OKUMA ALIŞKANLIĞINI NASIL VEREBİLİRİZ?

En son güncellendiği tarih: May 9


Yayınlanan istatistiklerde ülkemizin dünya okuma sıralamasında 235. olması ve aynı araştırmada dünyada kişi başı kitaba para harcama ortalamasının 13 dolar olduğu, bizde ise bu oranın yarım dolar olduğu gerçeği düşündürücüdür. Şimdi yüksek okuma oranları olan toplumlara ve gelişmişliklerine bir bakalım. Örneğin Japonya, yüksek okuma oranına sahiptir. Gelişmişliğini gözlerimizin önüne getirelim.Bunu takip eden ABD ve Avrupa birliği ülkelerine bakalım ve yine gelişmişliklerini gözleyelim. Hiç şüphesiz görülecektir ki okuma oranı yüksek toplumlarda gelişme hızlı seyretmektedir. Kuşkusuz bu okuma oranının yüksekliğinden kaynaklı bir gelişmedir. Sanatın, edebiyatın, matematiğin gelişimi sonucu gelişen sanayi ve yükselen medeniyet…


Durumu böylece gözlemledikten sonra az gelişmiş üçüncü dünya ülkelerinde okuma oranının azlığından bahsetmeye bilmem gerek var mıdır? Doğal bir sonuçtur ki karınlarını doyuramayan, geçim sıkıntılarıyla meşgul insanlar okuma gereği duymaz, duysa da vakit bulmaz, vakit bulsa da heyecan duymaz. Hal böyle gelişince kitap yazarları üretmeye meyilli olmaz ardından, basın ve yayın ilgi odağı olmaz. Akabinde kaliteli bir şey okumak isteyen kitle de yabancı yayınları okumak ister. Bu kısır döngü güdük beyinler ortaya çıkaracağı için gelişmişlik tohumları kendi doğal tarlasını bulup yetişemez.

Bir ülkede okuma alışkanlığı nasıl verilir ve geliştirilir? Her şeye rağmen bu mümkündür. Eğitim sistemini oluşturan talim terbiye kurulu ve bunun başına atamaları yapan siyaset buna muktedir olabilir. Çeşitli tedbirler ve kanunlar ve teşviklerle bu alışkanlığı sağlamak hiç de zor değildir. Peki, bu neden yapılmaz? Çünkü okuyan insan sorgulayacak insan olacaktır. Sorgulayacak insan ise dayatmaları ve yalan yanlış işleri kabul etmeyecek muhalefet yapacaktır. Hangi siyasi iktidar kendine bir baş belası yaratmak ister ki? Ama tam da burada kırılma meydana geliyor. Çünkü ülkesini kalkındırmak isteyen siyasi iktidar bu tehlikeyi göze alabilmelidir. Bunun başka çıkar yolu yoktur. Ülkesinde bulunan insanları bilinçlendiremeyen iktidarlar bir memleketin topyekun kalkınmasını sağlamaları imkansızdır.

Okuma alışkanlığı çocukluktan başlayarak, anne babalara da -örnek olmaları bakımından- bulaştırılarak devam edilmeli. Devlet, bedava okuma alışkanlığını geliştirecek seminerler vermeli. Her yıl her aileye 3-5 kitap bedava verilerek sübvanse edilmelidir. Her yaştaki çocukların bireysel olarak kişilik analizlerinin yapıldıktan sonra kişiliklerine uygun kitapları devlet yine bedava sübvanse ederek okuma alışkanlıklarını geliştirebilir. Bu ve bunlara benzer çok çeşitli projeler üretmek mümkündür. Yeter ki isteyelim. Yeter ki samimi olalım.

Yazar : Mirza Tazegül

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube