KIRMIZI DEFTER

En son güncellendiği tarih: May 9

Editör: Burçin KAHRAMAN

Yazar Adı : PAUL AUSTER

Kitap Adı : KIRMIZI DEFTER

Çeviri : İLKNUR ÖZDEMİR

Yayınevi : CAN

Basım Yılı : EKİM 2014 (11. BASKI)

Türü : ÖYKÜ

Sayfa Sayısı : 78

* Paul Auster'dan "Kırmızı Defter"i okudum. Paul Auster merak ettiğim, okunacak yazarlar listemde idi. İndirimde karşıma çıkınca aldım ( ahh ahh beni bu indirimler mahvetti). Nihal doğum günümde " Leviathan"ı hediye etmişti ama okumak için sıra gelmedi. Bu kitabı okuduktan sonra ilk fırsatta okumaya karar verdim.

* Paul Auster'ın hayatına kısaca göz atarsak ( yazar biyografisi okumadan kitabı okuyamıyorum, önce yazarı tanımam lazım ): 1947 New Jersey, ABD doğumlu. 12 yaşındayken, önemli bir çevirmen olan amcasının kitaplarını okuyarak edebiyata ilgi duymaya başladı. Colombia Üniversitesinde Fransız, İngiliz ve İtalyan Edebiyatı okuduktan sonra dört yıl kadar Fransa'da yaşadı. Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. XX. yüzyıl Fransız şiiri üstüne önemli bir antoloji hazırladı. İlk kez 1987'de "New York Üçlemesi" adlı yapıtıyla büyük ilgi gördü. 1995’te başrolünde Harvey Keitel’ın oynadığı “Smoke” filminin senaryosunu yazdı. Ayrıca ilk yönetmenlik denemesini de bu filmde Wayne Wang ile birlikte yapan Auster, 1995 yılından sonra senarist ve yönetmen olarak bir çok filme imzasını attı.Daha sonra romanları, öykü ve anı - romanı birbirini izledi. Auster, eşi yazar Siri Hustvedt ve iki çocuğuyla birlikte New York, Brooklyn'de oturuyor. 2006 yılında daha önce Günter Grass, Arthur Miller ve Mario Vargas Llosa’a da verilen Prince of Asturias ödülünün sahibi oldu. Paul Auster ayrıca PEN American Center’ın başkan yardımcılığını da yapmaktadır.

* Çevirmen İlknur Özdemir, İstanbul'da doğdu. İstanbul Alman Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesinden mezun oldu. Almanca ve İngilizce'den çok sayıda çeviri yaptı. Yalnızlığın Keşfi ( Paul Auster), Amok Koşucusu ( Stefan Zweig ), İrlanda Güncesi ( Heinrich Böll), Saatler (Michael Cunningham), Katran Bebek ( Toni Morison) bunlardan bir kaçı.

* Kırmızı Defter yazar ve çevirmenin kısa biyografileri ile başlıyor. 4 bölüme ayrılmış öykülerden oluşuyor. Gerekli yerlerde sayfa altında açıklayıcı dip notlar var. Çok kolay okunuyor, bir nefeslik muhteşem kitap. Başucu kitabı olmaya müsait.

* Auster, bu kitabındaki öykülerde, ya gerçekten yaşadığı ya da yakınlarından, dostlarından dinlediği gerçek olayları anlatıyor. Öyküler, rastlantıların insan yaşamındaki önemini vurguluyor. Herkesin başına gelebilecek tuhaf, ayrıksı olayların, insan denen varlığın önceden bilinemeyen, değişken doğasını nasıl ortaya çıkarı verdiğini anlatıyor.

* Tüm öyküler güzeldi, gerçekti ama benim en çok hoşuma ilk bölümdeki öykülerden biri gitti. Fransa'nın güneyinde bir çiftlik evinde bekçi olarak çalışırken başına gelenler, erzağın bitip aç kalmaları ve kurtarıcılarını gelmesi mucizesi. Aslında nasıl adlandırmalı bilmiyorum. Başkasına sıradan gözüken bir olay sizin için mucize olabilir, o anki çaresizliğinizle olanları "mucize" olarak adlandırmak mı doğru yoksa "tesadüf" diyerek daha gerçekçi bir tanımlama yapmak mı doğru? Bilemiyorum.

* Kitapta ki öykülerde bunları anlatıyor. Hayatımızın akışı sırasında olan büyük tesadüflerin, küçük mucizelerin hayatımızı nasıl değiştirdiği, etkilediği; dengenin nasıl korunduğu ( bir 10 cent hikayesi var tam da bu denge ile ilgili ) anlatılmış. Mutlaka kendinizden bir şeyler buluyorsunuz.

* Son anlattığı öyküde ilginç bir bilgi var ;< "Küçük Prens"in New York'ta yazılmış olduğu. Bunu bilenlerin sayısı azdır, ama Fransızların 1940 yılında aldığı yenilgiden sonra Saint Exupery terhis edilince Amerika'ya geldi ve bir süre Manhattan'da Güney Central Park, 240 numaralı evde oturdu. Bu ünlü kitabı orada yazdı, Fransız çocuk kitaplarının en Fransız olanı. Le Petit Prince, Amerikan liselerinde Frasızca öğrenen hemen her çocuğun zorunlu okuma kitabıdır ve benden önce daha nice öğrenci için olduğu gibi benim için de İngilizce dışındaki bir dilde okuduğum ilk kitap olmuştu.>

* Kırmızı Deftere bayıldım, tabii Auster'a da. İlk fırsatta Leviathan'ı okuyacağım. Sevgili kitap sevenler bir yorumun daha sonuna geldik; okumada ve yazmada emeği geçenlere teşekkürler. Yeni bir yorumda buluşana kadar kitapla kalın. Kitaptan alıntılar :

+ Bir mucizeydi bu. Gerçek bir mucizeydi, ben de buna kendi gözlerimle şahit olmuş, etimle kemiğimle yaşamıştım. O ana kadar bu tür şeylerin yalnızca kitaplarda olduğunu sanırdım.

+ Belki de o mektup, benim hiç bir şey bilmediğimi, içinde yaşadığım dünyanın benden sürekli kaçacağını kendime hatırlatmanın bir yoludur.

+ Bütün bu olay kızın üzerinde en ufak bir iz bırakmamıştı. Oysa benim için o saniyeler çok kalıcı bir deneyimdi, benim içsel tarihimin benzersiz bir olayıydı.

+ Amacım, on dört yaşın nasıl da savunmasız bir yaş olabileceğinin altını çizmek. Ne tam olarak çocukluktan çıkmışsınızdır ne de bir yetişkinsinizdir, ne olduğunuzla ne olacağınız arasında sürekli gidip gelirsiniz.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube