Gece Yarısı Cinayeti / Bölüm-2 : MATEM

En son güncellendiği tarih: May 9


Editör: Burçin KAHRAMAN

Ayrı yaşamaya başladığından beri düzenli olarak her sabah aradığı annesini aramayınca kadıncağız endişelenerek ulaşmaya çalışmış ama ulaşamamıştı. Kızı oturduğu eve yeni taşındığı için komşularını da tanımıyor, kimseden gidip bir bakıverin diye rica dahi edemiyordu. Beraber çalıştığı birkaç arkadaşının numarasını kaydettiği defterden bulup tekrar tekrar aradı ama bugün aksilikler üst üste gelmiş gibi hiçbirine ulaşamadı. Bir anne çocuğundan haber alamayınca göğsü nasıl daralırsa, öyle nefes alamaz olmuştu. Gördüğü anlamsız kabuslar gecesini dar ettiği yetmezmiş gibi, şimdi gözününün nuru, biricik kızı da arayıp “Ben iyiyim anneciğim.” dememiş, yüreğine korku düşürmüştü. Sabah 10.00 ’da halâ kızından bir haber alamayınca doğrudan polisi aradı. Polis memuruna derdini anlatması ise güneşi gökyüzüne iple çekip sabah etmek kadar zor oldu gözü yaşlı anne için. Ama çaresiz annenin telefonda kendini tutamayıp hıçkırarak ağlaması “Ben kızımı tanımam mı? Onu ben babasız tek başıma yetiştirdim, kesin başına bir iş geldi, n’olur gidip bakın.” demesi, polisi de etkilemişti. Telefonu açtığında ‘'Bir şey olmamıştır hanımefendi. Kızınız meşguldür, neticede yetişkin bir insan.’’ diyen polis memuru bu hıçkırıklara dayanamayıp bir ekip göndermeye razı olmuştu. Telsizle anonsu alan en yakın ekip gidip kontrol etmek üzere verilen adrese hareket etti. Arabayı kullanan polis kenara çektiği arabada bekleyecek diğeri de evi kontrol edecekti. İkinci kata dar merdivenlerden çıkan polis memuru kapıyı tıklatmak için eliyle vurduğunda kapalı gibi görünüp hafif aralık olan kapı esneyerek 5-10 santim geri hareket etti. Polis gayri ihtiyari silahına davranıp duvara yaslandı ve ittirip "Kimse var m?ı" diye seslendi. İçeriden herhangi bir cevap alamayınca yavaş yavaş içeri doğru süzüldü. Merdivenleri çıkarkenki uykulu hali, anlık adrenalin yükselmesinin etkisiyle uçup gitmişti. İçeri girip bir iki adım atmıştı ki metalik bir kan kokusu tüm ciğerlerini doldurarak yüzünün buruşmasına neden oldu. Uzun koridorun sağ tarafındaki ilk açık kapıya hızla daldı. Burası salondu ve hiçbir şey yoktu. Koridorun solundaki mutfağı da kontrol edip sağdaki ikinci açık kapıya yönelince ürpertici manzarayı gördü. Kadın, beyaz elbisesi içinde elbisesinden daha beyazdı. Vücudundaki bütün kan boşalmıştı sanki. Kırmızı gölün ortasında narin bir kuğu gibi görünüyordu silüeti. Kan gölünün tam ortasında… Polis sendeleyerek duvardan tutundu, anlık gözleri kararmış ama son anda kendini toparlayabilmişti. Olabildiğince temkinli ve hızlıca evde kimse olup olmadığını kontrol ederken telsizden de durumu anons edip olay yeri inceleme ekibiyle adli tıp uzmanının gelmesini istedi. Polis olarak gördüğü ilk kanlı manzara değildi bu ama boşluğa bakan o gözler çivi gibi saplanmıştı zihninin duvarlarına. En mahir ressam eline fırçasını alıp, resmetmek istese ancak bu kadar becerebilirdi hüznü anlatmayı, içine kırgınlığı da katarak. Muhtemelen dün geceye kadar neşeyi anlatan tüm renkler mateme bürünmüştü o donuk bakan gözlerde. Duyduğu ayak sesleri, düştüğü karamsar ruh halinden şimdiki zamana geri getirdi polis memurunu. Meslektaşlarına kısaca bilgi verip kaçarcasına çıktı o kasvetli evden.

Olay yeri inceleme ekibinin başındaki komiser; titiz çalışan, bazen meslektaşlarının gereksiz gördüğü detaylara takılan bu nedenle de zaman zaman eleştirilen bir adamdı. Ama o hep bildiğini okur, kimsenin önemsemeyeceği küçücük ip parçasından katilin kazağının modeline ulaşır, sonrada kamera kayıtlarından zanlıyı yakalayıverirdi. Yine aynı titizlikle ayağına galoşlarını giyip evi önce o dolaştı. Ardından fotoğrafçı ve adli tabip içeri girip incelemeye başladı. Hiç kimse dokunmadan evin kamera görüntülerini almak en önemli noktaydı. Böylelikle sonradan akla gelen sorulara cevap vermek daha kolay oluyordu. Fotoğrafçının işi bitince adli tıp uzmanı yerdeki cansız bedeni incelemeye başladı. Boğazdan başlayıp kulağın arkasına kadar devam derin bir kesik vardı. Atardamardaki bu kesik nedeniyle zemin kırmızıya boyanmıştı. Yatağın karşısındaki koltukların üzerindeki kan damlacıkları da boğazın ayaktayken kesildiğini gösteriyordu. Atardamardan tazyikli fışkıran kan, yan yana duran iki koltuğun üzerine zerrecikler halinde püskürmüştü. Kadının boğazındaki yaranın derinliği ve genişliği cinayet aletinin bıçak olduğunu gösteriyordu. Yaranın başlangıç ve bitiş noktalarıysa bıçağı kullanan kişinin maktulün arkasında olduğunu gösteriyordu yani katil arkadan saldırmıştı. Ama vücutta boğuşma ya da darp izi yoktu. Bu da, katilin tanıdık biri olma ihtimalini ortaya çıkarıyordu. Çünkü boğazına bıçak dayalıyken bile insan yaşamak için mücadele ederdi. Mücadele vücutta yaralanma veya katilin açtığı yarada düzensizlik demekti. Belki de katil kadına arkadan sarılmış, kulağına aşk sözcükleri fısıldarken birden bıçağı boğazında kaydırıvermişti. Bir ihtimalde kadının o sırada alkol veya uyuşturucunun etkisiyle kendinde olmamasıydı ama bunu anlayabilmek için laboratuar analizlerinin çıkması gerekirdi. Komiser pür dikkat izlerken adli tabip kan içinde kalmış elbiseyi bacaklarından yukarı doğru sıyırdı. Önünde “Life” yazan yeşil iç çamaşırı trajikomik sahneyi tamamlıyordu. Çamaşırın üzerinde olması önemliydi, genellikle maktulün cinsel saldırıya uğramadığını gösterirdi. Yine de bu konudaki kesin sonuç alınacak genital örneklerden sonra ortaya çıkacaktı. Adli tabip numune almak için kadının çamaşırını çıkarırken bu sahneyi görmek istemeyen komiser görevli polislerden birine onunla gelmesini işaret ederek mutfağa doğru yöneldi. Eve ilk girdiğinde mutfak lavabosunun içinde gördüğü bulaşıkları giydiği lateks eldivenle inceledi. Üç tane porselen fincan vardı. Birinin kenarında ruj izi olduğu belli oluyordu. İki tabak, İki de çatal. Hepsini teker teker görevli polisin tuttuğu kanıt torbalarına koyup, salona geçti. Mütevazi sayıdaki eşyanın aksine çok sayıda kitap vardı geniş kitaplıkta. İçlerinden birkaç tanesini alıp inceledi, reklamcılık ve pazarlama konulu kitaplar ağırlıktaydı. Muhtemelen işiyle ya da okuluyla ilgili olmalı diye düşündü ama bütün kitapların incelenmesini istemeyi de ihmal etmedi. Kim bilir? Sayfa kenarına düşülmüş bir not ya da kitap arasına gizlenmiş bir mektup tüm seyri bir anda değiştirebilirdi. Gerekli direktifleri verdiği polisleri geride bırakıp tekrar yatak odasına yöneldi. Adli tabip şimdi vücudun diğer bölümlerini incelemeye geçmişti. O da odanın geri kalan bölümüne detaylı bir göz atmak istedi. Komodinin çekmecelerinde rengarenk iç çamaşırları, küpeler, tokalar, çeşit çeşit makyaj malzemeleri vardı. Gardırop da aynı şekilde renk renk kıyafet doluydu. Eğilip alt bölüme baktığında ise ayakkabı kutularını gördü. Sırayla içlerine bakmaya başlamıştı ki, ikinci kutunun içinde poşete sarılmış para destesini buldu. Miktara bakılırsa kadının dişinden tırnağından artırıp kenara koyduğu para olduğu düşünülebilirdi. Hemen delil poşetine koyup parmak izi alınmak üzere poşeti mühürledi. Daha sonra eve ilk geldiğince gözüne çarpan balkona yöneldi. Perdeler örtük değildi ve kapı sonuna kadar açıktı.. Katil buradan da pekala içeri girmiş olabilirdi. Balkona çıktı. Alt katlardan balkona muhtemel tırmanış noktalarını saptamak istedi. Sonra da geniş caddenin karşısındaki binaya baktı. Gece loş ışıkta dahi karşı binadan bu odada olup bitenler rahatlıkla görülebilirdi. Tam başını çevirmiş karşı binayı süzüyordu ki üçüncü katın camında kendisini izleyen gözlüklü bir adam silueti gördü. Komiser bakışlarını binaya yöneltince, adam hızla perdeyi çekip camın arkasında kayboldu. Ama komiser adamı görmüştü. Bu eve girdiğinden beri ilk defa içinde umut ışığı belirdiğini hissetti. Elde olaya şahit olan görgü tanığı olması demek, dosyanın büyük ihtimalle çözülmesi demekti. Komiser evi yeterince incelediğini düşünerek gerekli direktifleri görevli memurlara verdikten sonra yanına yardımcısını da alıp karşı binadaki muhtemel görgü tanıklarıyla konuşmak için hareket etti. Hem de bu hazin sahneden artık uzaklaşma ihtiyacı duyuyordu. Merdivenleri hızla inip caddenin karşısına geçti. Az önce kendisini izleyen adamı elinden kaçırmak istemiyordu. Binanın üçüncü katına çıkıp maktulün evini gören dairenin zilini çaldı. Kapıyı açan kadına evin beyiyle görüşmek istediğini söyledi. Kadın şaşırmış olarak küçümser vaziyette “İlhami! Evin beyi olarak seninle görüşeceklermiş” deyip gözden kayboldu. Kapıya gelen gözlüklü, saçlarının önü seyrelmiş adam ürkek ses tonuyla Buyurun ben İlhami, nasıl yardımcı olabilirim?” dedi. Komiser daha adamın söylediği ilk cümleden cinayete tanık olduğunu anlamıştı. Gözleri parlayarak yardımcısına döndü, “Arkadaşlar İlhami Bey’i ifadesi alınmak üzere büroya götürsünler, biz de diğer apartman sakinleriyle görüşüp hemen geliyoruz.’’ diyerek merdivenlerde kayboldu.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube