© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

MUTLU MU OLSUN YILLAR?


 

Tam üç sene geçmişti o günden sonra. 3 sene önceki gün gibi yine sabah erkenden uyandım.  Sabah kahvaltımı yaptım. Kahvaltı sonrası yine keyif kahvemi içtim. 3 sene önceki gün gibi yine kitaplarıma dokundum, okudum. Rutinde pek değişen bir şey yoktu. Elim aynı el, yüzüm aynı yüzdü. İçime dönüp bakmaya cesaretim yoktu.  Zihnim ise hiç susmadı ve unutmadı. Zihnim kalbime hep sadık çıktı. O günden beri el ele verip dost oldular sanki. İkisi de  sessiz ve derinden onayladılar beni. Kaç güneş doğdu, kaç güneş battı, kaç dolunay oldu kaç yeni ay. Ben herkes gibi her gece uyudum, her sabah uyandım.  Ama ne yaşarsam yaşayım ben hep o anda kaldım. O yerde, o zaman diliminde. En güzel anlar bazen sizi en kötü günlere taşır.  3 sene önceki o günden sonra iyi günlerim de olmuştur elbet. Ama ben hep 3 sene önceki o günde asılı bıraktım kendimi.

Bedenim günlük işleri eksiksiz ve kusursuz yerine getirirken, ruhum 3 sene  önceki o gün ve o yerdeydi. Hani yeni bir yıl gelirken sevinçlerimizi koyup heybemize, bir güler yüz bir selam ile tutuyoruz ya dileklemizi, 3.2.1, 0 diye geriye sayıyoruz ya, biz sanıyoruz ki, bağırarak söylediğimiz 0 rakamından sonra olacak dileklerimiz. Ama öyle olmuyor işte. Yeni yılın daha ilk saniyesinde oturuyoruz sandalyemize. 1 dakika önce ve 1 dakika sonrası arasındaki o zaman diliminde hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz. Kaybettiğimiz eski yıldan kalan acılar silinmemiş, anılar yıkılmadan duruyor tüm haşmetiyle.

Ama hiç yılmadan, usanmadan, her yıl, yeni yıla saniyeler kala, aynı şeyi tekrarlayıp duruyoruz.  Çünkü insan ruhu tekrarlamayı sever. Güzel anları yeniden yaşamayı ister. Sizi en kötü günlere taşımış olsa da, yine de o ana götürmek ister.  Yıllar hüküm sürer ömrümüze,  hakaret edip öyle çekip gider birazda. Yaşımıza yaş ekler,  gözüme yaş eker,  şakağımıza çizgi çizer. Ah eski yıllar bize hoşçakal bile demez.  İşte beni bırakıp giden o üç yıl da böyle gitti hayatımdan. Ama ben saygıyla andım hep, hatırasına ihanet etmedim. Arkasından kötü söz söylemedim. Giden gitti tabi ki, peki şimdi ne yapmak lazım?  Yeni bir diyet programı, spor alışkanlığı, yeni şehirler, yeni mekanlar, saçı başı değiştirmek, gardırop yenilemek,  hayır hayır, ben olduğum gibi kalmak  istiyorum! Hayatımda değiştireceğim tek şey, eski kitaplarımı bitirip yeni kitaplar okumak. Yeni yazılar yazmak. Şiirlere dalmak. Ve her eski yıldan kalan acılarıma ve anılarına sahip çıkmak. Çünkü onlar olmadan yaşayamam. Eski beni atıp yenisine alışamam. Ne güzel yazmış Didem Madak. '' çok değiştim geçen 3 yıl boyunca. Balkona yorgun çamaşırlar asmayı ki uçlarından çile damlardı''

Peki ne oldu geçen yıl boyunca. Bir bebek doğdu, bir anne öldü, genç bedenler şehit düştü toprağa, yüzlerce kadın tacize uğradı, tecavüze uğradı, katledildi.  Çocukların oyuncakları alındı ellerinden. Öğretmenler atanamadı hala.  Ve benim annemin elleri sudan çıkmadı yine.  Ne mi oldu geçen üç yıl boyunca?  İhanetler arttı, dostluklar bitti. Vefasızlığa yüzde bilmem kaç zam geldi. Hatır gönül bilmezliğin değeri artarak yükselişe geçti. Unutanlar delinmiş bir bota binip denizin dibini boyladılar. Unutulanlar unutanları hiç unutmadılar. Burası fazla arabesk oldu...  Peki bu geçen yıl boyunca hiç mi güzel günlerimiz olmadı? Olmuştur elbet ama o güzel anlar  belkide tek bir an olmuştur, o en güzel an, o bizi en kötü günlere taşıyan o en güzel an,  en güzel atlara binip gittiler.  Ve biz yeni yılların vicdanına kaldık...

Son söz : Mutlu mu geçsin yıllar. Peki öyle olsun...