NAZIM'A MEKTUP

En son güncellendiği tarih: May 6


Sevgili Nazım,


Sana bu mektubu gecenin kör karanlığı bir vakitte yazıyorum.

Dışarıdaki sokak lambası ağacın yaprakları ile kapanıyor ve içeriye ışık çok az sızıyor.

-E, gecenin bu vakti ışığı niye yakmıyorsun da karanlıkta yazıyorsun be evladım,

​diyebilirsin. Haklısın da...


Senin zamanının şartlarına inme çabası benimki. Düşünüyorum, Moskova 'daki öğrencilik yıllarını, aşklarını, ilk evliliğini ve ayrılık acını.

Nüzhet Hanımı çok mu sevmiştin bu kadar sevgili Nazım? Ona' 'Mavi Gözlü Dev' 'şiirini yazacak kadar nasıl büyük bir acı çektin kim bilir.

Ama bazıları senin çektiğin aşk acıları yüzünden değil de, daha doğrusu kadınları etkilemek için şiir yazdığını söylüyorlar bu doğru mu peki Nazım?


Seni görme şansım olsaydı ilk bu soru ile başlardım sanırım. Ben daha dünyada yok iken hatta annem ve babam bile dünyada yok iken yaşamışsın sen bu dünyada. Kitaplardan okuyoruz hayatını. Cezaevlerindeki mektuplarını. Mesela 'Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim' romanın seni anlatan en güzel kitaplardan biri aslında. Ama birçok kişi hala o kitabın şiir kitabı olduğunu sanıyor. Çünkü, biz seni hep şair olarak bildik Nazım.


Sevgili Nazım bana Piraye 'yi anlatır mısın biraz? Kalbinin kızıl saçlı bacısını. Onu gerçekten sevdin mi mesela? Çok sevdiysen neden onu aldattın? Onu neden terk ettin Nazım? Sevenler terk eder mi? Sebepleri vardır mutlaka, okuduk da birçok kitapta ama, işte senden dinlemek isterdim yinede.


Nazım...

Sana vatan haini diyorlar. Vatan hainliği nedir? Nasıl oluyor da sen hala vatan hainliğine devam edebiliyorsun? Ahh, Nazım sen nasıl oluyor da yıllarca taş duvar, demir pencereler, kilitli kapılar ardında, güneşin ışığına hasret yaşarken sevebiliyorsun dünyayı, hayatı ve yaşamayı.


İçeride boyası dökülmüş bir duvara bakarak nasıl şiirler yazıyorsun anlatsana biraz. Biz rahat yatağımızdan kalkamazken sen kemiklerine batan eski bir somyada yıllarca renkli rüyalar görebildin mi Nazım? Karanlık duvarlarda resimler çizdin, kumaş ve halı dokudun. Kazandığın üç beş kuruşu Piraye 'ye yolladın, gerisini de koğuş arkadaşlarınla paylaştın. Senin hiç paraya ihtiyacın olmadı mı Nazım? Acıkmadın mı hiç? Susamadın mı?

Ah seni okumak seni Nazım... Anlayabilmek seni. Vatan aşkını, memleket sevdanı, Davaya ve kavgaya karşı hep dik duruşunu. Sen şiirin yanında müziksin bizim için. Şiirlerinin bir notası var, bir ezgisi var. Şiirlerinde çiçek kokusu yoktur ama özgürlüğün renk renk tonları vardır.


Sen bizim kendimizi, sen bizim derdimizi dışa vuruşumuzsun sevgili Nazım. Ter kokar, tütün kokar, şiirlerin. Güneşe hasret, karına , kızına, anana hasret yüreğin. Karında, kızında, ananda kimdir biliriz biz. Hepsi Piraye'dir. O kızıl saçlı bacındır senin. Çiçek kokmaz senin şiirlerin. Çünkü bir mor menekşe bile getiremedin sevdiğine çünkü karnın açtı, mor menekşe parasına doyurdun karnını. Ah Nazım.... Bursa kalesinin mavi gözlü

şairi. Davanın, kavganın, aşkın ve bir tek Piraye'nin adamısın sen. Sevgili Nazım uzun bir mektup oldu ama seni anmak öyle kolay değil ki.


Hele ki ölümsüzlüğünün gününde. Ne karlar ne kışlar geçti mapus damında. Yün çorabın yoktu ayağında, yün fanilan yoktur sırtında.


Tuttu mu bacaklarının siyatik ağrısı kimse duramazdı yanında. Alırdın kalemi kağıdı eline, ve yazardın. .

''karım, kızım, kardeşim, hatçem, yavrum

yolla benim yün çorapları tuttu yine siyatik ağrılarım''

Dedim ya senin şiirlerin çiçek kokmaz. Ağrı kokar, acı kokar, özlem kokardı.

Seni yazmakla bitmiyor işte her şey. Ben seni anmaya çalışan, anlamaya çalışan bir insanım sadece. Sana senin dilinle anlatmak istedim. Sen güzel mektup yazarsın çünkü.

Piraye' ye mektuplar. Mehmet Fuat 'a mektuplar...

​ Sabahattin Ali' ye daha nicelerine...


Mektuplar sendin. Kalem ise şiirindi. Seni anlamaya doyulmaz ama mektubuma burada son verirken, seni en yüce sevgim ve saygım ile anıyorum. Sen iyi ki bu dünyadan geçtin.


Ve sen iyi ki kalbimize dokundun. Yoksa bu kadar güzel sevmeyi bize kim öğretecekti.

Son söz olarak senin bir mısran ile satırlarımı bitiyorum.


Düşmanlara gam

Dostlara selam

Kalbimde çocuklarım

Seni kucaklarım

Canın sıkıldıysa bu mektuptan beni affet.

Nazım Hikmet



Editör: Ayşegül DEMİR ALHAN


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube