NÜRNBERG’DE NE OLDU?


Nürnberg adı çoğumuza bir şey ifade etmiyor. Almanya'da sıradan bir şehir idi taa ki Ekim 1945'te, ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Sovyetler Birliği’nin Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi’ne açtığı dava bu şehirde yapılana kadar. Sonrasında ise mahkemeler bu şehrin adı ile anıldı: Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi (IMT) ya da kısaca Nürnberg Mahkemeleri.


Nürnberg Mahkemeleri; ileri gelen Alman yetkililerinin yargılanmalarına, savaş sonrası savaş suçlarının adilce yargılanmaları, yaşananların belgelenmeleri, ileriye dönük olarak örnek teşkil etmesi açısından önemlidir. Nürnberg duruşmalarının önemli olmasının asıl nedeni, sanıkların ifadelerinden çok belgelere dayanmasıdır. Almanlar savaş esirlerinin idam edilmelerinin ve Yahudilerin topluca katledilmelerinin kaydını tutmuştu, kampların korkunç fotoğraflarını hatta kamplarda Almanların bizzat kendilerinin yaptığı film çekimleri mahkemede belge olarak sunuldu. Savaş suçları mahkemeleri tarihte ilk defa, sözleri, görüntüleri ve yazıları Nazi saldırganlığına, zulmüne ve kitle katliamlarına katkıda bulunan propagandacıları yargıladı. Nazi diplomasisi, ekonomisi, siyaseti ve askeri liderliğinin ortalamasını temsil etmek üzere 24 sanık (yalnızca 21’i hâkim karşısına çıktı) seçildi. Adolf Hitler, Heinrich Himmler ve Joseph Goebbels, savaş sona ermeden önce intihar ettikleri için asla yargılanamadı. IMT, halen hayatta olabilecekleri izlenimi yaratmamak için ölümden sonra yargılama yapılmamasına karar vermiştir. Dört müttefik devlet (Birleşik Devletler, Büyük Britanya, Sovyetler Birliği ve Fransa) birer hâkim ve kovuşturma ekibi sağlamıştır. Büyük Britanya’dan Yüksek Mahkeme İstinaf Dairesi Hâkimi Geoffrey Lawrence, mahkemenin duruşma hâkimi olarak görev yapmıştır. Mahkeme kuralları, Kıta Amerikası ve Anglo-Amerikan yargı sistemlerinin hassas bir şekilde uzlaştırılması sonucu oluşmuştur. Bir tercüman ekibi tüm davaları İngilizce, Fransızca, Almanca ve Rusça olarak anında tercüme etmiştir.


IMT, sanıkları, barış suçları, savaş suçları ve insanlık suçları ile itham etmiştir. IMT, insanlık suçlarını “cinayet, katliam, köleleştirme, sürgün ya da siyasi, ırksal ya da dini temele dayalı zulüm” olarak tanımlamıştır. Sanıklara kendilerine bir hukuk müşaviri seçme hakkı verilmiştir. Hakimler, 1 Ekim 1946’da hükmünü vermiştir. Mahkûmiyet için dört hâkimin üçünün kararı gerekli görülmüştür. Aralarında Joachim von Ribbentrop, Hans Frank, Alfred Rosenberg ve Julius Streicher’ın bulunduğu on iki sanık ölüm cezasına çarptırılmıştır. Bunlar asılmış, cesetleri Dachau’da yakılmış ve külleri de İsar Nehri’ne dökülmüştür. Hermann Goering, bir gece öncesinde intihar ederek darağacından kaçmıştır. IMT üç sanığı ömür boyu hapse mahkûm etmiş ve dört sanığa da 10 yıldan 20 yıla kadar değişen hapis cezaları vermiştir. Sanıkların üçünü beraat ettirmiştir. Bununla birlikte birçok savaş suçlusu da hiçbir zaman yargılanmamış ya da ceza almamıştır.

Konuyu araştırırken aklıma birçok soru takıldı. En başta böyle ortak bir mahkeme kurup, uluslararası anlaşmalar imzalandığına göre, savaşlar hala neden devam ediyor? Aynı Avrupa'da Nürnberg'ten 50 sene sonra Bosna Savaşı (Srebrenitsa Katliamı) nasıl gerçekleşti? Ortadoğu'daki savaşlar insanlık suçu değil mi?


Bunlar genel bilgiler Nürnberg Mahkemeleri ile ilgili, aslında savaş ve sonrası savaş mahkemeleri sosyolojik, psikolojik, siyasi, hukuki gibi birçok değişik açıdan ele alınabilir. Biz kendi konumuzla ilgili olarak sanata etkilerine bakacağız; II. Dünya Savaşı ile ilgili birçok kitap, film, belgesel olduğu gibi Nürnberg Mahkemeleri ile ilgili eserler mevcut, bizde bu eserlerden örnekler vereceğiz.


Nürnberg Mahkemeleri ile ilgili kitaplar:

*Savaş Günlükleri, Kont Galeazzo Ciano: Mussolini’nin damadı ve İtalya Dışişleri Bakanı olan Kont Galeazzo Ciano, 11 Ocak 1944’te, Yüksek Faşist Konsey’de Mussolini’nin görevden alınması lehine oy kullanan diğer kişilerle birlikte kurşuna dizildi. Ciano’nun İkinci Dünya Savaşı’nı biçimlendiren en önemli kişilerle yaptığı görüşmeleri ve düşüncelerini içeren günlüğü ise, Almanların ve Mussolini’nin aksi yöndeki çabalarına rağmen, karısı Edda tarafından Müttefiklere ulaştırıldı. Savaş Günlükleri, Nazi liderlerinin yargılandıkları Nürnberg Mahkemeleri’nde saldırı savaşı tasarlamak suçu isnat edilen eski Almanya Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop’un aleyhine delil olarak sunuldu.

*Alman Büyük elçisi Franz Von Papen'in Anıları, Çeviren Ahmet Özgiray: Franz von Papen (1879-1969), 1921-1932 yılları arasında Prusya Meclisi'nde Katolik merkez milletvekilliği yaptı. 1938'de Ankara'ya elçi olarak atandı. 1941'de Türk-Alman Saldırmazlık Anlaşmasını imzaladı. 1946'da Nürnberg Mahkemesi'nde aklandı. Fakat daha sonra bir Alman mahkemesi tarafından kürek cezasına çarptırıldı ve 1949'da serbest bırakıldı. Anılarını daha önce Viyana'da Almanca kaleme alan von Papen'in eseri neşr edildikten birkaç yıl sonra İngilizce'ye Memoirs adıyla tercüme edilmiştir.


*Uluslararası Ceza Adaletinin Geleceği Nürnberg'ten Lahey'e / Philippe Sands: Alanında uzman kişiler tarafından yazılan bu metinler, kökleri II. Dünya Savaşı sonrasına, Nürnberg'e uzanan, uluslararası düzeyde yargı yetkisine sahip ceza mahkemelerinin çoğalarak artmasıyla geçirdiği evrimi inceliyor.


*İnsanlığa Karşı Suç /I. Fouchard, E. Fronza, M. Delmas-Marty, I. Neyret: Nürnberg Mahkemesi İlkelerinde tanımlandığı üzere insanlığa karşı suç, "tüm sivil halka yönelik olarak gerçekleştirilen, savaştan önce ya da sonra ya da siyasal, ırksal ya da dini düzen salikiyle işlenen, işlendikleri ülkenin iç hukukunda suç olarak tanımlansın ya da tanımlanmasın, mahkemenin yetki alanına giren tüm suçları takiben ya da onlara ilişkili olarak işlenen" fiilleri kapsamaktadır. Bu alanda uzman isimlerin insanlığa karşı suç kavramını en temel sorunsalları ve tarihsel evreleriyle inceledikleri bu temel eser, ayrıca, bu kavrama ilişkin uluslararası hukukta ve ulusal ceza kanunlarında yer alan uygulamaları örneklerle ortaya koyuyor.


*Doğu Batı Sokağı-Soykırım ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçların Kökenleri Üzerine / Philippe Sands: Bu kitap Hitler Almanya’sın dan hikayeler anlatıyor. Philips Sands’ın yazdığı Doğu – Batı Sokağı soykırım kavramının ilk kez kullanıldığı 1946’da Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesinin salonunda olanları anlatıyor. Tarihte ilk kez ulusal liderler davranışlarından ötürü uluslararası bir mahkeme önünde yargılanıyorlar.

*Casuslar Köprüsü / James B. Doovan: Donovan, ülkesinin en amansız düşmanı Sovyet Albay Abel’i büyük bir cesaretle savunma görevini üstlenir. Bu dava Donovan’ın işindeki titizliği ve başarılı kariyeri de göz önüne alınınca adeta tüm dünyanın soluk soluğa izlediği Nürnberg Duruşmaları’na dönüşür. Gerilimi yüksek bu duruşmalar boyunca insan karakterinin en karanlık yönlerini gözler önüne seren eşsiz bir hukuk savaşı yaşanır. Devam eden mahkeme sürecinde davanın kaderini değiştiren beklenmedik bir olay meydana gelir.


*Ester´in Şifresi/ Bernard Benyamin ve Yohan Perez: 16 Ekim 1946. Nürnberg Mahkemesi sonucunda Nazi önde gelenlerinden Julius Streicher idam sehpasına çıkıyor. Bu tarihi olay, Ester’in Şifresi kitabının yola çıkış noktasıdır. Bernard Benyamin ile Yohan Perez’i; Nürnberg’den Yeruşalayim’e, Zürich bankalarından, Hitler’in Mein Kampf’ı kaleme aldığı Landsberg hapishanesine götürecek olan olağanüstü bir macera.


*Şeytan’ın Günlüğü / Robert K. Wittman, David Kinney: Goebbels, Himmler, Göring ve elbette Hitler… Nazi Almanya’sının bu tanınmış canilerinin ötesinde, onlara manevi kudret aşılayan, felsefi karanlığın en derinine hapsolmuş ama tarihin gözünden kaçan bir şeytani zekâ vardı: Alfred Rosenberg. Ancak 21. yüzyılda, yazar Wittman ve meslektaşları tarafından keşfedile bilen belgeler, Nasyonal Sosyalist ideolog Rosenberg ve Nazi hareketinin perde arkası hakkında gün yüzüne çıkmamış birçok kilit bilgiyi insanlığa sunuyor.


*Hitler’in Unutulan Çocukları / Ingrid Von Oelhafen, Tim Tate: 1942 yazında, Nazi istilası altındaki Yugoslavya’da aileler çocuklarını incelenmeleri için SS askerlerine teslim etmeye mecbur bırakıldılar. Bunlardan biri de dokuz aylık Erika Matko’ydu ve Nazi doktorlarına göre “Hitler’in Çocuğu” olabilecek kadar saf kandı. Naziler pek çok kaydı ortadan kaldırmış olsa da Nürnberg Mahkemelerinde kendi kaçırılma olayının duruşma tutanakları da dahil olmak üzere pek çok dokümana ulaştı. Doğum yerini bulduğunda ise onu o zamana kadar öğrendiklerinden çok daha büyük bir sürpriz bekliyordu: Yıllar önce annesine kendisi olduğu söylenerek başka bir bebek verilmişti. Ingrid Oelhafen, gerçek adıyla Erika Matko’nun gerçek yaşam öyküsü aynı zamanda müthiş bir tarih dersi!


Nürnberg konulu filmlere gelirsek:

*Nürnberg Duruşması- Judgment at Nuremberg (1961): Filmde Nazi rejimi döneminde yaptıkları insanlık suçlarından ötürü dört hâkimin Nürnberg Mahkemelerinde yargılanmaları anlatılmaktadır. Son derece başarılı bir mahkeme filmi olan yapıt, özellikle oyuncu kadrosunun kusursuzluğuyla dikkat çekmektedir. Usta yönetmen Stanley Kramer tarafından yönetilen film en iyi uyarlama ve senaryo olmak üzere iki dalda Oscar kazanmıştır. Filmde Mahkeme hakimi Haywood rolünde Spencer Tracy, sanık hakim Ernst Janning rolünde Burt Lancaster, Savcı Hans Rolfe rolünde Maximilian Schell, Nazi Generalinin Dul Eşi rolünde Marlene Dietrich, İdealistik ABD Ordusu Subayı rolünde William Shatner ve tanık Irene Wallner rolünde Judy Garland oynamıştır. Film, sinema tarihinin klasikleri arasında yer almıştır.


*Nürnberg – Nuremberg (2000): Müttefik savcılarının başındaki Robert H. Jackson’ın 21 Nazi sanığın karşısındaki adalet arayışını izleyeceğiniz filmin yönetmeni Yves Simoneau. TNT Minseries tarafından yayınlanan filmde Robert Jackson rolünde Alec Baldwin, Hermann Goering rolünde Brian Cox, İngiliz savcı Sir David Maxwell-Fyfe rolünde Christopher Plummer var. Filmin toplam süresinin 240 dakika olduğunu hatırlatalım.

*Nürnberg: Goering ‘in Son Bekleyişi - Nuremberg: Goering's Last Stand (2006): Peter Nicholson tarafından yazılan ve yönetilen film; Goering ile ‘kimliği belirsiz soykırım kurbanlarını kollayan’ gardiyanlar arasında oynanan tehlikeli bir zihin oyunu üzerine kurgulanmış. Baş rolde Hannes Hellmann bulunuyor.

Bu seferlik bu kadar, keyifli okumalar, iyi seyirler...



Editör: Mehmet Keklikçi

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube