OOO! BAKIN İŞTE, O PLAK ÇOK NADİR…

En son güncellendiği tarih: May 9


Eğer eski 45likçi olmaya karar verdiyseniz ve plak toplamak için sahafların yolunu tuttuysanız, en sık duyacağınız sözcük “nadir” olacaktır. Hangi plağı tutsanız, neye el atsanız ilk söylenen plağın kime ait olduğu veya hangi şarkı olduğu değil, “Ooo, o çok nadir” cümlesidir. İyi de, ne ola ki bu nadir? Hangi plak nadirdir, hangi plak nadir değildir? Plaklara bu “nadir” plaketini (!) kimler verir? Neye göre verir?

TDK sözlüğüne bakarsanız –ki, artık kimse böyle ihtiyaçlar hissetmiyor; çünkü herkes her şeye vâkıf ama ben bakmayı severim– nadir sözcüğünün karşılığı “seyrek, az bulunur”. Bu açıdan bakıldığında hak vermek gerekiyor, çünkü ülkede en son 45likler 80’li yılların başında yayımlandı.(*) Yani nerden baksanız, en yenisi 35-40 yıl önce. Doğal olarak seyrek rastlanan, az bulunur olacaklar. Ama her az bulunan şey değerli midir? Peki, nadirlik kısmını çözdük diyelim, ya değer ölçütü nasıl olacak? Çünkü yaklaşık 40 yıldır plak toplayan biri olarak gördüğüm, bu işle uğraşan satıcıların büyük çoğunluğunun konuya yakınlığı, benim jet pilotluğuyla olan yakınlığım kadar.

Bir plağın ekonomik değerini belirleyen şey, az bulunurluğunun yanında, hem plağın hem de kapağın kondüsyonunun yüksek olmasıdır. Buralara yeni yeni geliyor olmasına karşın, yurt dışında yıllardır kapaklar da plağın kendisi kadar önemlidir, plaktan ayrı olarak değerlendirilirler. Kapağın üzerinde çizikler, karalamalar olmamalı, bizde çok sık rastlandığı üzere kenarları bantla tutturulmuş olmamalı ve plağın orijinal kapağı olmalıdır. Ve zinhar fotokopi, tıpkı basım falan olmamalıdır! Günümüzde pek bulunmayan eski kapakların birebir kopyalarının yapıldığına tanık olduğumda çok üzülmüştüm, çünkü ekonomik kaygılarla girişilen bu hareket aslında yıllardır koleksiyon için emek verenlere haksızlık, hatta hakaret. Ama zamanla bu bir adım ileriye götürülüp, aslında hiçbir zaman basılmamış kapaklar “yaratılmaya” başlandı; o yıllarda hiçbir zaman var olmamış bir dolu Zeki Müren ve Ajda Pekkan kapağı etrafta kol geziyor şimdi. Hiçbir etik kurala uymamak bu coğrafyaya mı özgü, diye merak ederim hep. “Amma abarttın; alt tarafı plak kapağı ya hu” da diyebilirsiniz tabii; ülkeye yeni bir tarih yaratılmaya çalışılırken, 3-5 kapak yaratılmış, lafı mı olur? :)

Müziğin dinleyenlere plaklarla ulaştığı yıllarda, sayısız sanatçı sayısı belirlenemeyecek oranda plak yapmış; kimi beğenilmiş ve satmış, kimi ise pek itibar görmemiş ve satmamıştır. Satan plaklar, sattıkları oranda yeniden basılmışlar, yorumcusuna, bestecisine, söz yazarına ödüller kazandırmışlar, satışları oranında altın, hatta platin plaklara dönüşmüşlerdir. Satmayan plakları ise şimdi pek hatırlayan yok, birkaç takıntılı toplayıcı dışında. Doğal olarak en az rastlanan, en nadir plaklar, zamanında tutmadığı için çok az sayıda basılmış olan bu ikinci gruptakilerdir. Çünkü zaten az sayıda basılmışlardır, satın alanların bir kısmı beğenmedikleri için saklamaya değer görmemiş, ellerinden çıkartmışlardır. En sonunda da hurda plak olarak yeni basılacak plakların ham maddesine dönüşmüşlerdir. Yani rastlanma olasılığı en düşük, en nadir plak aslında zamanında pek tutmamış ya da çok az sayıda basılmış plaktır. Herhangi bir anma veya özel durum için kısıtlı sayıda basılan plaklar da bu grupta değerlendirilir.

Hangi plak yığınına el atsanız, Füsun Önal’ın “Senden başka” plağına denk gelirsiniz, çünkü zamanında o kadar çok satmıştır ki, altın plak ödülüne değer görülmüştür. Ama daha yolun başlarındayken Columbia’dan çıkan plaklarına rastlamak zordur. Eğer “Senden başka”ya nadir derseniz, bunlar ne olacak? Üstelik daha Cahit Oben ve Erol Pekcan’la yaptığı ve neredeyse bulmanın imkânsıza yakın olduğu plaklardan söz etmedik. Bu durumda nadir’i nerede konumlandıracağız? Keza, Barış Manço’nun düğün davetiyesi olarak hazırladığı 45lik de, sadece davetlilere dağıtıldığından, nadir rastlanan bir plaktır. Manço’nun 1962 yılında yayımlanan ilk iki 45liği ise, o yıllarda pek de tutmadığı için günümüzde nadir sınıfındadır. Hümeyra’nın 1969 yılında Fransa’da yaptığı ve “Dilber” ile “Olmasa” şarkılarını Fransızca seslendirdiği 45lik Fransa’da çok çok az sayıda basıldığı ve Türkiye’de hiç basılmadığı için nadirdir; 1984 yılında yayımlanan “Benim Şarkılarım” uzunçaları ise sadece 2222 adet basıldığı için az bulunur. Ama “Sessiz gemi” çok satan bir 45lik olduğundan çok daha sık rastlanır. Uzun yıllar birlikte çalıştığı Philips firması tarafından, Yunanistan’tan Japonya’ya, İspanya’dan Kanada’ya kadar birçok ülkede Ajda Pekkan’ın plakları yayımlanmıştır. Kimilerine, görece, daha kolay ulaşılabilir, kimilerine ise çok büyük paralarla ve çok zaman harcayarak. Bu plaklara nadir diyerek fiyat biçeceksek, yurt içinde yayımlanan 45liklerine istenen rakamları nasıl açıklamak gerekir? Peki, diskografilerinde görülmeyen ve çoğu koleksiyoncunun bile bilmediği, 1978 yılında Şili’de basılmış 45liği için “nadir” yeterli kalır mı?

Tabii aslında, satın alınabilen, ekonomik ederi olan her meta gibi (plak için böyle bir tanımlama içimi acıtsa da) plaklar da, üstüne koyduğunuz fiyata göre değil, alıcının vermeyi göze alabileceği rakama göre değerlendirilmeli. Bu rakam da, plağın ve kapağının kondüsyonuna, ait olduğu sanatçının diskografisi içindeki yerine ve bulunabilirliğine göre belirlenir; Merkez Bankası döviz kuru üzerinden değil. Yoksa, bit pazarları, sahaflar, internet gibi mecralardaki fiyatlara bakıldığında benim ve birçok toplayıcının ülkenin zenginleri sınıfına dahil olmamız gerekiyordu. Keşke tabii… :)

(*) Bu tarih 45likler içindir; long play veya uzunçalar da denilen 33lük plaklar 80’lerin sonuna kadar yayımlanmaya devam etti.


Yazar : Ahmet ÇITIROĞLU

Editör: Kemal ALBAYRAK

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube