MUTLULUĞUN FORMÜLÜ BURDA

En son güncellendiği tarih: May 6


Gel abi gel hayatın sırrı burada. Orta boylu bir kâseye bir cimdik huzur, sevgi, bir çay kaşığı aşk koyup karıştırıyoruz. Biraz dinlendirip üstüne bir tutam insanlık, biraz para, az da hayalperestlik ekledik mi kıvama geldi gibi. Yoksa… Yok yok bu olmadı sanki. Hayatın içinde kendimizi kandırdığımız o kadar çok konu var ki. Belki de o bir ton aşk uzmanı, para uzmanı, yok hayat koçu hep bizlerin bir arayış içinde olduğumuz o boşlukları doldurabilmek için türettiği alanlardır. Çünkü çoğumuz kendi yaralarımıza şifayı hep başka ellerde arıyoruz. Bir psikoloğa ya da psikiyatri uzmanına gitmeye” tü kaka“derken hiç işin ehli olmayan insanların eline, düşüncelerine kendimizi bırakıveriyoruz. İnternet dolmuş taşmış durumda... İnstagramda adım başı bir kişisel gelişim uzmanına ya da hayat koçuna rastlıyoruz. Hiç olmadı bir hoca bulup iki üfletip bir muska yazdırıp tüm sorunlarımızı çözüyor, hayatın sırrına ulaşıyoruz. Yanlış olduğunu bile bile yapıyoruz. Hiçbir yararı olmayacağını bile bile kimi zaman bir ton para veriyoruz olmadık yerlere. Sorsan “umut işte “der çoğumuz. İşte en tehlikeli olanda bu “UMUT.” Ticarete dönüştü bu acımasız insanların elinde. Umut taciri dedikleri doldu taştı…


En önemli olansa bir insanın önce kendiyle yüzleşmesi. Hatalarını kabullenebilme erdemliğini gösterebilmesi. Bütün mutsuzluklarını zihin süzgecinden sağduyulu bir şekilde geçirebilmesi. İnsanın kendini değiştirebilmesi için önce kendindeki eksikliklerin, hataların farkına varabilmesi gerekir. O küçücük adımlar hayatımızda dönüm noktasına sebep olabilir. Kendi ektiklerimizle yeşertiyoruz hayatımızdaki birçok şeyi. Hep dışarıdan beklediğimiz o el aslında ruhumuzun derinliklerinde doğuştan bize sunuluyor. Yeter ki o bilinç düzeyine ulaşabilelim. Kendimizi kandırmak yerine gerçeklerle yüzleşebilelim.


Hayata karşı hiçbir zaman umudu kaybetmemekle birlikte kendi iç alemimizde de karanlık tarafı besleyen şeytani hisleri yok edebilmeli ya da en asgari düzeye indirebilmeliyiz. Öfke, fesatlık, kin, nefret, aşırı kıskançlık gibi hisler insanı içten içe çürütür. Karanlık tarafa yakınlaştırır. Ruhumuzu beslediğimiz duygu ve hisler bir süre sonra yaşam şeklimiz haline gelir. Evet okuyun, bol bol kitap okuyun. Okunabilecek kişisel gelişim kitapları da var tabi. Hisleri çok güzel dillendiren, yardımcı olmak adına kişisel koçluk yapan çok iyi eğitimli insanlara da kulak verebilirsiniz. Fakat şunu unutmayın ki her ne yaparsanız yapın, kimi dinlerseniz dinleyin, siz kendiniz için bir adım atmadığınız takdirde dışardan ittire kaktıra olabileceklerin kapasitesi bellidir. Dış güç destek olabilir. Düşünmediğinizi düşündürtebilir. Yol gösterip anlık çözümler sunabilir. Çok daha keskin bir durum varsa kesinlikle işin ehli insanlara danışıp profesyonel yardım almak en mantıklısıdır. Başınız ağrıdığında komşunun verdiği ağrı kesiciyi içip o ilacın size zararı olduğunu en kötü ihtimal bir hastane odasında öğrenmek yerine başınız ağrıdığında bir doktora danışıp size uygun olanı almanız en sağlıklı olanıdır. Bu ilacı içip başınızın ağrısını kestiğiniz anda bu sonucu doğuran sürecin üstüne yatmak yerine baş ağrısını doğuran süreci en baştan doğru şekilde analiz etmek size çok büyük artılar katacaktır.


Size mutluluk vaadedenlere, para karşılığı huzur satanlara, sizi baştan yaratacağı, her şeyin kendi elinde ve kendi yapacaklarına bağlıymış gibi kendine bağımlı bir ruh haliyle sizi iyileştirebileceğini söyleyip umut pazarlayanlara inanmayın!


Günün sonunda elimize kalan tek şey yaşadığımız anlar. Hissettiklerimiz bize hissettirilenlerdir Seçim bizim…


Editör: Mehmet Keklikçi

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube