© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

MEYRA – Bir Bosna Öyküsü/ Sinan Akyüz



Bosna...Takvimler hiç o günü göstermeseydi keşke. Bir gün öncesinde dursaydı da bunca kıyım, tecavüz, parçalanma yaşanmasaydı. Keşke yeryüzünde İNSAN olsaydı da yaşanılanlara dur deseydi, buna neden olanları yerle bir etseydi. Bir toprak üzerinde yaşayan kişiler yalnızca inançları başka diye nasıl öldürülür? Öyle öfkeliyim ki bu acuna (dünya)... Özellikle de Avrupa'ya ve Birleşmiş Milletler'e. Sen ki çağdaşlığınla övünüp, göz boyayıp gerçekte soykırıma izin vermiş bir iblissin. Sözüm o ülkelerin başındakilere ve onun gibi düşünenlere. Nasıl olur da "Tanrı Sırptır" diyerek böyle bir yok etmeyi, kana susamışlığı kör olmuş yüreğinle ve usunla yeryüzünde yaymaya kalkarsın? Bosna'da yaşanan bu kıyım 1995 Kasım'da Aliya İzzetbegoviç'in “Dayton Barış Antlaşması“nı imzalayarak dönmesine dek 3,5 yıl sürmüştür. Gerçeklik kısmı öylesine etkiledi ki beni…


Başkişimiz Meyra, Müslüman Boşnak bir ailenin güzel kızıdır. Gönlü birini sever ve o da ona sevdalıdır: Samir. Sözlenecekleri gün savaş patlak verir ve her şey alt üst olur. Çil yavrusu gibi dağılmaya başlar tüm Boşnak halkı. Tutsak kamplarına düşen erkeklerin yaşadığı güç durumlar, tecavüze uğrayan kadınlar ve genç kızlar, acımasızca işkence gören küçük büyük her yaştan birey… Bir kuşağı hiçliğe sürükleyen olaylar zinciri. Yaşam artık son bulmuş, tıpkı bir yaşayan ölü olmuşlardır. Buna rağmen yiğit Yeşil Bereliler, var olan olanaklarla ve kalan umutlarla savaşırlar. Suçsuzken suçlanmak çok acıdır, hele ki can ciğer komşularınız tarafından. İç içe yaşarken bir anda yağı (düşman) kesilen komşular. Ansızın gökten yağan bombalar, basılan evler, çocukları önünde türlü kötülüklere uğrayan büyükler... İnancını yitirenler, inanca sıkıca tutunanlar, güçlü Boşnak kadınları ve erkekleri… Geçmişin defterinde ve belleklerde kara leke olarak kalan bir kıyım. Çığlıklarının hâlâ yeryüzünde yankılandığı acı çekmiş kişilerin yaşamını okuduktan sonra kendinizi nasıl duyumsayacağınızı bilemeyebilirsiniz.


Okurken bir yandan da günümüzü de gördüm. Ne yazık ki şu anda bile Müslüman olmak acı çekmeniz için yeterli bir neden diğer inançtakilerce. İyiler her dinde iyidir o ayrı. Ama kişilerin içlerinde gizlenen öfkeyi de bilemeyiz. Gerçek olaylara dayalı olarak yazılmış olan betiği (kitabı) okurken kanınız hızlanacak, yer yer sinirden köpürecek, geçmişe gidip olanları durdurmayı düşleyeceksiniz.


Yazarın dili ve biçemi güzeldi. Hızlı okunan uzun soluklu psikolojik bir betik eş sürede de. İçerisinden bazı alıntı tümceler ise şöyle;


· Bir insanın yaşamında güzel olan bir şey kalmamışsa, o insan geçmişine ağlar.

· Bana en çok koyan şey de canımızı can alıcı meleğin değil de bir zamanlar güvendiğimiz komşularımızın alıyor oluşu.

· Bildiğim tek şey iyiliğin karşılığını insanlardan bekleyen kimse düş kırıklığına uğruyormuş.

· Bir milletin hiç mi kimsesi olmaz? Bizim olmadı işte, olmadı.


Editör: Mehmet Keklikçi