Minimalist Yaşamlar!

En son güncellendiği tarih: May 9


Huban Seda ARAS // Editör: Kemal Albayrak


Kadınların en büyük derdidir, işlerin bitmemesi. Biz kadınlar hiç kullanmadığımız ya da yılda en fazla bir iki kere kullandığımız eşyaları temizlerken öyle çok söyleniriz ki. Eşyaların bekçiliğini ve hizmetçiliğini yaptığımızı düşünürüz. Evlerimizde misafir odalarımız vardır, o odalara layık misafirlerimizi ağırlayacağımız misafir tabaklarımız, çatallarımız, bardaklarımız vardır! Hayattaki tek vazifemizin misafir ağırlamak olacağını düşünüp alırız bunları. Çünkü bizim kültürümüzde misafirlik çok büyük bir olgudur, önemlidir. Saygıda kusur etmemek gerekir. Peki bizler bu eşyaları saklarken, ev halkına belki de evimizde uzun süre misafirlik yapacak olan çocuklarımıza ayıp etmiyor muyuz? Şahsen benim evimde misafir odası yok, annemin evinde de yoktu! Hatta bildiğim bütün akrabalarımda misafir odası olgusu yok. Bu yüzden belki de garipsiyorum, kapıları kapalı o odaları görünce. Misafir çatalları, bardakları çıkınca... Bu kadar eşyamız olduktan sonra tabi ki işlerimiz bitmez. Bir nevi eşyanın hizmetçiliğini yaparız. Kim bilir dolaplarımızda ne kadar kıyafetimiz vardır hiç giymediğimiz.

Dünya'da yayılmaya başlayan minimalist felsefesi bu konuda bizi eğitiyor. Felsefenin temeli minimalist yaşama dayanıyor. Daha küçük bir ev, daha az eşya ile daha mutlu olunabileceğini savunuyor. Maddi olarak küçülmenin manevi olarak büyüme sağlayan insanlar üzerindeki etkileri, daha fazla odaklanabilmek, yalın bir hayatın sunmuş olduğu daha fazla bir mutluluk olarak bahsediliyor. İnsanların sahip oldukları maddelerden bir anda vazgeçemeyeceklerini bildikleri için, hayatımızı minimalize etmenin yavaş yavaş gerçekleştirilmesini öneriyor bu tarz. Öncelikle nelerden vazgeçebileceğimizi hesaplayıp, onlardan vazgeçmemizi öneriyor uzmanlar. Bu şekilde psikolojik sağlığımız bozulmadan küçülmemizin bizi rahatlatacağını öngörüyorlar. Vazgeçeceğimiz eşyaları seçerken belirli kıstaslarımız olmalı. Öncelikle sahip olduğumuz eşyalarımızın bir listesini yaparak, yanlarına ne sıklıkla kullandığımız yazılabilir. İlerleyen aşamada ise, o eşyaları bir daha ne zaman kullanacağımız, onun yerine ikame edebilecek başka bir eşya koyup koyamayacağımızı hesaplayıp, daha sonra o eşyaları hayatımızdan çıkararak az eşya, daha fazla kişisel alan prensibini benimsememizi sağlıyor...

Size genel olarak beş adet tabak yetiyorsa, altıncısı ihtiyacınız dışında kaldığı için onu hayatınızdan çıkarmalısınız. Bu bazen bir tabak bazen bir kıyafet bazen ise bir daha okumayacağınız kitabınız olur. Ne kadar çok azaltırsanız o kadar çok özgürleşirsiniz. Özgür insan mutlu olur ve stresten uzak bir hayat sürer...

Kadın erkek hepimiz diyet yapmışızdır hayatımızın bir döneminde. Yine vücudun sıhhati için de az yemekten bahsediyor uzmanlar. Burada da karşımıza çıkıyor tıpkı hayatımızda olanları azaltmamız gibi vücudumuza girenleri azaltmamız gerekiyor. Bu şekilde vücudumuz sıhhat bulurken, ruhumuz huzur bulmaya başlayacak...

Birçok kişisel gelişim kitabında ya da sosyal medyaya yansıyan yazarların, düşünürlerin yazılarında görmüşsünüzdür kısaca: 'Sizi yoran her şeyi hayatınızdan çıkarın.' derler. Bazen bu evrede hayatınızdan çıkardığınız insanlar bile olabilir. Bir duygudan vazgeçmek de özgür kılabilir sizi. Yorulduğunuzu düşündüğünüz her ne varsa hayatınızda minimalize edin ve unutmayın ki;

'Az daha çoktur aslında.'

Not: Şu anda bu hayat tarzını benimsediğinizi düşünürsek, hayatınızdan çıkarmayı göze alacağınız ilk üç şey ne olurdu?

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube