NİSANDA ÖLMEK ZOR -SABAHATTİN ALİ ‘YE SAYGIYLA-

En son güncellendiği tarih: May 6


Çocukken bizim evlerde kitap okunmaz, şiir dinlenmezdi. Ama buna rağmen ben şiir yazmayı çok severdim. Genç kızlık çağlarına geldiğimde takip ettiğim ve okuduğum birkaç şairin dışında fazla şair bilmezdim. 90’lı yılların başında TV ve radyolar daha bir hayatımızın parçası olmaya başlamıştı. İşte o dönemin gençliğine adım atan bir insan olarak, hayatımıza aslında derinden gizlice girmiş o müthiş insanla çok sonraki seneler tanışacaktım.


Bazı özel insanlar vardır ki, siz daha doğmadan annenizin kulaklarından sizin içinize sızmıştır gizlice. Ve yıllar sonra o şarkıları duyduğunuzda hiç yabancılık çekmezsiniz. Ben daha dünyaya gelmeden onun şarkı olmuş şiirlerini dinlemiştir annem. Bazı şarkılar ise daha çocuk yaşta hissettirmiştir varlığını…


Sezen Aksu bütün yıllarımın sanatçısı idi. Her şarkısını sever o şarkıları her dinlediğimde şiirler yazardım. Sezen Aksu'nun en sevdiğim şarkılarından biri olan ''Çocuklar gibi '' şarkısının sözlerinin kime ait olduğunu çok seneler sonra öğrenecektim.


Bende hiç tükenmez bir hayat vardı

Kırlara yayılan bir bahar gibi.

Yine Sezen Aksu 'nun seslendirdiği bir şarkı olan,

Şehirler bana bir tuzak

İnsan sohbetleri yasak

Uzak olun benden uzak

Benim meskenim dağlardır dağlar

Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…


Yine büyük seslerden olan yılların eskitemediği sanatçı Nükhet Duru' nun sesinden kulaklarımıza, ruhumuza kazınan:


Seneler sürer her günüm

Yalnız gitmekten yorgunum

Zannetme sana dargınım

Ben gene sana vurgunum.


Daha ilkokul sıralarında iken müzik dersinde haberim olmadan onun şiirine şarkı olmuş,


Ne bir dost ne bir sevgili,

Dünyadan uzak bir deli

Beni sarar melankoli…”


Şarkısını söylemiştim

Orhan Veli'nin büyük aşkı Nahit Hanım'a o da aşık olacak ve yazdığı şiirini yıllar sonra

Ahmet Kaya'dan dinleyecektik:


“Yalnız ona yar demiştik

Onda bir şey var demiştik

O bizi anlar demiştik

Böyleymiş kara yazımız


Aşk'ın yaramaz çocuğu gibidir o aslında. Daldan dala konan o güzel yürek, yıllarca bizim aşklarımızın da sesi olacağını nerden bilirdik.


Hayat dolu aşk dolu bir adamdı o. Zamansız kırdılar kalemini. Kaçaklık günlerinde ve cezaevi yıllarında yazdığı yüzlerce yazı, şiir, öykü öldükten sonra kıymete binecek ve onun haberi hiç olmayacaktı.


Yazdığı şiirlerde ve öykülerde kendi yaşamından da kesitlere gizliden gizliye yer vermiştir aslında. Mahpus anılarından yola çıkarak birçok öykü yazmıştır.

Eski bir aşkına hitaben de Kürk Mantolu Maddona romanını yazmış olduğu söylenir.

Kuyucaklı Yusuf, mahpusta koğuş arkadaşı Ali'nin hayat hikayesi olacaktır.


Öykülerin babası, şarkıların şairi yürek adamı, sevgi insanı. İyi bir eş, harika bir baba .

Kalemi cesur bir vatan evladıdır o. Onu görmeden sevmek öyle bir şeydir ki, aileden biri gibi görürsünüz, yakın bir arkadaş uzak kalmış bir dost. Bir ağabey, bir yoldaş gibi.

Onun günümüz sosyal medyasında yaygınlaşması iki şekilde düşünülebilir aslında.

Okumayan araştırmayan kesimlerin onu sosyal medyada bulması ve onu tanıyan bilen okuyan bir neslin onu sosyal medya da geniş kitlelere ulaştırması gibi.


Netice olarak bazılarımıza sosyal medya armağanıdır o aslında. Ama burada kalmamalı, kitapları okunmalı, dergilerde önceden yayınlanmış yazılarına mutlaka göz atılmalıdır. Belgeselleri izlenmeli, büyük Yazar Sabahattin Ali mutlaka öğrenilmelidir Özel hayatı, mesleki hayatı, siyasi ve hapislik hayatı incelenmelidir. Ve tabi ki şiirleri.


Aşk adamıdır Sabahattin Ali; onu nerde görseniz hep aşıktır. Nazım Hikmet gibi her limanda bir aşkı vardır. O daha çok seven taraftır. Sevdikçe de yazan adamdır. Sabahattin Ali'nin eşi Aliye için yazdığı mektuplar da bir sanat eseridir adeta.


Sabahattin Ali deyince ben aşk ve sevgi görüyorum siz ne görüyorsunuz onda bilmiyorum ama ben onu okuyunca iyilik ve güzellik görüyorum. Bakışları hep '' acımadı ki'' diyen, acısını saklayan bir çocuk telaşında. Gülüşü' ' buda mı gol değil' ' diye selam çakan Sadri Alışık tadında. Duruşu hep bir şeyler anlatmaya hazır filozof havasında.

O aynı zamanda bir öğretmen. Mesleğini o şehir senin bu şehir benim diye dolaşarak yapmak zorunda kalan bir eğitimci. Yaşamak hakkı verilmiyor işte bazılarına. Erken alıyorlar onları bizim elimizden. Ve kıymetleri de çok sonradan biliniyor.


Sonunda biliniyor ya...


2 Nisan Sabahattin Ali'nin hayattan koparıldığı gün. Onun bir mezarı bile yok. Ama eşsiz eserleri var. Okuyun onları. Bir selam çakın o sizi görür bir yerlerden. Umarım bir gün karşılaşırız.

Selamla sevgiyle, güzelliklerle anıyoruz seni sevgili Sabahattin Ali...



Editör: Mehmet Keklikçi

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube