MODERN TÜRK EDEBİYATI'NIN YERİ

En son güncellendiği tarih: May 9


Ayşegül Demir Alhan //


Modern Türk Edebiyatı'nı anlatabilmek için oldukça geniş bir zaman diliminden söz etmemiz gerekiyor, yani 19. yüzyılın ortalarından günümüze kadar olan dönem. Osmanlı İmparatorluğu'nun gerilemesi, Osmanlı aydınının yüzünü batıya dönme isteği ve tabi ki Tanzimat Fermanı'nın ilanı nedeniyle Türk Edebiyatı'nda köklü değişimler yaşandı. Roman, hikaye ve tiyatro gibi yeni türler denendi. 1859'a Türk Edebiyatı ilk kez romanla karşılaştı: Yusuf Kamil Paşa tarafından çevirisi yapılan Fenelon'dan Telemak. Arkasından ilk yerli roman olan Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872) eseri geldi. İlk tiyatro eserini veren Şinasi, şiirde yaşanan konu değişikliğiyle ilk kez "hürriyet" kavramını kullanan Namık Kemal, yazı makinesi olarak bilinen Ahmet Mithat Efendi, batılılaşmayı asıl başlatan Şair-i Azam yani Abdulhak Hamit Tarhan, ilk köy romanı yazarımız Nabizade Nazım, Servet-i Fünun dönemiyle edebiyatımızın üstüne çöken melankolik havadan ilham alarak eserlerini yazan Mehmet Rauf ve Halit Ziya, daha sade bir dil kullanmaktan yana olan Ahmet Haşim, Refik Halit Karay ve Ömer Seyfettin; Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Cahit Sıtkı Tarancı, Mehmet Akif Ersoy ve daha niceleri… Edebiyatımız, 19. yüzyıldan günümüze kadar daha adını sayamadığım bir çok önemli yazar ve şairi barındırmaktadır.

   Şimdi biz gelelim en modern edebiyat türü olan günümüz edebiyatına. Asıl soru şu: Günümüz edebiyatı, edebiyatımızın tarihsel gelişiminin bir devamı olarak ilerleyecek mi, yoksa popüler bir edebiyat olarak mı kalacak?

   İngiliz oyun, hikaye ve roman yazarı Somerset Maugham bir konuşmasında der ki: "İyi bir hikaye şunları mutlaka barındırmalıdır: Din, cinsellik, gizem, soyluluk, edebi olmayan bir dil ve kısalık." Bunun üzerine bir öğretmen bu formülle bir hikaye yazdığını söyler. Hikaye şöyledir: “Aman Tanrım” dedi düşes, “Hamileyim! Kimden acaba?”. Sizce de popüler edebiyat bu reçeteyi kullanan kitaplardan ibaret değil mi? Anlaşılır bir olay örgüsü, etkileyici bir iki karakter, okurun zihnini yormayan cümle yapısı ve bir gecede biten, baskısı bilmem kaç bin adet yapmış, kapağı ilgi çekici, ama içi boş kitaplar... Peki vahim bir durumda mıyız? Popüler edebiyat, çok satma gücüyle, hakiki edebiyatı yutacak mı? Yayıncılar sadece çok satacağı garanti olan kitapları mı piyasaya sürecekler? Piyasanın talepleri yüzünden de yazarlar birer birer popüliste mi dönüşecek? Bence, internet buna izin vermeyecektir. Çünkü internet, okurların sesinin çıktığı yeni mecra. Artık okuduklarını sosyal medyada, kendi bloglarında yorumlayan, kitap okuma günleri yapan, imza günlerini takip edip kitabın yazarına ulaşan bilinçli bir okur kitlesi var. Hakiki edebiyatı arayan okur, ona ulaşmanın yolunu biliyor ve onu başkalarına da ulaştırmak için de çaba harcıyor. Üstelik popüler kültüre yenik düşmeyen o kadar çok yazarımız var ki: Latife Tekin, Leyla Erbil, Nazan Bekiroğlu, İhsan Oktay Anar, Hasan Ali Toptaş, İskender Pala… Her ne kadar aldığı ödül tartışmalara yol açsa da, edebiyatımızın yurt dışına açılan kapısını genişleten Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk da var. Ayrıca, şu an kitaplarıyla hayatta olan, genç okurların yeniden keşfettiği ve bu yüzden de umudumuz olan Sabahattin Ali, Oğuz Atay ve Yaşar Kemal var.

   Ezcümle her şeye rağmen Modern Türk Edebiyatı güzel geldi, güzel gidiyor.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube