı sonucuna varıyoruz. Aynı zamanda, bireyler çocukluktan itibaren bedenlerini denetlemeyi mükemmel şekilde öğreniyorlar, ki bu da istenmeyen gebeliklerin yok denecek kadar az olduğu anlamına geliyor. Üstelik böyle bir durumda hiç zarar görmeden gebeliği sonlandırma şansları da var. Ancak bu özgürlük ortamı bireylerin ahlaksız olduğu sonucuna getirmiyor. Kişiler kiminle birlikte olacaklarının, nasıl ve ne sıklıkla sevişeceklerinin hesabını kimseye vermeseler de sadakat ve ömür boyu bağlılık kavramı hala evliliklerin temel taşı. Bu dünyada da pedofili, güç zehirlenmesi, hırsızlık, ihanet, kölelik, madde kullanımı var, yazar bize bir ütopya sunmuyor. Yine de bazı koşulara baktığımda, bizimkinden daha iyi bir hayat sürdüklerini düşünüyorum.

Kitapla ilgili bir ayrıntıyı daha burada belirtmek istiyorum. Ursula K. LeGuin bu konudan bahsetmekte sakınca görmediyse, ben de paylaşabilirim. Yılan’ın yolculuğu sırasında Merideth isimli biri yaralanan partneri için Yılan’dan yardım istiyor. Yaralanan partner bir kadın. Diğer partner ise erkek. Ancak Merideth’in cinsiyetini bilmiyoruz ve yazar da hiç kişi zamiri kullanmayarak (İngilizce’de 3. Tekil şahıs için erkek/dişi ayrımı bulunur) bize kimliği hakkında ipucu vermiyor. Kafanız karıştı, değil mi?

Şimdi de kitapla ilgili kilit noktaya gelelim. Rüyayılanı hiç Türkçe’ye çevrilmedi. Sözcüklerdir Bütün Derdim’i okuduktan sonra e-kitap olarak temin etme derdine düştüm. Çok şanslıyım ki, yazarın bizzat kendisi Twitter’dan ulaşıp bir link yolladı. İngilizcem çok iyi olmasa da (Lise öğretmenlerim Serap Vardar ve Nurten Acarol’a teşekkür etmeyi görev bilirim) arada sözlük desteği alarak okumayı başardım. E-okuyucu kullanmayan ya da İngilizce bilmeyenlerin okuyamayacağı bu kitabı sizlerle paylaşma sebebim ise, tamamen kişisel istek. İçeriğini bahçenizde gübre niyetine kullanmayacağınız kitaplar baskı üstüne baskı yaparken, bu kalitede bir romanın dilimize hiç çevrilmemiş olması canımı sıkıyor. Yeterince kalabalık olursak yayınevlerinin dikkatini çekeriz diye umut ediyorum. Kaliteli edebiyata ulaşabildiğiniz günler dilerim.


Editör: Burçin KAHRAMAN