NECATİ GÖKSEL / SAATÇİ PEYGAMBER



1400'lülerin başlarına yakın bir dönemde geçen kurguda, Halepli Müslüman bir tüccarın oğluyken, korsanlarca kaçırılıp İtalya'da satılarak vaftiz edilmişti Kutay. Efendisi bir saatçiydi ve Kutay kısa sürede ustasının sağ kolu olmuştu. Bir gün uyandığında anlam veremediği fiziksel bir değişiklikle uyandı ve bu gizem onu başka yurtlara gitmesine neden oldu. Her dinden, dilden kişilerle yoldaşlık ve arkadaşlık yaptı. Ölümlü ve ölümsüz bir sevda ile oradan oraya savruldu. 15 yıl süren bu yolculuk Harran'da iş kurmasıyla son bulmuştu ama gerçekler şimdi içine sığmaz olmuştu ve onu beklenmedik bir konuma getirmek için içinden taşmaya başlamıştı. Kendisi de önünü alamıyordu artık. Peşine takılan kimseler gittikçe büyüdü ve sonunda dönemin kötülük simgesi Timurlenk'e ve ordusuna göz dikmişti.


Bugatay, Nogay ve Bogos yakın dostlarıydı. Bir yandan içindekilerini toplumla paylaşıp onları sorgulamaya yönlendirirken diğer yandan da bir komutan olma yolunda ilerliyordu. Ama bu kutsal bir komutanlıktı. Tanrı'nın ona vermiş olduğu bir görev vardı diye yorumluyordu tüm içgörülerini ve düşlerini. En büyük düşü ise Doğu'nun ilk saat kulesini yapmaktı. Çınladıkça, bu geçici yaşamın ninnisi her yerde çınlasın ve herkes duysun istedi. Kimisi ona peygamber, evliya, ermiş ya da sapkın diyordu. O ise kendisini yalnızca "fani" olarak nitelendiriyordu. Gelin Kınalı Peygamber'e bir söz verin.

Betik (kitap), bir yandan da toplum incelemesi özelliği taşıyor. Düşünmeyenlerin içerisinde düşünen, sorgulayan biri olmak, sizi diğerlerinin üzerine nasıl çıkartır ve bireyler nasıl size yücelik atfeder görüyoruz. Burada önemli olan sizin bu güç karşısında ne yaptığınızdır.


Kalemini ilk kez okuduğum yazarın oluşturmuş olduğu evreni beğendim. Tüm dinlerin ortak noktalarını harmanlayıp yalnızca herhangi birisine odaklanmayan Kutay'ın söylemleri okuyucuyu düşündürten türden. Oldukça güzel tümceler var. Katmanlı olduğunca sürükleyici bir kurguyla da sıkmadan okunuyor. Öneririm. İşte size bu güzel kurgudan bazı alıntılar;


1. Hepinize özgür bir ruh ve o ruhun hapsolduğu farklı bedenler verilmiştir.


2. Bu dünya aldatıcı cennetler barındırsa da özünde bir savaş alanından farksız; işte o yüzden cennet var.


3. Tanrı zaten bir bakıma apaçık ortada. Tandı yalnızca peygamberlerin aracılığıyla konuşmuyor, Eflatun'un, Harezmi'nin, İbn Sina'nın, Farabi'nin, İbn Arabi'nin ağzından da konuşuyor.


4. Bir dikeni pamuğa da sarsan, yüne de sarsan, ipeğe de sarsan, açıldığında tutunca elini kanatır, oysa güzel bir çiçeği kirli çaputa da sarsan açtığında göz alır.


5. İnsan bir kabuktur. Kabuğa ne sararsan sar, kabuğun şekli değişmez, önemli olan ruhtur.


6. Bu âlemi idrak ederken gördüğümüz rüyalar nasıl yorumlanabiliyorsa, bir rüya olan âlemin kendisi de ayrıca tevil edilmesi gereken işaretlerden oluşuyordu.


7. Eğer diğer insanlar hastalık taşıyorsa senin ne kadar temiz olduğunun bir önemi yoktur.


8. Bir saatin düzeneği nasıl ince bir ustalıkla çalışıyorsa insan ruhunun da cilaya ve bakıma gereksinimi vardır.


9. Eğer ölmeyecek olsaydınız, zaten doğmayacaktınız.


Betikle ve esen kalın.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube