© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

PARİS' TE GECE YARISI


Editör : Burçin KAHRAMAN

Bugün size eski sayılabilecek ama çeşitli vesilelerle aklıma gelen bir filmden bahsedeceğim. Neden bu filme takıldım? Öncelikle afişi; Stefen Zweig’in “Olağanüstü Bir Gece” kitabının kapağı ile aynıydı, bu ara okuduğum kitaplardan birkaçı da bu filmi çağrıştırdı. Paris'te Gece Yarısı ( Midnight In Paris)… Önce filmin künyesini verelim:

Gösterime giriş tarihi: 30 Eylül 2011 (Türkiye)

Yönetmen: Woody Allen

Film müziği: I Remember When

Film müziğinin bestecisi: Stephane Wrembel

Fantastik/Romantik ‧ 1 saat 40

IMDB puanı: 7,7

64. Cannes Film Festivali'nin açılış filmi olan Woody Allen yönetmenliğindeki Paris'te Gece Yarısı'nın başrollerini Owen Wilson ve Rachel McAdams paylaşırken Gil'in edebiyat dünyasında karşılaştığı yıldızları Marion Cotillard, Kathy Bates, Carla Bruni, Adrien Brody gibi zengin bir oyuncu kadrosu canlandırıyor. ( Yönetmen Woody Allen ve ben tavsiye ediyorum!!!) Sevdiğim, seyretmezsem olmaz dediğim yönetmenlerden değil, gene de seyrettiğim filmleri var ama hiç biri bunun kadar etkilemedi.

Kısaca konusu; Sonbaharda evlenecek olan Amerikalı nişanlı çift Gil ve Inez, Inez'in babasının iş gereği Paris'e gelmesini fırsat bilip, küçük bir tatil için bu gözde Avrupa şehrinin yolunu tutarlar. Başta her şey eğlence dolu bir Avrupa kentini gezmekten ibaretken, özellikle damat adayı Gil'in Paris caddelerinde gece yarısı yaşadığı gerçek üstü maceralar sadece onun değil tüm ailenin hayatını değiştirecektir... Zira bu genç adam, Paris’e büyük bir aşk beslemeye başlar ve edebiyatçı kimliği ve tutkusu pekişir...

Woody Allen’ın Avrupa şehirleri temalı filmleri arasında en farklı ve en dokunaklı olanı. Özellikle sanat ve edebiyat tutkunları için ayrı bir yeri olan filmin yönetmenin son dönem filmleri arasında en başarılı film olduğunu söylemek de zor değil. Çünkü ‘En İyi Senaryo’ dalında Oscar ve Altın Küre’de dahil olmak üzere 6 ödül aldı.

Film sizi 1920’lerin Paris’ine götürüyor ve o dönemde ki sanat çevresi ile tanıştırıyor. 20’li yılların Paris’i, görkemli partileri, entelektüel isimlerin hararetli tartışmaları ile bizleri tüm o sevdiğimiz yazarlar, ressamlar, yönetmenler, şairler, yayıncılarla tanıştırırken dönem hakkında bilgi veriyor.

Film hakkında birkaç ayrıntı:

*Hemingway ve Gil’in Gertrude Stein’ı ziyarete gittiği ve Stein’ın Picasso ile tartıştığı sahnenin arka planında duvarda Stein’ın 1906 yılında Picasso tarafından çizilmiş bir portresi bulunuyor.

*Midnight in Paris Allen’ın dünya çapında 100 milyon doları aşkın gişe hasılatı yapan ilk filmidir.

*Midnight in Paris, Woody Allen’ın zaman farkını vermek için kullandığı renklendirmede geleneksel yöntemler yerine dijital araçlar kullandığı ilk filmiydi. Allen’a göre, buradaki kullanımı gelecek filmlerinde kullanmaya yetecek kadar iyi olup olmadığını görmek için bir test niteliğindeydi.

*Filmin açılış sahnesinde 60 tane Paris sahnesi var ve toplamda yaklaşık üç dakika sürüyor.

*Adriana’nın tablosu aslında La Baigneuse adıyla bilinir ve 1928 yılında çizilmiştir.

*Gil’in Luis Buñuel ile olan diyalogunda, yönetmenin 1962 yapımı The Exterminating Angel filmine gönderme yapılmaktadır. 404

*2011 yılında Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olan Midnight in Paris, Woody Allen’ın festival açılış filmi olarak onurlandırılan ikinci filmi. İlki ise 2002 yapımı Hollywood Ending idi. Film aynı zamanda Allen’ın dördüncü kez Akademi Ödülü kazanan filmiydi. Ayrıca filmin aldığı En İyi Yönetmen adaylığıyla Allen bu adaylığa 23. kez erişmiş oldu.

* Filmde adı geçen sanatçılar ile ilgili kısa bir araştırma:

F. Scott Fitzgerald ( 1896 – 1940): İrlanda asıllı Amerikalı yazar

Zelda Fitzgerald ( 1900 – 1948): Eşi gibi oda bir yazar

Cole Porter ( 1891 – 1964): Amerikalı besteci, müzisyen

Josephine Baker: Amerikalı dansçı, şarkıcı ve oyuncu

Ernest Hemingway ( 1899 – 1961): Amerikalı yazar ve gazeteci

Gertrude Stein ( 1874 – 1946): Amerikalı yazar

Pablo Picasso ( 1881 – 1973): İspanyol ressam

Jean Cocteau ( 1889 – 1963): Fransız yönetmen

Thomas Steams Elliot ( 1888 – 1965): Amerikalı şair, oyun yazarı ve edebiyat eleştirmeni

Salvador Dali ( 1904 – 1989 ): Katalan sürrealist ressam

Man Ray ( 1890 – 1976 ): Amerikalı fotoğraf sanatçısı ve ressam

Luis Bunuel ( 1900 – 1983 ): İspanyol yönetmen ve senarist

Henri De Toulouse-Lautrec ( 1864 – 1901 ): Fransız ressam

Paul Gaguin ( 1848 – 1903 ): Fransız ressam

Edgar Degas ( 1834 – 1917 ): Fransız ressam, heykeltraş ve çizer

Juan Belmonte ( 1892 – 1962 ): İspanyol matador

Hepsi birbirinden değerli sanatçılar kim tanışmak istemez ki? Yalnız araştırma yaparken iki şey dikkatimi çekti; biri görsel sanatçılar eski kıta dan, yazarlar yeni kıta dan. İkincisi yazarlar kadar ressam, heykeltraş ve fotoğraf sanatçısı var. ( Edebiyatçılar alınmasın ama ressamlarla tanışmak daha heyecan verici benim için ).

Doğal olarak filmde dekor, kostüm gibi ayrıntıların üzerinde durulmuş, zaman geçişlerini fark etmiyorsunuz bile. Film sıradan romantik bir film gibi başlıyor ( nefis Paris görüntüleri eşliğinde ) ama 16. dakikadan itibaren sizi içine çekiyor ve başka dünyalara götürüyor. Nefes almadan izliyorsunuz. O fantastik alemde kayboluyorsunuz, Gil kadar heyecanla gece yarısı olmasını heyecanla bekleyip bir an önce o sanatçılarla buluşmayı istiyorsunuz.

Siz de edebiyat ve sanatseverseniz, komik dokunuşlarla bezenmiş bu filmde Scott Fitzgerald, Ernest Hemingway, Salvador Dali, T. S. Eliot, Gertrude Stein, Picasso, Degas gibi büyük isimleri izlemekten büyük keyif alacaksınız... İzlerken bitmesini istemediğiniz, bilgilendirici bir külkedisi masalı.