NASA’NIN AY’LA İLGİLİ AÇIKLA(YA)MADIĞI OLAYLAR

En son güncellendiği tarih: May 9


Uğurcan Uygun //

Editör: Sedanur Yıldırım

21 Aralık 1968
Cape Canaveral Uzay Üssü / Florida
Apollo 8 için geri sayım .... 4 – 3 – 2 – 1 – 0
NASA’nın 2. insanlı uzay görevi olan “Apollo 8” 21 Aralık 1968’te fırlatıldıktan tam 5 gün sonra Ay’ın yörüngesine ulaştı. Görevi; insanlı Ay uçuşları için uygun iniş yeri aramak ve keşif yapmaktı. Ve nitekim Ay’ın yörüngesinde 10 tur atıp çalışmalarını tamamlayarak Dünya’ya geri döndü.
Yıllardır hep bilim kurgu filmlerinden kulağımızın aşina olduğu o diyalog 25 Aralık günü başladı;
- Houston’dan Apollo’ya, Houston’dan Apollo’ya...
- Dinlemedeyim Houston.
Astronotların Uzay Üssü’yle yaptığı tüm konuşmalar, insanlara canlı olarak dinletiliyordu. Tüm insanlar heyecanla; astronotların vereceği bilgileri beklerken bir anda bağlantı kesildi ve birden bir sessizlik oldu. Tam 10 dakika boyunca astronotlardan hiçbir haber alınamadı. İlk olarak teknik bir arıza oluştuğu varsayılarak bağlantı yeninden kurulmaya sağlandıysa da astronotlardan bir türlü haber alınamıyordu. Yayını dinleyen tüm insanlar git gide endişelenmeye başlamışlardı artık.
Houston’daki görevliler var güçleriyle Apollo 8’e ulaşmaya çalışıyordu. Nihayet sonunda Apollo 8 astronotlarından James A. Lovell’in sesi duyuldu.
- Lovell: Houston, burası Apollo 8! Her yerde uçan daireler var. Kaç tane mi? Bilmiyorum. Belki 5 ya da daha fazlalar. Çok heyecanlıyım!
- Houston: Lowell neler söylüyorsun?
- .....
Lowell bunları söyledikten sonra görüşme tekrar kesildi ve tüm Dünya büyük bir heyecanla görüşmenin devamını beklemeye başladı. Lowell doğru mu söylüyordu? Orada gerçekten uzaylılar mı vardı? Ya da o gördükleri gerçekte neydi?
Ama tabii bu sorular, her zamanki gibi cevapsız ve asılsız haber yorumlarıyla kalacaktı. Çünkü ABD yetkilileri bu olayların üzerini kapatmak istiyordu. Dünya basınının olayın üzerine gitmesiyle yolculuk esnasında çekilen fotoğrafların 1300’ünün sadece 380 tanesini basına dağıttılar. Bunlardan bir çoğu hiçbir anlam ifade etmeyen fotoğraflardan oluşuyordu.
ABD ve NASA yetkililerinin insanları aptal yerine koyma ve tüm dünya adına karar alma egoları yine aynı akortta devam ededursun, biz Ay’la ilgili açıklan(a)mayan bazı olaylara ve Ay’la ilgili bazı temel bilgilere hep birlikte göz atalım.
Apollo’nun Ay görevleri sırasından NASA’nın Lunar Receiving Labaratuarı'nda Data ve Fotoğraf Kontrol Bölümü'nün eski yöneticisi Ken JOHNSTON; tüm dünyada deprem etkisi yaratan açıklamalarda bulundu. Astronotların Ay görevleri sırasında Ay yüzeyinde harabe yapılar ve daha önce bilinmeyen teknolojilere ait izler bulduklarını belirttiler. Buldukları nesnelerin fotoğraflarını çekip dünyaya gönderdiler ama NASA belgelerin yok edilmesi emrini verdi. Bu emre uymayan JOHNSTON ABD hükümetinin bu ve bunun gibi bilgileri yaklaşık 40 yıldır sakladığını söyledi. JOHNSTON’ın tüm iddiaları “Karanlık Misyon: NASA’nın Gizli Tarihi” adlı kitapta ortaya konuyor.
Kitabın ortak yazarları, Richard C. HOAGLAND ve Mike BARA yaptıkları açıklamada; kitaptaki düşük kaliteli fotoğrafların, camdan kubbelere benzeyen yapıların, taş kulelerin ve havada asılı kalelerin yıkıntılarını gösteriyor.
Ay'a Neil ARMSTRONG'dan Önce Başkaları mı İndi?
40 yıl önce NASA’nın çektiği Ay fotoğrafındaki küçük bir ayrıntı komplo teorisyenlerini yine harekete geçirdi. Görüntüde; Ay’a NASA astronotlarından önce başka bir cismin indiği belirlenirken ABD’nin bu bilgiyi Ay misyonunu tehlikeye sokmamak için bunu 40 yıl boyunca sakladığı belirtiliyor.
Fotoğraf büyütüldüğünde, siyah beyaz dikdörtgen bir yapı benzeri şekil görünmektedir. NASA’nın AS11-40-5854 HR katalog numarasıyla arşivlediği fotoğrafta da Ay’ın üzerinde konuşlanmış gibi duran bir cismin belli belirsiz gölgesi fark ediliyor. Bilim insanları bu görüntülerden yola çıkarak şu soruyu soruyorlar: “Ay’a Neil ARMSTRON’dan önce başkaları mı ayak bastı?”
Neden 1972’den Bu Yana Bir Daha Ay’a İnsanlı Uçuş Yapılmadı?
11 Aralık 1972’de Apollo 7 Ay’a iniş yaptı. Astronotlar Ay Kapsülü Orion’dan inip görevlerini yaptılar ve o tarihten sonra bir daha Ay’a insanlı uçuş gerçekleştirilmedi.
Ne olmuştu da insanlı görevler birden durmuştu? Cassini ve Hubble gibi bundan 50 yıl önce insanın aklına bile gelemeyecek projeleri gerçekleştiren, Plüton’a kadar nice uyduları uzaya başarılı bir şekilde yollayan iki süper güç Rusya ve ABD neden bir daha Ay’a iniş yap(a)madılar?
Konuyla ilgili ortaya atılan iddiaların en kuvvetlisine göre; NASA’nın 1972’de gerçekleştirdiği son insanlı uçuşta, Ay yüzeyinde, Dünya dışı akıllı yaşama dair çok ciddi kanıtlara ulaştığı ve hatta bir takım temaslarda bulunduğu söylenmektedir. Komplo teorisyenleri, bu iddiaların dayandırıldığı en önemli kanıt olarak; Ay’da bulunan ve uzaylı bir kadına ait olduğu söylenen kadın mumyanın görüntülerini göstermektedir.
Uzay araştırmaları başladığından beri süregelen bir soru; “Ay’ın karanlık yüzünde ne var?”
Ay ve Dünya’nın dönüş hızlarının neredeyse aynı olması, 1 dünya gününün 24 saat, 1 Ay gününün ise 24 saat 50 dakika sürmesi sebebiyle. Ay’ın hep aynı yüzünü görmek zorunda kalıyoruz. Bu olay Dünya üzerinde medcezirleri yani gelgitleri meydana getiriyor.
Medcezir deyip geçmeyin! Ay’ın orada olması demek tüm canlı formlarının alıştığımız seyirde devam etmesi anlamına geliyor; bilim insanları bundan 4 milyar yıl öncesine kadar Ay’ın yaklaşık 22 bin kilometre uzakta olduğunu varsayıyorlar. Şu an Ay’ın Dünyamız'a uzaklığı yaklaşık 450 bin kilometre, yani bu demek oluyor ki Ay gittikçe bizden uzaklaşıyor. Hesaplamalara göre Ay’ın Dünyamız'dan aldığı çekim kuvveti Dünya’nın dönüş hızını her yıl 1,5 milisaniye yavaşlatıyor.
Gittikçe Dünya’dan uzaklaşan Ay bir gün yörüngemizden çıkacak. İşte o zaman tam bir kaos baş göstermeye başlayacak. Dünya’nın kendi ekseninde dönüş hızı 24 saatten 15 saate çıkacak ve günler kısalacak. Tüm canlılar üzerindeki biyolojik yapı alt üst olacak. Belki de bildiğimiz tüm canlılık bugünkü formunda olmayacak. Şiddetli fırtınalar ve atmosferik değişimlere ayak uyduramayanlar yok olacak. Düşünmesi bile insanı korkutuyor. Ama neyse ki bizim jenerasyona denk gelmeyecek :)
Çok fazla teknik bilgiye girmeden komplolara tekrar dönelim!
Komplo teorisyenleri, bilim insanları, müzik grupları, kısacası meraklısı olan herkes bu sorunun peşinde.
(Müzik deyince; tüm zamanların dünyayı kasıp kavuran en ünlü rock gruplarından biri olan Pink Floyd’un “Dark Side Of The Moon” albmünü dinlemenizi de şiddetle tavsiye ederim.)
İngiliz The Sun Gazetesi'nin yayınladığı görüntülerde, Ay’ın karanlık yüzeyindeki geniş bir vadinin içinde askeri havaalanını andıran üssün etrafında dağlar yer alıyor. Bazı bilim insanları ve komplo teorisyenleri bu ve benzeri görüntülerden yola çıkarak, Ay’ın sanıldığı gibi ölü bir yer olmadıklarını öne sürüyorlar.
Bazı astronomlar, Ay yüzeyinde olağan olmayan yoğun hareketliliğin gözlendiğini ve değişiklikler saptadıklarını belirtiyorlar. Eski ABD’li istihbaraçı Milton COOPER Ay üstüne bulunan ve adına “LUNA” dedikleri bir uzay üssünden bahsetmişti. COOPER’ın açıklamalarına göre; Ay’a inen astronolar bu uzay üssünü görüp fotoğraflamış ve filme almıştı. Ana gemi olarak adlandırılan devasa uzay gemilerinin de burada konumlanmış olduğu ve maden çalışmalarının yapıldığı yine COOPER’in açıklamalarında yer almaktadır.
Ünlü UFO araştırmacısı Major Donald KEYHOE; Ay’ın üzerinde Dünya dışı akıllı ırklardan olan astronotların görev yaptığına ve hâlâ orada maden araştırma görevlerini sürdürdüklerine inandıklarını belirtmektedir. KEYHOE açıklamalarında; tüm kanıtların sadece bir Ay üssünden ibaret olmadığını ve zeki ırkların bir operasyona başlamış olabileceği ve bu operasyon planı çerçevesinde insanoğlu arasında yerleşmeye başlamış olabileceğine dikkat çekiyor.
Tüm bu veriler, ipuçları ve görgü tanıklarının söylemiş oldukları göz önünde bulundurulduğunda, sorulması gereken muazzam ortaya çıkıyor; eğer bunlar gerçekse, söz konusu bu varlıklar kimler? Nereden geliyorlar? Yoksa Ay’da var olan kadim bir ırk mı var? Ay bir gezegen mi? Atmosfer olmadan yaşam nasıl devam etti? Yapay bir yeraltı atmosferleri mi var? Meteor bombardımanından bu yeraltı atmosferi sayesinde mi korunuyorlar?
Tüm bu sorular bir takım kartellerin ve global güç odaklarının egoları ve hükmetme güçleri yüzünden bir süre daha bilimin bilin(e)meyenleri olarak kalacak.
Onlar varlar, daha önce de varlardı ve olmaya da devam edecekler. Sayıları rakamlarla bile ifade edilmesi çok zor olan miktarda yıldız, galaksi ve gezegenin olduğu uçsuz bucaksız evrenimizde; yalnız olduğumuzu düşünmek akılla ne kadar bağdaşabilir, bunu da göz ardı etmemek lazım. Bir komplo tutkunu ve popüler bilim meraklısı olarak hep buna inandım, inanmaya da devam edeceğim. Meraklısı, konuyu tavsiye edeceğim kitaplardan okuyabilir.
Karanlık Misyon: NASA’nın Gizli Tarihi / Richard C. Hoagland Mike Bara
Moongate: ABD Uzay Programının Gizlenen Bulguları / William L. Brian
Somebody Else Is On The Moon / George Leonard
BONUS:
Drake Denklemi
1961 yılında Franke Drake tarafından geliştirilen Drake Denklemi, galaksimizde ne kadar zeki ve iletişim kurabilen uygarlık olabileceğinin belirlenmesiyle ilgili faktörleri içerir.
Denklem: N= N*. fp. ne. fl. fi. fc. fL
” N ” Samanyolu Galaksisi'ndeki zeki ve iletişim kurabilen uygarlıkların sayısıdır.
” N* ” Samanyolu Galaksisi'ndeki yıldız sayısını temsil eder.
Soru : Samanyolu Galaksisi’nde kaç tane yıldız var?
Cevap : Genel tahmin yaklaşık 200 milyar olduğu yönünde.
“fp” etrafında gezegen olan yıldız oranıdır.
Soru : Yıldızların yüzde kaçı gezegen sistemine sahiptir?
Cevap : Gelişen teknoloji ile halen her ay yeni gezegenler keşfediliyor. Birkaç yıl içinde mâkul bir tahmini rakam bulunabilir. Ancak şimdilik %20’si diyebiliriz.
“ne” yıldız başına düşen yaşam içeren gezegen sayısıdır.
Soru : Gezegen sistemi içeren yıldızlardaki gezegenlerin kaç tanesinde hayat vardır?
Cevap : Bunu kendi Güneş Sistemimiz baz alarak cevaplarsa 3 gezegenin yaşam için gerekli koşulları sağlayabileceğini söyleyebiliriz; Dünya, Mars ve Venüs. Ve ayrıca Jüpiter’in aylarının bir ya da birkaçının da hayat için gerekli koşulları sağlayama olasılığı vardır. Yani bizim Güneş Sistemimiz için 3 ya da 5 diyebiliriz. Biz 3 diyelim.
“fl” ne’deki gezegenler içinde evrimleşmiş yaşama sahip olan gezegen oranıdır.
Soru : Üzerinde yaşam bulunan gezegenlerin yüzde kaçında evrim geçirmiş yaşamın gelişmesi mümkündür?
Cevap : Bugün yapılan tahminler %100 ile %0 arasında değişir. Biz %50 diyelim.
“fi” fl’deki gezegenler içinde zeki hayat olan yerlerin oranıdır.
Soru : Hayatın ortaya çıktığı gezegenlerin kaçında zeki yaşam gelişmiştir?
Cevap : Bugünkü tahminler %100 ile %0 arasında değişir. Biz %20 diyelim.
‘fc’ fi’nin iletişim kurabilen kısmıdır.
Soru : Zeki ırkların yüzde kaçında iletişim yöntemleri kullanılmaktadır?
Cevap : Kim bilebilir? %10 ya da %20 diyelim. “fL” gezegen üzerinde iletişim kurabilen medeniyetlerin yaşadığı zaman süresidir.
Soru : İletişimde bulunan uygar medeniyetlerin bulunduğu yerlerdeki hayatın ömrü gezegen ömrünün ne kadarını kapsar?
Cevap : Bu diğer sorular içindeki en zor olanıdır. Örnek olarak kendi dünyamızı ele alırsak, Güneş ve Dünya'nın ortalama ömrü 10 milyar yıldır. Bizler 100 yıldan az bir zamandır radyo dalgalarıyla iletişim kurabiliyoruz.
Medeniyetimizin ömrü ne kadar sürecektir? Birkaç yıl içerisinde kendimizi yok mu edeceğiz, yoksa problemlerimizin üstesinden gelip medeniyetimizin binlerce yıl boyunca hayatta kalmasını mı sağlayacağız? Eğer yarın yok olsaydık bu sorunun cevabı 1/100,000,000 (yüz milyonda bir) olurdu. Şayet bir 10 bin yıl daha hayatta kalacak olursak cevap 1/1,000,000 (milyonda bir) olacaktır.
Biz 1/1,000,000 diyelim. İşte tüm bu değişkenler çarpıldığında galaksideki iletişim kurabilen uygarlıkların sayısı yani N ortaya çıkar:
N = 2400 Uygarlık

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube