MEHMET YILDIZ İLE SÖYLEŞİ



-Mehmet Yıldız kimdir? Sizden öğrenelim.


Bir “Eylül” çocuğuyum. Yani anam ve doğa üzüm tadı katmış bana kâh hüzünlü kâh cıvıl cıvılım. Düşmeleri yaşamış, yeniden yeşermeyi bilmiş biri yani. Çocukluğum sıkıntılarla geçti. Öğrenimime ara vermedim, ama hep çalışma zorunluluğum oldu. Maddi imkânları geniş bir ailede büyümedim anlayacağınız.


- Bizim dönemimizde: “Ya popçu ya topçu olacaksın” derlerdi. Siz 12 yıl top oynamışken neden farklı bir branşa yöneldiniz?


Aslında futbol hayatım 26 yıl ama aktif ve biraz da amaçlı dönem o 12 yıl olan. Öncelikleriniz sizi bazen istemediğiniz şeyler yapmaya zorluyor. Ben de hayatımın çok az zamanında istediğim şeyleri yapabildim. Ondan dolayı daha sonraki sporculuk amacım amatör ruh ile devam etti.


-Edebiyata ne zaman ilgi duymaya başladınız?


Edebiyat lise-2. sınıftan bu yana ilgi alanımda. Nedim’den Fuzuli’ye, Ahmet Haşim’den, Nazım’dan Orhan Veli’ye tanıdıkça sevdim, sevdikçe okudum. Özellikle lise dönemim ile yolcularda çok okuyan biriyim. Yükseköğrenim dönemimde de çok okudum. Dolayısıyla okumak sizi yazmaya da yönlendiriyor. Günlükler tutarak ya da şiirler, karalamalar yaparak...


-Yazmaya nasıl başladınız?


Yazmaya yine lise-2’de Edebiyat dersi hocası, bir özeti okuyun sonra da bunu özetleyerek anlatın demişti. Bende hikâye dilini iyi kullandığım, övgüsünü duyunca öğretmenden, yazmaya başladım. Hatta hafta sonu çalıştığım yerlerde sabahtan iş bitimime kadar olup biteni, işverenden işçiye ustabaşına olan ilişkileri yazıyordum. Ayrıca dedem çok anı anlatırdı, (bunları öykülerim de anlatıyorum) bazen sadece dinleyerek, kimini de yazarak notlar alırdım. Ezberim de iyidir, can kulağı ile dinlediklerimi hafızama iyi kazırım. Lisede ve daha sonraki dönemlerde bunun faydasını tiyatro oyunlarında da gösterdim.


-Bunca uğraşın arasında radyo programcılığı nasıl oldu?


Aslında bu işin bir ezeli var. İlkokuldan itibaren kimi zaman mikrofon, bazen de bağırarak şiirler okuduğum, sonrada lise dönemimde okul gecelerini, müsamerelerini, anmaları, milli bayramları sunarak bir mikrofon tanışıklığım oldu. Radyoda ise Malatya’da yaşıyor olup hem İstanbul Türkçesi konuşuyor olmam hem de çok okuyor oluşum yardımcı oldu ve hayatımın en güzel anlarını ya mikrofon karşısında ya da paraşütle göklerden süzülürken yaşadım (1984yilinda okulun havacılık koluna üye olmamla başlayan paraşütle atlama tutkum hala devam ediyor). Her gün bir konuyu işleyip çok özgün müzik eserleriyle de süslediğim için çok ilgi çekiyordu “Azı Dişi “ programı.


-Tatil için gittiğiniz yere yerleşmeye nasıl karar verdiniz?


Aykırı bir yapım var. Gittiğim yerlerde rahat olmayı ve özgürlüğümü sonuna kadar yaşamayı sevdiğim için önce Hollanda sonra Almanya cazip geldi ve tez zamanda da iş bulunca orada yasamaya karar verdim. İşim iyiyken dahi ilk zamanlar durağan hayat sıkar olmuştu. Sonraları ülkeyi sevmeye ve elimden geldiğince yaşamadıklarımı görmediklerimi elde etmeye başladım.



-Kitabınızdan bahsedersek neler anlattınız kitapta?


Aslında çoğu özlemlerimden, anlamayandan, beklentimden, umudumdan bahsettim. Her şey zamanında güzel, ben çoğu yerde yaşayamadığımı, ulaşamadığımı, sevemediğimi (çünkü bir kez aşık olmuş ve sevdiğim insan da beni istemiş sonradan pişman olacağı bir evlilik yapmıştı) anlattım. Belki de özlem dolu mısraların sebebi yaşayamadıklarımdır.


-Şiir, hikâye ve roman yazıyorsunuz. Hangisi daha ağır basıyor?


Hikâyelerim çok ilginç, çoğu yaşadıklarım. Her seferinde ayrıntılara benin bile takıldığım kadar ilginç olanları var. Roman ise çok iyi teknik gerektiren, profesyonel yardım almanız gereken bir alan. Dolayısıyla onda derin bakmak, ona iyi konsantre olmak gerekiyor. Yani ben hikâyelerimi yaşantımın parçalarını ve hayal ürünlerimi insanlarla paylaşmadan yanayım.


-Yazdıklarınız kimlere hitap ediyor?


Yazdıklarımı sevdiklerime, çocuklarıma idollerime, hayal ettiklerime ve sevip de kavuşamadıklarıma ithaf ettim.


-Son söz olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?


Sevgiyle kalsınlar, hıçkırıkların ve isyanların her insanın yaşanmışlığı olduğunu bilmelerini isterim, sevgiler sunarım.


Hazırlayan: Özgün Onat

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube