Ortalıklarda Pek Görünmeyen Bir Yazar

En son güncellendiği tarih: May 9


Ayşegül Demir Alhan //

İstanbul'a sadece üç kere gidip İstanbul’u sokak sokak anlatabilen bir yazar var karşımızda. Bu konuda, "17. yüzyıl İstanbul'unu yazıyorum. Ben dahil şu an yaşayan hiç kimse o İstanbul'u görmedi." açıklamasını yapan yazara, televizyonda ve sosyal medyada rastlamak pek mümkün değil. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'ndeki öğretim üyeliği görevinden 2011'de emekli olan yazarımız, İzmir'de yaşıyor. Kitaplarındaki bütün o üstü kapalı göndermeler, altı dolu cümleler yazarın felsefe birikiminin bir ürünü olsa gerek.

"Son zamanlarda, geleneksel romandan az buçuk farklı yazan herkese de postmodernist damgası vuruluyor." diyebilirsiniz, ama İhsan Oktay ANAR açık bir şekilde postmodern romancıdır. Peki neden? Çünkü, postmodern romanın anahtar tekniği olan üstkurmacayı sadece hikaye içinde hikaye anlatmak için değil, "varlık" meselesini vurgulamak için de kullanıyor. Yazar eserlerinde "her şeyin bir kurgudan ibaret olduğunu" tekrar tekrar hatırlatıyor. Ayrıca başka yazarlara, eserlere ya da metinlere ironik göndermeler yaparak, metinlerarasılık tekniğini de önümüze seriyor. Romanlarını postmodern akıma dahil etmemiz gerektiği kesin, ama tür açısından tam olarak ne tarihi ne de fantastik roman sınıfına dahil edebiliyoruz. İhsan Oktay, aslında okurlarına masallar anlatıyor. Hem de dokusunda tarih, felsefe, fizik, matematik, müzik, coğrafya, resim ve teoloji gibi birçok disiplini içeren masallar. Bu masalları da mitler, efsaneler, menkıbeler, kıssalar ve kutsal metinlerle süslüyor. Kullandığı ağdalı cümleler, Arapça ve Farsça kökenli kelimeler yüzünden ise eleştiriliyor. Oysa onun gerçek okurları biliyor ki İhsan Oktay Anar, kurguladığı dünyaya ait olan dil neyse onu kullanıyor. Henüz yazarla tanışmayanlar, romanlarını yayımlanma tarihine göre okuyabilirler. Yazarın yedi romanı var. Bunlar:

Puslu Kıtalar Atlası (1995)

Kitab-ül Hiyel (1996)

Efrasiyab'ın Hikayeleri ( 1998)

Amat (2005)

Suskunlar (2007)

Yedinci Gün (2012)

Galiz Kahraman (2014)

Ayrıca yazarın 1989 yılında Mor Köpük Dergisi'nin Oyun Özel Sayısı için yazdığı "Rabnuma" adlı üç sayfalık pek bilinmeyen bir hikayesi de var. Bir de yazdıktan sonra yayımlatmaktan vazgeçtiği, Bağdat’ta düello yapmaya hazırlanan iki kılıç ustasının anlatıldığı "Tamu" adlı eseri var ki fikrini değiştirip bizlerle buluşturacağına dair ümidimi hiç yitirmedim.

İhsan Oktay ANAR’ı bu bilgiler ışığında okursanız, onu anlamanız da kolaylaşacaktır. Özellikle, bir İhsan Oktay kitabına başladığınızda ilk sayfalarda hikayeye dahil olabilmek için sabredin ve kendinizi gizemli bir dünyaya tanık olmaktan mahrum etmeyin

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube