NERMİN GÜDAY KAÇAR İLE SÖYLEŞİ

En son güncellendiği tarih: Nis 17


- Nermin Hanım bize kendinizi nasıl anlatırsınız?

İnsanın kendini anlatması çok zor bir durum. Ben 1969 yılının baharında Bolu’nun Mudurnu İlçesinde doğmuşum. Babam ilkokul öğretmeniydi. Annem de ev hanımı. Üç kardeştik. Benim büyüğüm olan abimi altı yıl önce, babamı da yirmi altı yıl önce maalesef kaybettik. O yüzden de geniş ailelere gıpta ile bakarım. Babamın görevli olduğu köy okulunda ilkokulu bitirdikten sonra Bolu’ya kız kardeşimin hastalığı nedeniyle taşındık. Orta ve lise öğrenimimi Bolu’ da tamamladım. Sonra memuriyet sınavlarını kazanarak önce Mudurnu Mal Müdürlüğünde başladım. Sonra evlenip Bolu’da çalışmaya başladım. Ardından anne oldum. Ardından benim de sağlık sorunlarım başladı. Ben şeker hastasıyım tıpkı kız kardeşim gibi. Çok hassas, duygusal bir insanım. Kimseyi kırmak istemem. Önce saygı, ardından sevgi önceliğimdir. Haksızlıktan hiç hoşlanmam. Ailemden aldığım öğretiler doğrultusunda devam eden bir durum bu. Biz, küçük ama mutlu bir aileydik. Yaralarımızı hep beraber sardık, sevinçlerimizi de beraber paylaştık. Mutlu bir evliliğim var. Bir kızım var. Kendisi de ilkokul öğretmenidir. O da evli ve iki torunum var. Büyüğü Uras 4 yaşında, küçüğü Duru ise henüz 8 aylık bir bebek. 2015 yılında emekli oldum. Yazıyorum ve sevgili torunlarımın an be an büyümelerine tanıklık ediyorum. Benim için aile çok önemli olduğu için annem ve kız kardeşimle yakinen ilgilenmeye çalışıyorum. Yazmayı ve okumayı seviyorum.


- Okuma sevginiz nereden geliyor? Neler okuyorsunuz?

Okuma alışkanlığım Babam sayesinde oluşmuştur. Kendisi aynı zamanda öğretmenimdi. O çok okurdu. Beni de okumam için teşvik ederdi. Yaz tatilinde kendi köyümüze giderdik. Onun biriktirdiği Hayat Mecmualarını okumaktan çok keyif alırdım. Kütüphaneyle de ancak Bolu’ ya taşındıktan sonra tanıştım. Üye olmuştum. İlk kitaplar hatırladığım kadarıyla Yaşar Kemal’in “ İnce Memed” serisiydi. Aradan kaç yıl geçmesine rağmen bazı yerlerini hatırlarım. Sonrasında ise lisedeyken Edebiyat öğretmenim Mürvet Aşçıoğlu’ nun etkisi olmuştur. Öyle güzel anlatırdı ki onun dersi bitmesin isterdim. Ben, genelde bana gerekli edebi eserleri okumayı seviyorum. Bilim-kurgu kitaplarını okuyamıyorum. Onun dışında öykü, şiir fark etmiyor. Yakın geçmişi konu alan tarihi romanlar özellikle ilgimi çekiyor. Klasiklerden çok az kitap kaldı okuyamadığım. Tamamlamaya çalışıyorum.


-Yazmaya nasıl karar verdiniz?

Yazmak ile ilgili hiçbir fikrim yoktu aslında. Kompozisyonum hep iyiydi. Fakat hiçbir zaman bile isteye yazmamıştım. Ben aslında kendimi yolun yarısından sonra yani otuz beş yaşından sonra tanımaya başladım. İş yaşamı ve hayatın sorunları bazen bıktırır insanı, o dönemlerdeydi. İş dolayısıyla tanıdığım bir arkadaşımın önerisiyle başladım yazmaya. İlk yazım “Sanat Sokağı Dergisi” nde yayınlandı. Sonrası geldi. İlk yazımı ve dergiyi saklıyorum. Çok çok acemice bir yazıydı ama benim için çok değerliydi. Ben azimliydim, çok çalıştım. Hâlâ da eksiklerimi tamamlamaya çalışıyorum. Sizin aracılığınızla sevgili dostum Alaz Semra Kocabaş’a tekrar teşekkür etmek isterim. Bana böyle güzel bir öneride bulunduğu için.


-Bir tarafta memuriyet, annelik diğer tarafta yazmak zor olmadı mı?


Yazmak beni rahatlatıyordu. Çok hevesliydim. İşten döndükten ev işleri, yemek v.s. sonunda başlayabiliyordum yüzden de çoğu zaman uykusuz kalıyordum. Seven, her zorluğa katlanıyor. Değerli kılan da o zorluklar değil midir?


-"Hüzün Dalgaları" nasıl doğdu?


Her yazan insan gibi hayalim kitaplı bir yazar olmaktı. O sıralarda bir internet edebiyat sitesinde öykülerimi paylaşıyordum. Çünkü yazmak kadar da paylaşmakta bir ihtiyaçtı. Üstelik diğer arkadaşlarla yorum ve tavsiyelerde bulunuyorduk. Oradan tanıdığım çoğu arkadaşım kitap çıkarmıştı. O dönemde karar verdim Hüzün Dalgalarını çıkarmayı. Öykülerimin bir araya geldiği bir kitaptı. İnsan bir yola baş koyduğunda, riskleri de göze alması gerekiyordu. Suya girmeden, derinliğini bilemiyordunuz çünkü. 2012 yılında ilk bebeğimi almış oldum elime.


-İlk kitabınız "Hüzün Dalgaları"nı elinize aldığınızda ne hissettiniz?


Kitap geldiğinde çok heyecanlandım. Kargo ile işyerime gelmişti. Paketi açtım heyecanla ve kitabımı gördüm. Ağlamamak için zor tuttum kendimi. Başkaları için çok önemli olmayabilirdi ama benim için çok daha anlamlıydı. Hayalim gerçek olmuştu önemli olan da buydu.


-Hüzün Dalgaları öykülerden oluşuyor, Bilinmezin Peşinde ise roman. Bilinmezin Peşinde'yi yazmanız ne kadar sürdü?

Bilinmezin Peşinde yaklaşık olarak bir yıl sürdü. Aslında benim basılmamış fakat hali hazırda üç adet daha roman taslağım var. İçlerinden Bilinmezin Peşinde’ yi çıkartmaya karar verdim. Biliyorsunuz biz tanınmamış yazarların edebiyat dünyasında fazla şansımız yok. Kendimiz yüklendiğimizde de maddi sıkıntılar çekiyoruz.



-Bilinmezin Peşinde neyi anlatıyor?


Bilinmezin Peşinde’ yi yazarken aslında toplumumuzda yaşanan, kardeşlerin arasını açan miras kavgasından yola çıkmıştım. Böyle devam ederken daha da genişledi. Bir ailenin yaşam öyküsü diyebiliriz. Tamamen kurgu fakat olması muhtemel olaylar var içerisinde. Aile içinde yaşanan çekişmeler, sevinçler var. Bir günlükle babanın geçmişine dönüyoruz. Anne ile ilgili gerçekler, acılar, ölümler, doğumlar. Hikâyenin içinde Almanya da var. O dönemde Almanya’ ya işçi alımından sonra yaşananlar var. Savaşı yaşamasa da savaşın etkilerini gözlemleyen küçük bir çocuğun düşünceleri var. Geçmiş ile şimdiki anı şaşırmadan okuyabileceğiniz bir kitap Bilinmezin Peşinde.


-Karakterleri kurgularken tamamen hayal ürünü müydü, yoksa gerçek hayatta tanıdıklarınızdan mı esinlendiniz?


Tamamen kurgu ama bu tür yaşamlar mutlaka vardır. Ben başlarken önce konuyu belirlerim. Yazmaya başladıktan sonrası genelde doğaçlama ilerler. Sonra tekrar okuduğumda, çok farklı bir yöne gittiğimi fark ederim. Sanırım o da benim kişiliğimi yansıtıyor. Benim için özgürlük çok şeyi ifade eder. Kalıpları, baskıları kabul etmeyen bir yapım var.Tipik bir ikizler burcu insanıyım.


-Spoiler vermeyelim ama Bilinmezin Peşinde'nin sonu açık acaba devamı gelecek mi?

Evet kesinlikle doğru tespit. Sonunu özellikle açık bıraktım. Çünkü hikâye henüz bitmedi. Bir sonrakini yazacağım inşallah. Bir sorun varsa, onun çözümü de mutlaka olmalı değil mi? Kardeşlerimizle aramız ne kadar kötü olursa olsun, onlar bizim vazgeçilmezimizdir. Onlar için de çaba sarf etmek gerekir diye düşünenlerdenim. Bitmek üzere olan romanımdan sonra inşallah onu da yazacağım. Allah ömür verirse tabii ki


-Bugüne kadar yazdıklarınızın hepsini yayımladınız mı, bekleyen yazılarınız var mı?


Bitmiş üç roman taslağı, bitmek üzere olan bir romanım var. İnşallah onları da bastırma imkânına sahip olabilirim.Yayımlanmış olan benim de iki öyküm olan Kalemin Gücü Platformunun antoloji kitabı olan “ Kalemlerin Dansı “ adlı kitabımız var.


-Kitaplarınızı kimlerin okumasını istersiniz, kitaplarınız hangi guruba hitap ediyor?

Özellikle gençlerin okumasını isterim tabii ki. Çünkü güçlü bir toplum olmak, kaliteli ailelerden oluşur. Aile bağlarının güçlü olduğu toplumlarda kargaşa, kavga, ayrılma seyrek görülür. Ben biraz gelenekçiyim galiba. Ama benim kitabımın hedef kitlesi orta yaş grubu.



-Watt pad, e- kitap gibi internette yayımlanan kitaplar hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizinde internette paylaştığınız kitaplarınız var mı?

Watt-pad hakkında pek bilgim yok. E kitap arada denk gelirsem okuyorum ama kitap kadar zevk aldığımı söyleyemem. Kâğıdı elimde hissetmeliyim. Fakat teknoloji ilerledikçe yaşantımızda ona göre değişecektir. Gençler bildiğim kadarıyla Watt-pad kitaplarına daha çok ilgi gösteriyorlar. Değişime ayak uydurmak gerekir diye düşünüyorum.


- Facebook'taki kitap grupları hakkında ne düşünüyorsunuz? Okumaya katkıları var mı?


Sosyal medyayı takip ediyorum. Özellikle de ikinci kitabımın basımından sonra daha çok takip ediyor. Sosyal medya çok etkili son dönemlerde. Kitapla ilgili bütün gruplarda üyeliğim var. İlk başlangıçta bir arkadaşımın daveti ile gittiğim Dklist ile başlayan üyelikler artarak devam ediyor. Paylaşımlar çok güzel. Dikkatimizi çekmeyen ya da bilmediğimiz kitapları bu gruplarda gördüğümde okuma olanağı buluyorum. Çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Magazin haberleri okumaktansa, bu gruplarda paylaşımları okumak her zaman fayda sağlar insana. Zaten bazı insanları hiç anlamamışımdır. Okuma yazması olduğu halde hayatın sıkıcılığından yakınırlar. Kitap, insana en iyi arkadaştır. Yeter ki siz elinizi ona dostça uzatın. O hemen yakalar ve asla bırakmaz.


-Son söz olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?


Okuyucu zaten okuyandır. Okumayı sevmeyen birini, okuması yönünde ne kadar çok telkin verseniz de okumayacaktır. Fakat biz yine de vazgeçmemeliyiz. Okunma oranının çok düşük olduğu ülkemizde bizim çabalarımızla değişeceğini düşünmekteyim. Umutsuzluk karabasan gibidir. Umarım kötü şeyler, iyiye dönmeye başlar. Bana bu olanağı tanıdığınız için sizlere ve okuyucularıma çok teşekkür ederim. Hepinizin “Bilinmenizin Peşinde” ile tanışmanızı isterim. Saygı ve sevgilerimle. Hoş kalın.


Hazırlayan:Özgün Onat

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube